Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Hızla çözüm mümkün” mü?

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, “Hızla çözüm mümkün” dedi.

Havadis Gazetesi’nden Esra Aygın ile yaptığı mülakatta, liderliklerin “hızla çözüme ulaşabileceğine” inanıyor…
Mümkün mü?
Bence değil.
Bu liderlik yapısı ile hiç değil.
Anastasiadis, “Navtex’i” gerekçe göstererek masadan kalktı.
Liderler düzeyinde değil ama, müzakereciler düzeyinde temaslar devam edebilirdi.
Maalesef, Anastasiadis, göreve geldiği andan itibaren, Kıbrıs sorunu ile değil, Güney’de bozulan ekonomik yapıya yöneldi.
Daha fazla zaman harcadı.
“Çözümle birlikte ekonominin ivme kazanacağı” öngörüsü, Anastasiadis’e işlemedi.
Masadan da çok kolay kalktı.
Annan Planı’na “evet” dedi ya…
Ciddi ciddi ümidim vardı.
“Eroğlu’nu da sürükler” diye düşünmüştüm.
Öyle ya…
Mehmet Ali Talat, “azılı çözüm düşmanı” Papadopulos’u masaya oturtmuş, süreci de “referanduma” kadar götürmüştü.
Anımsayınız, “Referanduma evet demek” zorunda kalan Papadopulos, ekranlara çıkıp ağlamış, “devlet aldım, eyalet bırakmam” diyerek, halkın BM planına “hayır” demesini istemişti.
Maalesef, aynı siyasi geleneğin temsilcisi olan Papadopulos ve Anastasiadis’in yolu, referandumda iyice ayrılmıştı.
Anastasiadis göreve geldi, ancak çözüm için “sürükleyici” olamadı.

Eroğlu’nun canına minnet
Anastasiadis çözüm için sürükleyici olmadı da, Türk tarafı ne yaptı?
Eroğlu’nun müzakere başarısı ortada.
Yola Kudret Özersay ile çıktı.
Osman Ertuğ’u atadı…
Ertuğ’un uzlaşmaz tutumu sadece Rumları değil, BM’yi de çileden çıkardı.
Yeniden Özersay’a sarıldı.
Sonra yine yolunu ayırdı, Ergün Olgun ile yoluna devam ediyor.
Müzakereci konusundaki istikrarsızlığı geçtim.
BM ile karşı karşıya geldiğinde, Sayın Eroğlu “egemenlikten” bile vazgeçiyor…
Ama konu iç politikaya dayandığı zaman, “tek çakıl taşı vermeyiz, egemenlikten vazgeçmeyiz…”

Eide saf mı?
Diyor ki Eide, “Hızla çözüm mümkün…”
Gerçekten buna inanıyor mu?
Emin değilim.
Pratikte “hızla çözüm” mümkün olabilir.
Ne kaldı ki bu masada konuşulmayan?
Türk tarafının önerileri…
Rum tarafının önerileri…
Yakınlaşma kağıtları…
Annan Planı…
Her şey, ama her şey tüketildi bugüne kadar.

Barışı inananlar yapacak
Ne kalıyor geriye?
Elbette çözüme inanmak.
Bir tarafta Eroğlu…
Karşı yakada Anastasiadis…
Çözüm isteyenler, çözüme inananlar…
Bu tabloya iyi bakmalı…
Eroğlu ve Anastasiadis ile çözüm olur mu?
İkisinde de bu sorunu çözecek irade var mı?
Tabanlarını ve toplumlarını ikna edecek güç var mı?
BM’ye başka, tabanına başka söyleyerek, çözüm olur mu?
Türk tarafının çözüm motivasyonu var mı?
Aslında işin özeti belli.
Çözümü, “barışa, demokrasiye ve insan haklarına” inananlar yapacak.
Dünyalı olmayı kabullenenler, statükoya karşı duranlar yapacak.
Bu statükoyu savunanlar…
“Böyle eyiyik” diyenlerle, gideceğimiz yer, bugün olduğumuz noktadan geridir.
Tıpkı, şimdi 2009’un gerisinde olduğumuz gibi…
Bugün “müzakere masası yeniden kurulsa” ne olacak?
Yarın, müzakereciler, öbür gün liderler bir araya gelse ne olacak?
Çözüme inanç olmadıktan sonra…

Gömleği alıyoruz…

Sayın Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Kanal T’de 30 Mart tarihinde yayınlanacak yediş adayın katıldığı programa katılmayı reddetti.
“Ertesi gün, canlı yayına gelirim” dedi…
Anımsayınız…
“Gömleğine” iddiaya girmiştik Dilek Kırcı ile…
Dilek Kırcı, “katılacak programa” demişti, ben ise, “katılmayacak…”
Cevap geldi.
“Eroğlu programa katılmayacak…”
Dilek Kırcı da, twitter hesabı üzerinden sordu: Hangi marka istersin diye…
Sonra da, “Giydikçe beni hatırla” dedi.
Ben ise, “Derviş Eroğlu’nu hatırlayacağımı” söyledim.
Öyle ya…
Beni yanıltmadı…

Kanal T’de iddiaya girdiğimiz an… Dilek Kırcı bu iddiayı kaybetti… Gömleğimi alacak…