Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Biri elini masaya vurmalı, ama kim?

Elinizi nereye atsanız, elinizde kalıyor…

Yalan mı?
Aha da bir bakın…
Devletin elinde ne varsa, “kamunun” değil, yönetenlerin oyuncağı haline gelmedi mi?
Geldi.
Somut adımlar atalım.
Devletin elinde Kıbrıs Sigorta var…
Kamu malı.
Bu çağda, devlet halen daha sigortacılık yapıyor, özel sektörün çok geliştiği bu alanda rekabet ediyor.
Her atamasında ayin- oyun var.
“Yüksek maaşla” istihdam sağlamak, “yüksek maaşla emekli yaratmak” için kullanılıyor.
Şimdi DP’nin oyuncağı…
Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı Şeker Sigorta.
Yani bu son yaşananlara sadece bir ben mi hayret ediyorum…
Yoksa başkaları da var mı?
Yasa belli.

Hangi koşullarda müdür atanacağı da belli.
Ama gelin görün ki, partizanlık hat safhada.
“Partizanlık” desem de…
Partizanlık, o partinin çıkarları için kamuyu kullanma anlamı taşır…
Bakın son dönemdeki istihdamlara…
Tamamı, “partiyi kullanarak makam sahibi olanların kendi çıkarları…” için yapılmakta.
Para Kambiyo Dairesi, “olmaz” dese de, “ne var yani yasayı delerseniz?” deniyor.
Yasaları korumakla görevli olanlar, yasalara uymak yerine, “Bir kere delinse ne olur?” derdinde…
Neden?

“Benim adam orada olsun…”
Gözler Mehmet Ali Talat’ta…
Birçok noktada “Talat ne diyecek?” diye bakışanlar var.
O zaman Talat da “adaletin tesis edilmesi” için ağzını açacak…
Elini masaya vuracak.
Deniyor ki, “Talat’ın hiç böyle bir tarzı olmadı…”
Olaydı…
Olmadı bu yüzden böyle oldu.

***

Yargı el atmalı

Yahu, şaka gibi.
Kooperatif Merkez Bankası’na ait 3 milyon TL çalındı.
Çaldılar…
Ama sürece bir bakın, banka yönetimi dışında herkes suçlu.
Hatta işten adam da attılar.
Hem de CTP döneminde, CTP yönetiminde.
“Emek en yüce değerdir…” falan derler ya…
Hepimizin ölünün goca körü…

Herkes seyrediyor.
Konsantre alanımız farklı…
Bir kurumu yönetmekle yükümlü olanlar, yaratılan yönetim zafiyetinin en az suçlusu…
Hatta suçlusu bile değil.
Bir bankanın parasının nasıl taşınacağını bilmeyen banka yöneticileri…
Çareyi, bağlı bir kurumdan para aktarmakta buldular.
Bu yöneticilik oldu…
“Yazılı emir verin” diyen ve “Bu sorumluluğu alamam” diyen personel ise suçlu.
Uzaktan erişimle Şeker Sigorta hesaplarına girildi, işlem yapıldı…
Bunu yapanlar suçsuz…
İşlemi iptal eden personel ise “bilançolarla oynadılar” denilerek işten atıldı.
İşte “emeğe” önem verenleri temsil edenlerin yaptığı bu.
Maalesef, hem parayı önlem almayarak çaldırdılar…
Hem 2 milyon 229 bin 500 TL’yi yerine koymak için de, makamlarını kullanıyorlar…
Ama gelin görün ki, suçlu sadece ve sadece 2 sigorta çalışanı…
İşten atıldılar…
Halen daha bu konuda bir adı m atılmadı.
Herkes sus-pus…

Gülhan Alp, yani kooperatif müdürü, “milyonunu alıp, bankadan sorunsuz sıvışmanın” derdinde…
Bunun için de iki çalışanı işsiz bırakmak vicdanını sızlatmıyor.
Halbuki…
Adalet olsa…
Biri de hesap sormaz mı?
“Yahu sen bu parayı nasıl taşıttın?” diye…
Geri dönmeyen kredi verenden hesap soran “adalet”, “parayı taşımaktan” aciz yönetimlerden hesap sormuyor.
Sonra da deniyor ki, “sana ne?”
Ne demek “bana ne?”
Evet…
Bana dert…

Olmaya da devam edecek.
Zırnık talebim yok.
Ne reklam beklentim var…
Ne kredi…
Ne oralarda terfi alacak bir çocuğum kardeşim var…
Ne de oralarda çalışan arkadaşlarım için bir talebim…