Enteresan bir seçim süreci yaşıyoruz.
Filmin başı ile sonu birbirini tutmuyor.
Neden?
Süreç nasıl başlamıştı?
Ağustos 2014…
Yerel seçimlerin hemen arkası…
Mehmet Harmancı, Lefkoşa’da seçimi kazanırken, Mustafa Akıncı’nın da yıldızı parladı.
Yeniden hatırlandı…
Uzun süre ara verdiği siyasette, daha o günlerde, Cumhurbaşkanlığı’na göz kırptı…
Nitekim, Havadis daha Temmuz 2014’de “Akıncı aday” diye manşet attı.
Çok geçmeden, Ağustos 2014’de de resmen Akıncı aday olacağını açıkladı.
Hem de bağımsız.
TDP ve BKP hemen destek verdi.
Akıncı bağımsız aday olmasa…
TDP adayı olsa…
Bugün, bu kadar oy oranına ulaşır mıydı?
Bence hayır.
Ne kadar derseniz?
Kestiremiyorum…
Peşi sıra, Kudret Özersay sürecini yaşadık.
Kudret Özersay, müzakereci iken “ben adayım” demişti.
Eroğlu da kendisini müzakerecilik görevinden almıştı.
O tarihte anlamıştık ki, sadece Özersay değil, Eroğlu da aday…
Tarih, 8 Ekim 2014…
Bu adım hem Özersay, hem de Eroğlu’nun aday olduğunu gösterdi bizlere.
CTP’de ise gözler Mehmet Ali Talat’taydı.
31 Ağustos 2014 tarihine kadar.
O tarihte, “ben aday değilim” açıklaması yapan Mehmet Ali Talat, CTP’ye de tek seçenek bırakmıştı.
Sibel Siber…
Tarih 15 Eylül 2014…
Toplanan CTP PM, Sibel Siber’i oy birliği ile aday olarak onayladı…
Adaylığını en son açıklayan isim ise Derviş Eroğlu.
Özersay’ı görevden alırken, aslında kendi adaylığını da açıklamıştı ama, “resmen” adaylığını açıkladığı tarih 27 Ocak 2015…
Nisan 2015’te, bu hafta sonu yapılacak seçim için, neredeyse, 1 yıldır propaganda yapılıyor.
Yorulduk mu?
Sadece biz mi?
Adayları düşündükçe, Ağustos 2014’den beri devam eden bu süreç için vallahi takdir ediyorum.
Peki, bu süreçte, adaylarla ilgili ne gözlemledim?
Yazmakta fayda var…
****
Mustafa Akıncı… Yabana atılacak bir aday değil
.jpg)
LTB seçimlerinin ardından, adaylığını ilk açıklayan Mustafa Akıncı oldu.
Açıklaması pozitif etki yaptı.
Mehmet Harmancı etrafında başlayan gençlik hareketi, Mustafa Akıncı ile de devam etti.
Pozitif bir seçim kampanyası yaşandı.
“Beni halk çağırdı, halktan bu işareti aldım ve aday oldum” diyerek, kazanmaya en yakın aday olduğunu her fırsatta vurguladı.
Mevcut adaylar içerisinde sürekli “çözüm ve Kıbrıslılık” vurgusu yapan tek aday.
Özellikle “Kıbrıslılık” vurgusu, çözüm isteyen tabanın yanı sıra, sol oyların da Akıncı’ya yönelmesinde etkili oldu.
Şimdi, seçimin en güçlü adaylarından biri pozisyonunda.
CTP, kendi içerisindeki oyların Akıncı’ya kaymasını önleyemezse, ikinci turun en güçlü adayı Akıncı…
***
Kudret Özersay… İkinci tura kalmaz, diyemem
Toparlanıyoruz Hareketi’nin fitilini bir twet ile ateşledi.
Sosyal medyayı güçlü bir şekilde kullanarak, insanları “partilerin bağımlısı olmaktan kurtulmaya” çalıştı.
Bu çalışması aylarca sürdü.
Genel seçimlerde etkili oldu.
Cumhurbaşkanı adaylığını açıklayınca anladık ki, “partilerden kurtulun” propagandası aslında uzun soluklu bir mücadelenin ilk adımıydı.
Adaylığını açıkladığı zaman yorumların geneli, “Yüzde 5’i aşamaz” şeklindeydi.
Öyle ya, parti yok, taban yok…
Ama bu süreçte gördük ki, ortada büyük bir efor var.
“Gönüllüler” ordusu var.
En az partili adaylar kadar kalabalık bir ekiple köyleri, şehirleri dolaşıyor.
Medyayı çok iyi kullanıyor.
Özellikle çözüm sürecinde edindiği tecrübe ve birikime, “teniz siyaset” söylemini de ekleyince, son haftaya girilirken iddialı bir aday halini aldı.
UBP ve DP’den kaçan oyların ilk alternatifi oldu.
DP içerisinde, “yap partileşirse, taban bulamayacağız” korkusu ile, DP’nin “Özersay’a oy vermeyin, gerekirse sandığa gitmeyin” çağrısına kadar iş vardı.
Özersay, dört aday içerisinde, “ne yapacağını kestirmediğim” bir aday…
“İkinci tura kesinlikle kalamaz” demem, diyemem.
Çok enteresan bir destekçi kitlesi ile, tepki oylarının merkezi Özersay oldu…
***
Sibel Siber… CTP’liler belirleyecek
.jpg)
Aday olma süreci, biraz da Mehmet Ali Talat’ın aday olmasını bekleyen CTP’liler arasında bir tartışma yarattı.
Ama partinin adayı Sibel Siber ve seçime 5 gün kaldı.
Siber, bu süreçte en çok eleştiriyi partililerinden aldı.
“Kampanya güzel değil” eleştirilerinden tutun da, bazı milletvekillerinin son haftaya kadar kampanyasına destek vermemesine kadar süreç uzandı.
CTP tabanı, UBP ile birlikte en geniş kitleye sahip.
Aslında, üzerinde çok da durmaya gerek yok.
Siber’in ikna etmesi gereken, CTP tabanı.
Oysa, seçim öncesi yapılan hesaplamalarda, Siber’in en çok tercih oyu alan milletvekillerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, “CTP oylarına bunlar eklenince, Siber seçimin en güçlü adayı” yorumları vardı.
Şimdi bu yerini, CTP’lilerin insafına bıraktı.
Son haftada da olsa Tufan Erhürman, Doğuş Derya, Özdil Nami gibi isimlerin daha etkili bir şekilde propaganda sürecine dahil olması havayı ne kadar değiştirir, kestirmek güç.
Unutulmamalı ki, sadece Akıncı değil, Eroğlu ve Özersay da Siber’in rakibi konumunda…
CTP oyları Siber’de birleşirse, dışarıdan alacağı oylarla birlikte Siber de ikinci tur için oldukça güçlü bir aday…
Beş günü, CTP’liler, CTP’lilere propaganda yaparak geçirse, daha etkili olacak.
***
Derviş Eroğlu… En çok bıçak yiyen aday
.jpg)
78 yaşına gelen Dr. Derviş Eroğlu’nın sırf bu nedenle dahi aday olmayacağı beklentisi vardı.
30 yıldır, KKTC’yi yöneten isim Dr. Derviş Eroğlu…
25 yıl hükümette, 5 yıl da Sarayda geçti.
UBP ve DP ortak adayı olarak ortaya çıktı…
“İki parti bana geldi ve aday olmamı istedi” diyerek, neden aday olduğunu açıklamaya çalıştı.
Ama açıklayamadıkları var.
Örneğin, her seçimde olduğu gibi, bu seçimde de serveti gündeme geldi.
O konuda hiç konuşmadı.
Yaşı gündeme geldi, “Turp gibiyim, koşabilirim” dedi.
“Ölmemi mi bekliyorsunuz?” diye soruyu geriledi.
Doğalında, genç bir adayı desteklemesi yönündeki beklentiler sonuç vermedi.
UBP ve DP içerisinde çok sayıda isim, “son kez seçilmek için müracaat eden” Eroğlu’nu desteklemeyi değil, hesaplaşmayı tercih etti.
Çalışmayan isim sayısı hayli fazla.
Ama sonuçta bahsettiğimiz isim Derviş Eroğlu.
Sürecin başından bu yana, “İkinci tura kesin kalır, ikinci isim kim” havası var.
HSBC’de ortaya çıkan para, yaşı, yeniden gündeme gelen arsaları,i apartman daireleri, UBP kurultayı ve genel seçimlerde yarattığı kırgınlar Eroğlu’nun zayıf karnı…
Ancak, hatırı sayılır bir oy oranına sahip olduğu da gerçek.
Kendisi de fark etmiş olacak ki, DP’lilere, “Serdar’a kızıp benden vazgeçmeyin” UBP’lilere ise, “Ben UBP’ni adayıyım. Parti içi başka, Cumhurbaşkanlığı başka” mesajı veriyor.
Eroğlu açısından da ilginç bir seçim olacak.
İkinci turun en güçlü adayı…
Ancak, kendisi dışındaki gelişmelerden dolayı bir sürpriz yaşar mı?
Neden olmasın…
































