Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Herhalde benim algımda sorun var

Ünal Üstel, UBP genel başkan adayı…

Dün, Genç TV’de “Beş aday Hüseyin Özgürgün’e karşı birleşti mi?” sorusuna “hayır” demedi.
Ya benim algımda bir problem var, ya da bir yerlerde yanlış…
“Biz beş aday bir araya gelerek, parti ile ilgili değerlendirmeler yapıyoruz” dedi.
Yani beş başkan adayı sık sık bir araya geliyor…
• Partinin sorunlarını konuşuyor…
• İş birliği kararı alıyor…
• Strateji belirliyor…
• Hüseyin Özgürgün ile ikinci tura kim kalırsa o desteklenecek…
• Özgürgün dışında beş aday içerisinden ikisi ikinci tura kalırsa, diğer dört isim, en çok oy alanın başkan seçilmesini kabul ediyor.

Gerçekten son derece enteresan…
Ulusal Birlik Partisi’nde aday olmak herkesin hakkı.
Tek tek her isme de başkanlık yakışır belki…
Ancak çizilen görüntü, ancak da beş adayın değerinden götürür.
İddiasından götürür.
Herkes aday olur…
Yarışır…
Oy oranlarına göre ilk turda biter, ya da başka isimler ikinci tura kalır.
O zaman, herkes gereğini yapar.
Bilmem…
Ben anlamadım, anlamakta da zorlanıyorum.

***

Ünal Üstel: Meclis’teki görevimden ayrılacağım

Meclis Başkan Yardımcısı Ünal Üstel, “1 Ekim’den itibaren Meclis Başkan Yardımcılığı görevini bırakacağını” açıkladı.
Üstel, “Kurultaya herhangi bir görevim olmadan gideceğim” ifadesini kullandı…
Neden?
Zira, kimsenin “üzerinde bir zırhla kurultaya” gittiğini düşünmesini istemiyor.
Sadece bir milletvekili olarak kurultayda yer alma arzusunda.
Farklı bir tavır…
Meclis açılır açılmaz, “Meclis Başkan Yardımcılığı” görevinden ayrılacak.
Neden 1 Ekim?
Zira, Meclis’in açılması ile birlikte, istifasını sunacak…
Bu da UBP kurultayı adına enteresan olacak.
Herkesin koltuk kapmakla uğraştığı bir ortamda, Üstel, koltuğu bırakarak başkanlığa aday olacak.

***

Türkiye kaynıyor

Yanı başımızda Türkiye kaynıyor.
Her gün onlarca ölü haberi…
Türkler ölüyor…
Kürtler ölüyor…
İktidar kavgaları arasında…
Siyasetin çirkin yüzü arasında, “Kardeşi kardeşe kırdırmayın” söylemleri kaynayıp gidiyor.
Öfke tırmanıyor…
Kavga büyüyor.
Sadece silahlar değil aktif olan.
Sokakta herkes bir asker…
Herkes bir peşmerge…
Bıraksan, herkes herkesi öldürmeye hazır…
Bugün silahlar sussa, öfke durur mu?
1 Kasım’da seçim var Türkiye’de.
Bu ortamda, nasıl bir seçim olacak…
Var olan sonuçtan nasıl farklı bir tablo çıkacak.
Oysa Türkiye’de “uzlaşı” kültürü gelişmediği sürece…
İnsan sevgisi yeşermediği sürece…
Mezhep kavgaları bitmediği sürece…
Kökenler insanlığın önüne geçmeye devam ettiği sürece…
Silahlar susmaz…
Kan durmaz…
Ölüm haberleri bitmez.
Analar ağlamaya devam eder, haykırarak…
Babalar ağlamaya devam eder içine içine…
“Böyle vatan sağ olmasın” deyenlerin sayısı artar…
“Bir evladım daha olsa onu da vatana feda ederim” deyenler de olur elbet ama…
Biliyoruz ki hiçbir anne baba, kara toprak için yetiştirmez evladını…
Türk ya da Kürt…
Alevi ya da Laz…
Şii ya da Sünni…
Yeter…
Anadolu için daha kötü bir tablo olamaz.
Ne için?
Neden yaşanıyor her şey Türkiye’de…
“Şehitler ölmez vatan bölünmez” de…
Anaların yüreği?
Kardeş acısı?
Evlat acısı?
“Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye diye…
“Bir ölür bin geliriz” diye diye…
Etnik kökende devam eden bu kavga, Türkiye’yi hızla yurt olmaktan çıkarıyor.
Türkiye’de bu kavga 1 Kasım’a kadar devam edecekse…
Yüzlerce genç daha toprağa düşecek demektir…
Değer mi?
Yazık, hem de çok…