Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

En büyük kazanım “siyasi eşitlik”

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile, Baykan Gürses Özdağ’ın röportajını iyi okuyun.

Ben okudum…
Hatta bazı yerlerini iki kez okudum…
Su konusunda “ne kadar basiretsiz” yönetildiğimizi bu güne kadar anladım.
Bizim olan her şey, benilce tüketildiği gibi, su da tüketilmiş bu güne kadar.
“Su Dairesi ne işe yarar?”
“Belediye Başkanları buna nasıl göz yumar?”
“Bu ülkeyi yönetenler bu güne kadar ne yaptı?”
Bu sorular gerekli ama artık çok geç.
Proje su…

Entegre Su Yönetimi…
Nedir?
Su, her alanda doğru yönetilecek.
Yer altı su kaynakları tükendi…
Nasıl düzelecek?
Yeni kuyu açılmayacak…
Hoyratça çekilmeyecek.
Her yıl 75 milyon metreküp su gelecek…
Hem kullanım, hem tarım suyu gibi kullanılacak…
Yağmur suları ile yer altı su kaynakları beslenecek…
Kim bilir, kuruyan pınarlar akacak…
Barajlar dolacak…
Yeni kuyu izni verilmeyeceği gibi, tarım için suyun maliyeti de düşecek…

Dönelim röportaja…
Ne diyor Talat:
“Biz konuyu hep siyasi düzeyde ele aldık. Dört bakan görevlendirdik. Bizim bakanlarımız hassasiyetle müzakere ettiler, UBP’li bakanlar anlayamadığımız bir tutum takındılar. Günün sonunda Türkiye adına hep bürokratlar oturdu masaya. Bizim istediğimiz siyasi eşitlik düzeyinde müzakere oldu. Nitekim, siyasi düzeyde iki değişiklik yapılarak, anlaşma imza aşamasına gldi…”
Benim özetle anladığım bu.
Bu aşamada…
En büyük kazanım…
“Siyasi düzeyde sağlanan eşitlik…”
Yoksa su bir şekilde yönetilir.
Zaten adaya “olmayan su” getirildi.
Var olan kaynakları “var olan siyaset” dizayn edecek.
Türkiye’den gelen suyu da…
Ama buralı…
Ama şuralı…
Ama oralı…
Birileri yönetecek…

***

Memleket değil, bataklık

Yahu insan irkildikçe irkiliyor.
Yeni yeni habrler geliyor.
Açılan her yeni çukurda…
Aslında nasıl bir bataklığın içinde yaşadığımız geliyor akla…
Herşeyin kaçağı- göçeği bizde.
Resmen arka bahçe…
Resmen bataklık…
Resmen kerhane de burası…
Kumarhane de burası…
Başka hangi bataklık geliyor aklınıza?
Hepsi de biziz…

***

Polis sonuna kadar gitmeli
Bugün…
Polis Genel Müdürü olarak, o koltukta otursam…
Gelen telefonları, baskıyı hayal edebiliyorum, şimdiden…
Düşünsenize…
Tutuklananlardan biri vekil eşi…
Soruşturma devam edecek.
Ucu kime giderse…
Nereye dayanırsa…
Polis görevini yapacak.
Bakınız.

Her akşam bir bomba patlıyor…
Her akşam biri kaçırılıyor…
Her akşam uyuşturucudan birileri tutuklanıyor…
Hepsinin sorumluluğu polisin omuzunda.
Polis teşkilatı, en hareketli günlerini yaşıyor yine.
Ama hepimizin gözü de orada…
Sayın Süleyman Manavoğlu…
Sizin kaybedecek bir makamınız var, “baskılara boyun eğmezseniz…”
Ama eğerseniz…
Bu toplumun kaybedecekleri çok daha fazladır.
Polise, teşkilatınıa…
Yetişmiş elemanlarınıza…
Dürüst polis ve polis müdürlerine en fazla ihtiyacımız olan dönemdeyiz…
Kürtaj soruşturmasında da…
Bımbalamalarda da…
Kundaklamalarda da…

Sonuna kadar gidi. Sonuna kadar…
Dik durun ve eğilmeyin… Eğilenlere de geçit vermeyin. Hem memleketi temizleyin, hem teşkilatın içindeki çürük elmaları…
Toplumun sağduyusu sizinledir…