Başbakan Ömer Kalyoncu, hepimizin “paket” dediği, 2016- 2018 dönemi için ise “reform taslağı” denilen “ekonomik paket” için son aşamaya gelindiğini açıkladı.
Uzlaşılamayan nokta “elektrik ve yargı” diye ekledi.
Kaç gündür tartışıyoruz…
Soru şu:
– Yargı ne alaka?
– Elektrikte tahsilat arttı, yatırımlar başladı, talep edilen ne?
Türkiye kanadı üç noktada “özelleştirme modelinde” ısrarlı.
– Elektrik…
– Telekomünikasyon
– Limanlar
Telekomünikasyon ve Limanlar konusunda hiçbir tereddüt yok.
Belirlenen model de ortada…
“Kamu- özel ortaklığında… Yap- İşlet- Devret…”
Yani…
Tükenen ve topluma hizmet vermekte zorlanan bu alanlarda “özel sektör ile işbirliği” formulü öne çıktı.
Özel bir şirket ihtiyaç duyulan yatırımı yapacak…
Belirli bir zaman dilimi içerisinde parasını “tahsilattan” toplayacak.
Sonra da devlete devrederek, o alandan çıkacak.
Peki ya elektrik?
Neden başbakan “uzlaşamadık” dedi…
Bu soruya cevap vermeden önce…
Ekonomik protokolle ilgili şu tespiti yapmak gerek:
“İmzalanamadığı için, kamu en ufak ödemeleri dahi yapamıyor…
Maaş ödemesi zorda…
Piyasaya borç artıyor…
Bakanlıklar proje üretemiyor…
Memleketin temel ihtiyaçları dahi giderilemiyor…”
Kendi oldukları ortamları dahi yönetmekten aciz olanlar…
“Sırf olayı yardım heyeti ve Türkiye” düşmanlığında ele alarak…
Bizim ne kadar “üretimden kopuk, ayağı yere basmayan, cesaretsiz” olduğumuzu göremiyor.
Önce kendi yetersizliğimizle ilgili tespiti yapalım ki…
Üzerine doğruyu inşa edebilelim…
Elektrikte uzlaşılamayan ne?
Şimdi…
Elektrikle ilgili şöyle bir açmazımız var.
Enerji politikasının geneli ile ilgili tek söz sahibi Kıb- Tek…
Riskin sahibi siyaset ama, Kıb- Tek’i aşarak, enerji ile ilgili politika üretip, yürürlüğe koyamıyor.
Bu bir tespit…
Oysa Kıb- tek kendi görev alanında…
Elektriği üretecek…
İletecek…
Tahsilatını tam yapacak…
Bunu da en ucuz bir şekle getirecek…
Ancak Kıb- Tek’in yapısı gereği müthiş bir tekel var.
Herkes ona muhtaç…
Bu rahatlıkla da “vatandaş memnuniyeti” en arka sırada.
Her olayda, “canla başla” hata örtmeye çaba harcayan çalışanlar olmasa, bugün durum çok daha kötü noktada olacaktı.
“Tahsilat” çıktı, “dağıtım” kaldı
Bugüne kadar Kıb- Tek neredeyse TC- KKTC arasındaki en büyük kavga.
Düne kadar Türkiye “Enerji Dairesi kurulması, hizmetlerin ayrıştırılması, dağıtım ve tahsilatın özelleştirilmesi” taraftarıydı…
Yeni taslakta “tahsilat” kısmı özelleştirmeden çıktı.
Neden?
Zira Kıb- Tek, şu anda en üst düzeyde tahsilat yapabiliyor.
Ancak, elektriği ucuzlatacak “dağıtım” kısmıyla ilgili saptama devam ediyor.ç
Kayıp kaçak önleyecek, elektriği ucuzlatacak yeni yatırımlar için Kıb- Tek ve KKTC bütçesi yetersiz…
Elektrikte uzlaşılmayan nokta burası kaldı…
“Yargıda şeffaflık” vurgusu gereği de nerden çıktı
KKTC’de yargı bağımsız…
Tamam, “icra- iflas” mekanizması çalışmıyor.
Bu ekonomiyi de yerle bir eden bir zaaf…
Ancak…
İki “devlet” arasında yer alan bir protokola…
“Yargı daha bağımız olacak, daha şeffaf olacak, hesap verebilir olacak” diye yazmak da nerden çıktı?
Yargıyla ilgili hepimizin ciddi şikayetleri var.
Ancak, bu başka bir şey, siyaseten müdahale sayılacak bir adım atmak daha başka bir şey.
Yüksek Adliye Kurulu orada…
Çürükleri ayıklasın…
Yeni yasa isteniyorsa hazırlasın…
Ama “siyaset” eliyle müdahale…
Kabul edilecek bir nokta değildir.
DPÖ lağvedilecek
İşte en sürpriz nokta da burası…
Devlet Planlama Örgütü, yeni dönemde ortadan kaldırılacak.
KKTC bu makam müsteşarlık düzeyinde…
Ama Türkiye o kadar önemsiyor ki, bakanlık düzeyinde…
DPÖ ne yapıyor bizde?
İstatistik Dairesi bünyesinde…
Ama istatistikçisi yok…
Gelecekle ilgili planlama da DPÖ görevi…
Personeli yok…
Teşviklerle ilgili belgeler de burada yapılan değerlendirme ile veriliyor ki…
Burası çok hassas bir nokta.
Bu güne kadar en ufak bir şaibe yaşanmadı…
İstatistik ve Planlama ayrı daire olarak Başbakanlığa bağlanacak…
Teşviklerle ilgili yetki de Ekonomi Bakanlığı’na verilecek…
Gerekçe ne?
Neden?
Henüz anlayabilmiş değilim.
Yıllardır en güçlü olması gereken bir müsteşarlık göz ardı edilirken, şimdi bu da nerden çıktı?
Yakında onu da öğreniriz…
































