Malum…
Meçhul bir kamyon…
Lefkoşa’dan Güzelyurt’a asfalt malzemesi taşıyor…
Yılmazköy üst geçidinde, yola asfalt malzemesi dökülüyor.
Kimseyi uyarmayan kamyon sürücüsü…
Açılan kapağını kapıyor ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor.
Peşinden gelen Hüseyin Gözen emanet araç ile, yoldan çıkıyor, bariyerlere çarpıyor ve eşinin kolu kırılıyor.
Araba da haşat.
Çok sayıda arabada da kaza atlatıyor.
Olay yerindeki duyarlı Ahmet Erdoğan, hem ambulansı, hem polisi, hem Alayköy Belediyesi’ni uyarıyor.
Yol temizleniyor ve trafik de devam ediyor…
“Bulun dava edeceğim…”
Biz de olayın üstüne vurmuştuk.
Havadis Gazetesi bu haberi, “Sorumsuzluğun bedelini masum vatandaş ödedi diye haber yaptık.
Öyle ya…
Sorumuz kamyon şoförü, yola dökülen asfalt malzemesini temizlemek, ya da yetkilileri uyarmak yerine, kaçmayı seçti.
Olan da Hüseyin amca ve eşi Şaziye teyzeye oldu…
O gün ne demişti Hüseyin Gözen:
““Polisten, devletten tek ricam bana o kamyonun sahibini bulun, mahkemeye verecem. Borç harç arabayı tamir ederim ama kimsenin bize bunu yapma hakkı yok…”
Bulundu…
Ben de o gün, kaleme aldığım köşe yazımda şu ifadelere yer vermiştim:
“Şimdi…
Sen dökecen yola mıcırı, arkana bakmadan kaçacan…
Ben da kaza yapacam, elim- ayağım kırılacak…
U…
Sorumlusu var mı bu işin?
Var elbette…
Polis bulabilir mi?
Bulabilir elbette…
Hatta derhal bulmalı…
Kimsenin, bir başka vatandaşa bunu yaşatma hakkı yok…
Hüseyin amca canının acısına mı yansın, üstüne bir de bu derdi mi çeksin?
Şaziye anne, neden şimdi bir de kırık kolla yaşasın… O zaten eşi ile dayanışmak için gece gündüz çırpınıyor.
Bu olay, burada kapanmamalı…
Biz de takipçisi olacağız…
Olalım ki, “dangalak ve sorumsuz” şoförler, istedikleri gibi davranamasınlar…
Bedelini ödesinler…”
***
Bulundu…
Çok şükür ki, adaletin tecelli etmesini isteyenler de halen görevlerinin başındadır…
Polis Genel Müdürlüğü olayın peşini bırakmadı…
İz sürdü…
Bölgedeki kameraları, görgü şahitlerinin söylediklerini sonuca bağladı.
Sorumsuz şoföre ulaştı.
İsmi HÜSEYİN BALTAŞLI…
Kamyonun plakası da TJU 103…
Polis ekipleri, ilgili şoföre ulaştı ve yarının kendilerine verdiği yetki çerçevesinde adım attı.
“Kazaya sebebiyet verme” suçundan sabit ceza kesti.
Bundan sonra görev kazayı yapan Hüseyn amcada…
***
“Dava edeceğim”
Ne demişti Hüseyin Gözen:
““Önümdeki araç asıldı frenlere… Ben da ona vurmamak için, fren yaptım. Yola dökülen çakıllardan, asfalt harcından kaydı araba… Toparlayamadık, vurduk bariyerlere…
Polisten, devletten tek ricam bana o kamyonun sahibini bulun, mahkemeye verecem. Borç harç arabayı tamir ederim ama kimsenin bize bunu yapma hakkı yok…”
Sorumsuz şoför yüzünden, Hüseyin amca da eşi Şaziye teyze de büyük acılar yaşadı.
Basit gelebilir bu olay…
“Cana gelmedi mala geldi madem bir şey değil” de diyebilirsiniz…
Ancak, daha dün üç cenaze kalktı bu ülkeden.
Üçünde de “sorumsuz şoförlerin” ihmali var.
Üç masum toprağa verildi.
Acıdır ki, Şaziye teyze ya da Hüseyin amca da dün ölmüş olabilirdi.
Bu nedenle benim beklentim, Hüseyin amca geri adım atmasın…
Hüseyin Baltaşlı isimli sorumsuz kamyon şoföründen davacı olsun…
Bu da herkese ibret olsun…
***
Baltaşlı da dava açsın
Şoför Hüseyin Baltaşlı, polise verdiği ifadede, “Yol orada çukur oluyor. Aniden yol hatası nedeniyle çukura düştüm ve arka kapak açıldı. Malım yol hatası nedeniyle yola savruldu. Kapağı kapatarak malın geri kalanını kurtarabildim. Malı yerine yetiştirmek için yoluma devam ettim…”
Durmasın…
Hüseyin Baltaşlı da, bozuk yola müdahale etmeyen devleti mahkemeye versin.
Versin ki, zincirleme bir şekilde masum insanlara zarar veren bu sistemde, hata yapanlar bedelini ödesin.
Bu uyarım aynı zamanda ülkemizdeki baro birliklerine de…
Vatandaşın yargıya başvuracak gücü yok diye, bu adaletsizlikler sinsilesi hem mala ama en çok da canımıza kast ediyor.
Bunun için örgütlü mücadele verilmediği sürece, daha çok cenaze kalkar bu ülkeden…
Daha çok…
































