Havadis ailesi olarak, bir süreden bu yana Onkoloji Hastanesi’ni dert ettik.
Bekleriz ki sorun çözülsün.
Ama, bizimkisi ölü gözünden yaş beklemek.
“Sağlık Sistemi” dediğimiz şey kanser.
Ama bekliyoruz ki, “kanser” olan sistem, çözüm üretsin.
Bu “cerayeti” kesip atmadığımız sürece de, kimseye faydası olmayacak, aksine sistemin iyi yanlarını da zehirleyecek.
Sağlık “yoklar” üzerine kurulu.
Şimdi biz bir süredir ne tartışıyoruz?
Doktorlar…
Başka da bir şey yok…
– Doktorlar hastanede mi klinikte mi?
– Özelde mi devlette mi?
– Maaşı az mı çok mu?
– Çalışma saatleri az mı çok mu?
Son “5 bin” sağlık bakanına bakın…
Hüseyin Celal hariç, tamamı doktor.
Ne yaptılar?
Bina tamir ettiler…
İstihdam yaptılar…
112 sistemini kurdular…
Başka da sistem kurmadılar…
Esas yapması gerekenleri, yapamadılar…
Sistemsizlik içinde, “kanser” bir yapı kurdular.
“Doktorların çıkarlarına” sistemi mahkum ettik.
Bir bakan “serbest çalışan hekim” dedi, diğeri “devlet doktoru…”
“Vatandaş” demedi diyecem ağır olacak ama, e herkes de kendisini sorgulasın…
Sağlık yok, sistem yok, yok da yok…
Onkoloji Hastanesi bitiyor…
Daha içinde kim çalışacak belli değil.
Hastane inşaatı 7 ay önce bitecekti…
Şimdi 20 güne hazır…
Hastası belli bir tek…
Yani esas öznesi…
Ama başka?
Bina bitti devlet yok…
Bina bitti doktoru kim olacak belli değil…
Bina bitti, hasta bakıcısı belli değil…
Bina bitti hemşiresi belli değil…
Onkolog yok…
Doktor yok…
Ama biz ne tartışıyoruz?
Haksızlık da etmek istemem ama…
Doktor kaç para alacak?
Bu işin öznesi “hasta”
Sağlıkta sistemi kuramayanlar…
“Doktorun rahatı” için uğraşıp, sistemin kendisi ile uğraşmayarak, şimdi doktoru da düğümledi.
Mutsuz bir doktor yapısı yarattı.
Bu sistemde hangi doktor, nasıl mutlu olacak?
Hizmet kalitesi düştü…
Bina kalitesi düştü.
Onkoloji Hastanesi var, hastanenin ana binası ile bağlantısı yok…
Kanser hastaları MR için, tomografi için diğer binaya nasıl taşınacak belli değil.
Doktoru sistem içinde eriterek, yok sayarak, uyutarak, birbirine kırdırarak, esas özneyi de mutsuz ettik.
Hasta nerde?
Kendi parası ile şifa arıyor…
Doktor nerde?
Biraz hastanede, biraz özel hastanede, biraz klinikte…
O da kendine yetecek, 15 yıllık eğitimine değecek ücretin peşinde.
Biraz özelden, biraz devletten…
Ama biz halen daha “sistemi” değil, doktoru trtışıyoruz…
Doktoru tartışa tartışa, “hastayı” unuttuk.
Bu “kanser” sistemin, çare üretmesini bekliyoruz…
Ayrı karede
Silbaştan…
Bakınız…
“Doktor da doktor” diye diye, ortada ne sistem kaldı, ne doktor…
Bütçeden ayrılan yüzde 9 pay…
Sosyal Sigorta yatırımları…
Devletten alamadığımız şifayı özelden almak için harcadığımız milyonlar…
Türkiye Devleti’nin katkıları…
Hayırseverlerin katkıları…
Hepsi bir araya gelse, dünyanın en iyi sağlık sistemlerinden birini kuracağız ama…
Sisteme bakar mısınız?
Binaları bitirip, içine hasta yığıp, tedavi edecek doktorun kim olduğunu halen bilmiyoruz.
Hasta bekliyor…
Doktor yok…
O zaman, “silbaştan” bir sisteme ne dersiniz sağlıkta?
Bozulalım ama, gene doğru dizilelim…
Zırt pırt ölmektense, bir kere ölelim ama, bu statükodan da kurtulalım.
Varsın Salih İzbul da, bir daha milletvekili seçilmesin…
Ne kaybeder?
İzbul kaybetsin ama, toplum kazansın…
Öyle ya, anasının karnından, vekil bakan doğmadı…
“Dr.” Ünvanı da vekil, bakan ünvanından daha kıymetlidir…
Yoklar ülkesi…
Dün, Tabipler Birliği Başkanı, Diş tabipleri Odası Başkanı, Tabipler Odası başkanı ve diğer doktor arkadaşları dinledik.
Bakınız…
Onkoloji hastanesi var ama, henüz hangi personelle çalışacağı bekli değil…
Koruyucu hekimlik hedefler arasında yok, zincirleme sistemi tıkıyor.
Kanser patladı…
Ancak, savaşmakta organize olamadık.
Kanser kayıt Birimi yok…
Kanserle Savaş Birimi yok…
Zaten bu alanda yetişmiş yeterli Hekim yok…
Koordinasyonu sağlayacak birim yok…
Alkol ve uyuşturucu ile mücadele merkezi yok…
Diş doktoru yok…
Reçetesiz ilaç satışı devam ediyor…
Bu toplum sağlığını tehdit eden en önemli unsur. Hükümet 6 ay içinde reçetesiz antibiyotik satılmayacağını vaat etti, vaat etti de adım yok.
Kansere neden olan adımları önleyecek irade yok…
Sağlıksız liman yapısı, Taşocağından çıkan toz, filtresiz santraller… hepsi de devletin ama devletin umurunda dğeil.
Bir de özeldeki taşocağı ve santrali düşünün…
Tedbir de yok…
Denetimsiz baz istasyonları, pestisitli gıdalar, limanlardan giren gelişigüzel gıdalar var.
Acil servislerde doktor barınmıyor, yok.
Üniversiteler neredeyse her yıl bir üniversite hastanesi açıyor… Denetim yok.
YÖDAK dediğimiz ucubenin eğitimden yana gaylesi yok.
3 bin 200 TL’ye işe başlayacak doktor zaten yok…
Denetim var mı?
O da yok…
Aha, devlet hastanelerinde “diş doktoru” kalmadı, o da yok…
Yani “sistem yoksa” gerisi zaten yok…
Ne var peki?
Kaos var…
Mutsuz doktorlar…
Çaresiz bir halk var…
Buyurun, yaşamaya devam edelim…
Hiçbir şey “yokmuş” gibi…
































