Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nda yine kavga…
Uzun süredir devam ediyor.
Sendikalar, demokrasinin vazgeçilmezidir…
Son dönemlerde, sendikalar da tıpkı siyaset gibi hızla güven kaybediyor…
Medya daha iyi mi derseniz, ona da “hayır” derim.
Konumuza dönelim.
Sendika yöneticileri de en az siyasetçiler kadar eski.
Sürekli kamu kaynağı üzerinden bir tartışmanın parçası…
Daha çok maaş…
Daha çok ödenek…
Daha çok ek mesai…
Daha az çalışma saati…
Daha az ders saati…
Tam gün eğitime karşı…
Tam gün sağlığa karşı…
Mesai saatlerine karşı…
Neden?
Geleceği kaybediyoruz
Sendikalar, üyeleri için vardır.
Doğrudur.
Ancak, sürekli “var olanı tüketmek” üzerinden bir kavga var.
Bu statükonun devamına katkı sağlıyor.
Ortada “üretime yönelik bir kavga” var mı?
Yoktur.
Konu üretime geldi mi, sendikacı dostlarımız topu hemen siyasilere atar…
“E ama bu sistemi sendikacılar yaratmadı…”
Oysa hepimiz de biliriz ki, “üretime dayalı gayle” olmadığı sürece, aslında hepimiz de bu sistemin devamına katkı sağlarız.
Daha az üreterek, daha çok tüketmeye dayalı bu sistemi elbette sendikacı besler.
Ama ortada bir de talepler vardır.
Aslında, bu kısır döngü içerisinde, geleceği kaybediyoruz…
Benzerlikler…
Siyasetçi ile sendikacı arasında enteresan benzerlikler vardır.
Siyasetçi de koltuğa yapışır, sendikacı da…
Siyasetçi kendi pozisyonunu korumak için seçmenine ayrıcalıklı davranır…
Sendikacı da delegesine…
Her ikisinde de “kimin toplumsal ne ürettiğine” bakılmaz…
İkisinde de bakılan, “kendisini orada tutan üye veya seçmene ne vaat ettiği, ne kadarını yerine getirdiği”dir.
Bu sarmal böyle devam eder gider…
Siyasetçi siyasette yaşlanır…
Ne ürettiğine bakılmaz…
Sendikacı da sendikada yaşlanır…
O’nun da ne ürettiğine bakılmaz.
Bir fark var ama…
Siyasetçiyi eleştirebilirsiniz…
Ama sendikacıyı eleştiremezsiniz.
Sendikacıyı eleştirdiğiniz zaman, “demokrasiyi eleştirmiş” sayılırsınız…
Okudukça, duydukça utanıyorum
Değişim her alanda devam etmeli aslına.
Buna sendikalar ve sendikacılar da dahil.,
Bir yerde bırakmayı bilmeli…
Aksi, bugün yaşananlar yaşanır…
Şimdi de yaşananlar ortada.
Sendika içi kavgalar başladı.
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Sendikası’nda Ahmet Barçın bıraktı bırakalı kavga var.
Şimdi de bu kavga devam ediyor.
Sendika üst yönetiminin eski elemanları ve sendikadan istifa eden Mehmet Taşker ekibini yazdıklarını, söylediklerini okudukça, duydukça utanıyorum.
Olay, eleştiri boyutlarını aştı.
Küfür var…
Suçlama var…
Öğretmenlerin birbirine sosyal medya üzerinden yazdıklarını hiç söylemeyeceğim.
Gerçekten utanılmayacak gibi değil.
KTOEÖS’te yaşananlar, öğretmen onurunu da yaralar niteliktedir.
Sendika yönetiminin yıllardır kendi kendini yenilememesi ve hep aynı isimler arasında yer alan iktidar kavgası bugün bu sonuçları doğuruyor.
Siz bakmayın, “şu parti müdahale etti, bu parti müdahale etti” söylemlerine.
Aslolan üyelerin beklentisidir…
Siyasi partilerin, sendikaların içine müdahalesi sınırlıdır.
Sonunda üye öne çıkar.
Umarım, KTOEÖS’te yaşananlar, diğer sendikalar için de örnek olur.
Sendika koltuklarını “unutamayanlar” ve “bırakamayanlar” arasında başlayan bu kavgalar, ancak ve ancak öğretmen onuruna zarar verir.
Umarım, bu süreçten öğretmen camiası güçlenerek çıkar.
Aksi “rezalettir”, “felşakettir…”
































