Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ya beslemesin, ya fedakar… Ötesi yok

“Besleme” kalmayı istemekle, “çıkmak” arasında ince bir çizgi var. O da “fedakarlık”…

“Kedi gibi” her hakaretamiz sözler duyduğumuzda bağırmaktan başka ne yaptık?
“Ben KKTC bütçesine her yıl 1 milyar dolar (Ki bu 1 milyar TL’dir) veriyorum. Yavru olmasa verir miydim?”
Yaklaşım budur.

Peki, bunu dedirtmemek için ne yaptı Kıbrıs Türkü?
Bunu “duymamak” için yapılması gerekenler vardır.
Hem “bana besleme deme” diye bağırış çağırış içinde olmak, hem de “ama statüko da devam etsin” demek, ikiyüzlülüktür.
Neden mi?
Hükümet aslında, bir süredir, “yerel gelirle cari gideri karşılama” derdinde.
Yaşadığımız tüm sıkıntıların bir nedeni de budur…
Piyasadaki darlığın bir nedeni de hükümetin denk bütçe çabasıdır.
Bu doğru mu yanlış mı?
• Esnaf…
• İş adamı…
• İşçi…
• Memur…
• Özelde çalışan…
• Kamuda çalışan…

Herkes bu durumu bir kez daha gözden geçirmeli.
Yoksa daha önce Turgut Özal…
Şimdi Erdoğan…
Yarın başka biri…
“Yavrusunuz kardeşim, yavru olmanızın bedelini biz ödüyoruz” diyecek…
Burası Burnei sultanlığı değil…
Ama biz ne istiyoruz…
“Bir elimiz yağda olsun, biri de balda…”
Bu devlet…
Hayat Pahalılığı da ödesin mi?
Ödesin…
Narenciyedeki çarpık teşvik sistemi devam etsin mi?
Etsin…
Kamuda 50 milyon TL öngörülen ama 100 milyon TL ödenmesi beklenen çarpık ek mesai sistemi devam etsin mi?
O da etsin…
Sütteki teşvik devam etsin mi?
“Bana mı battı?” o da devam etsin.
Hükümetler sadece “memurların işvereni” gibi davransın, reel sektörü yok saysın mı?
Saysın…
İşte böyle devam ettiği sürece…
“Para istemiyoruz” söylemleri de havada kalıyor.
Bunu “siyasi bir gerilim malzemesi” olarak kullanmaya da gerek yok.
İnsan olmanın gereğidir.
Türkiye’nin bu parayı vermesine, kendi insanından kesmesine de gerek yoktur.
Ayakları üzerinde durmak isteyen Kıbrıs Türkü, gereğini yapacak.
Gereğini yapmazsa da…
“Kedi gibi” hem dinleyecek, hem bağıracak…
Keyfine de devam edecek.

***

CTP tarihi dönemecin eşiğinde

Özkan Yorgancıoğlu, “Siyasi sorumluluk benim, gereğini yaparım” dedi…
Tüzüğün kendisine verdiği yetki ile kurultayın önünü açsın.
CTP Parti Meclisi, 14 Haziran’da kurultay kararı aldı…
Olağanüstü kurultay…
Başkan seçecek sadece…
MYK değişecek mi?
Belki de hayır…
Parti Meclisi değişecek mi?
Hayır…

Ekim 2015’e kadar kalacak.
Tüzük gereği ertelenirse olağan kurultay, Nisan 2016’ya kadar bu Parti Meclisi göreve devam edecek…
Neden?
Neden tek sorumlu Özkan Yorgancıoğlu?
Özkan Yorgancıoğlu, siyaseten başarısız mı?
Parti başkanı olarak tek bir hatası var.
Parti içi “hizip”i bitiremedi.
O hizip, şimdi geldi, kendisini de yedi.
“Özkan Yorgancıoğlu ne olacak?” diye düşünen de yok ha…
Parti başkanı olarak başka başarısızlığı var mı Özkan Yorgancıoğlu’nun?
Bence yok…

Şu anda parti iktidarın büyük ortağı…
15 belediye artık CTP’nin…
Peki başka bir soru: Yorgancıoğlu hükümette başarılı mı?
Sabaha kadar onu da tartışırız. Başarılı olduğu noktalar var, başarısızlıklar var.
Ortada elle tutulur bir icraat yok.
Bu da bir sorun…
Yorgancıoğlu “tek başına siyasi sorumluluğu” üstlendi…
PM aynı kalacak…
MYK aynı kalacak…
Kurullar aynı kalacak…
Delege aynı kalacak…
Başkan tek başına değişecek.
“PM seçimsiz kurultay” ısrarını çözemedim.
Tüm sorumluluğu Yorgancıoğlu’na yüklemek adil değil.
Kendisi, “Böylesi en iyisi. Bu sorumluluk benim, zaten ekim kurultayı var, partiyi ve kurullarını bu kadar yormaya gerek yok” derse…
Amenna.
Gönüllü bir çekiliş ise…
Amennna…
Ancak görünen o ki, “Yorgancıoğlu’na bir son” yazılıyor…
Doğru bir adım olmayacak.

***

Değişimi nasıl yakalayacak?

CTP, tarihi bir dönemeçte.
CTP, ya değişimi yakalayacak, ya küçülecek…
Üçüncü bir seçenek yoktur.
Artık siyasette yeni bir “frekans” vardır…
Yenilik…
Dünyalı söylemler…
Buna yönelik icraatlar…
Korku politikalarına son verme…
İstihdama dayalı parti oylarını büyütme…
Bu dönem bitti.
Kapandı…
Süreç de bize öğretti ki, “kişilerin değişimi ile” değişim olmuyor.
Kafalar değişmezse eğer, “kişileri değiştirmek” değişim olmuyor.
Seçme kitlesi iyi okunmalı…
Dediğim gibi, Akıncı ile siyasette artık yeni bir frekans yakalandı.
Kudret Özersay, yeni bir figür olarak artık aktif siyasette…

“Yeni bir yol, yeni bir ülke, yeni bir siyaset anlayışı…”
Bu frekansı yakalayan, geleceğe taşınacak…
Bu yeni frekans, siyasetin geleceğini belirleyecek…
CTP ya bu frekansı yakalayacak, ki bu altyapısı vardır…
Ya da bu kavgalar devam edecek ve “kişisel ikballer” “geleceği kurtarmanın” önüne geçecek…