“Namsoy ile görüştüm, ikinci turda beni destekleyeceğini umuyorum…”
Bu haber, “Namsoy, Eroğlu’nu destekleyecek” şeklinde yayıldı.
Haliyle, merak ettim.
Namsoy’a yeniden sorma gereği hissettim…
“Başkan, kararında bir değişiklik var mı?”
Neydi o karar…
Daha iki gün önce, “Eroğlu’na destek yok” diye manşet atmıştık.
Orada da Namsoy, “İlk turda Özersay’a destek verdik. Şimdi ise herhangi bir aday arasında seçim yapmayacağız” demişti.
Namsoy, dün öğleden sonra yaptığımız görüşmede, “Kararımda bir değişiklik yok. Zaten ben yalnız hareket etmiyorum” dedi.
Namsoy’un tavrına değil, nedenine bakmak gerek
Defa defa yazdım.
Gene yazayım.
Namsoy neden böyle davranıyor?
Yerel ve genel seçimlerde, UBP kurultayında Eroğlu’nu takındığı tavra bakmak gerek.
Namsoy, UBP adayıyken, Eroğlu birçok bölgede DP ya da bağımsız adaylar için oy istedi.
Namsoy zaten ne diyor:
“Ben UBP’liyim… UBP adayları dışında kimseye oy vermedim. UBP dışındaki adaylar için yapılan çalışmalar, partimizi de tek başına iktidardan etti, aylarca mahkemelerde süründürdü…”
Dediğim gibi…
Sıkıntıyı oralarda aramak lazım…
Ne iğrenç bir siyaset bu
İğrenç bir hafta yaşadık…
“Özer Kanlı” başkanlığındaki propaganda, maalesef, halkı gerdi.
Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımını tetikledi.
Dün arayan bir belediye başkanı, “Derviş Bey her seçim dönemi bunu yapıyor. Bize ısrarla, siz Türkiyelisiniz unutmayın diyor. Geldiğimde 10 yaşındaydım. Ben buralıyım. Ama bu korku siyaseti artık işlemiyor. Üçüncü nesil benden de daha Kıbrıslı” dedi.
Yalan mı…
Her kritik seçimde yapılan bu.
“Gemi” de kalmadı artık…
“Sen Türkiyelisin” de işlemiyor.
Herkes de biliyor ki, bayrağa sarılanlar, siyasetten elde ettikleri serveti örtmek için çaba harcıyor.
Hak etmediği halde KKTC vatandaşlığı alanlara karşı zaten yasal mücadele veriliyor.
Kimse de korkmasın…
Uluslararası bir çözüm bu ülkeyi sadece ve sadece meşru yapar…
Bu belirsizliği dedelerimizden miras aldık, çocuklarımıza da miras bırakmamalıyız.
Herkes de biliyor…
Biliyor ama bu siyasete bilerek alet oluyor…
Ondan da öte, insanların saf duyguları kullanılıyor.
Bu dönem bitti.
Kapandı.
Eroğlu’na da…
Akıncı’ya da oy verecek herkes, “politik temelde” oy vermeli.
Korkuyla, baskıyla, hamasetle, yalanla, dolanla oy isteyen varsa…
Bu halktan en ağır cevabı alacak…
Cevap hakkı
Adım gibi eminim… Bu yazıyı kaleme alan, Şeker Sigorta Müdürü Hasan Basri Beycanlı değil…
Mailden gelen yazı ile yazılı olarak elime ulaşan yazıda, farklılıklar var.
Bu benim konum…
Kooperatif Merkez Bankası’nı yönetenlerin, Şeker Sigorta üzerinden yapmaya çalıştığını, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna aktardım.
Belli başlı noktalarda ısrarlıyım.
Bu konuya, önümüzdeki haftadan itibaren devam edeceğiz, öyle görülüyor.
Bugün, Sayın Beycanlı’nın göndermiş olduğu açıklamayı, aynen yayımlıyorum.
Ancak, yazdıklarımın karşılığı burada yok.
Kooperatif yönetimindeki Gülhan Alp ve Doğan Şahali’yi kurtarmaya yönelik, alelacele takınılan bir tavır.
Önümüzdeki haftadan itibaren, benim de paylaşacaklarım var.
Yazı aynen şöyle:
“KAMUOYUNA DUYURU
23 Nisan 2015 tarihli Havadis Gazetesi’nde ‘Skandala Dur Deyin’ başlığı ile sürmanşet olarak verilen ve gazetenin 14. sayfasında Hüseyin Ekmekçi’nin köşesinde tamamı yayımlanan yazının içeriğinin tek taraflı ve suçlayıcı bir içerik taşıdığı düşüncesi ile konuyla ilgili gerçekleri kamuoyunun bilgisine getiririz.
Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası Ltd.’ye ait olup taşınmakta olduğu esnada çalınan 3,000.000.TL Şeker Sigorta (Kıbrıs) Ltd. nezdinde ‘Taşınan Para Hırsızlık Sigorta Poliçesi’ ile sigortalanmış olup, sigorta şirketimiz üstlenmiş olduğu bu riski yurtdışındaki bazı reasürans şirketler aracılığıyla yeniden sigortalatmıştır. Soygun olayının meydana gelmesinden sonra Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası Ltd. bu meblağın ödenmesini sigortadan talep etmiş, şirketimiz de bu paranın ödenebilmesi ile ilgili olarak reasürerler nezdinde gerekli girişimleri başlatmıştır. Bu süreç henüz neticelenmemiş olup halen devam etmektedir.
Sigorta şirketlerinin gerek yasal mevzuat gereğince gerekse ihtiyatlılık ilkesi açısından, karşılaşılabilecek riskleri dikkate alarak, ödeme ihtimali olan ancak henüz ödenmemiş hasarlar için söz konusu hasar dosyalarının yasal süreç de dahil sonlandırılmasına dek muallak hasar adı altında karşılık ayırması gerekmektedir. Bu bağlamda şirketimiz de benim bilgim dahilinde ve talimatımla yukarıda sözü edilen mevzuat ve ilkeler çerçevesinde konu hasar dosyasının yasal süreç de dahil kapanmasına değin düzenlemiş olduğumuz poliçedeki yükümlülüğümüz kadar bir meblağı karşılık olarak ayırmıştır. Söz konusu 2 milyon 229 bin 500 TL Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası’na ödenmemiştir , şirketimiz hesaplarında muhasebe işlemi yapılmıştır. Şirketimizin reasürans şirketler nezdindeki girişimlerinin olumsuz netice vermesi halinde yasal sürecin başlatılması söz konusu olacaktır.
Personelin işten durdurulması ile ilgili iddialara gelince; söz konusu iki personel bilgim dahilinde yapılan işlemler sonucunda hazırlanan ve şirketin mali durumunu tam ve gerçek olarak yansıtan bilançoyu ve bilgisayar kayıtlarını değiştirdikleri tespit edildikten sonra düzeltmeleri için idare tarafından kendilerine talimat verilmesine rağmen düzeltmedikleri ve amirlerine karşı disiplinsiz hareketler sergiledikleri nedeniyle, idarenin kararı ile ve İş Yasası’ndan kaynaklanan yasal hakları kendilerine tanınmak suretiyle tamamen yasal çerçevede işten durdurulmuştur.
Konuyu kamuoyunun bilgisine getirir, bu vesileyle tek yanlı veya gerçekliği araştırılmadan haber yapılmaması gerektiğini ilgililere hatırlatırız.”
Hasan Basri Beycanlı
Şeker Sigorta (Kıbrıs ) Ltd.
Genel Müdürü
24/04/2015
































