“Alemin yalancısı doktorlar mı?” diye sormuştuk dün.
Ombudsman’da yıllardır görev yapan Zeki Gürsel, bu köşede kaleme aldığımız bazı tespitlere cevap anlamına da gelen bir yazı kaleme aldı.
Aynen paylaşıyorum:
“Sayın Ekmekçi…
Elbette ki bu ülkede yalancı olan sadece doktorlar değildir. Deve hesabı “nerem doğru” durumu vardır.
Ama eğer bir ülkede doktorlar tüm yasal mevzuata ve mahkeme kararlarına rağmen özel klinik ve hastanelerde de çalışabiliyorsa ve tababet gereği değil de vatandaşın talebi üzerine, özellikle kamu görevlilerine gereksiz yere ‘hastalık izin sertifikası’ doldurmak ve hatta sağlık kuruluna sevk edip uzun süreli istirarah vermek suretiyle ‘müşterisini (hastasını diyemiyorum) memnun etmek’ yolunu seçiyorsa ve Sağlık Bakanlığı da bu işlerden hiç haberi yokmuş pozuna bürünüyorsa ortada sorgulanması gereken çok husus var demektir.
Ben bildiğimi ve gözlemlediğimi söylüyorum bunu da ilgili mercilere yazılı olarak defalarca bildirdiğimi de belirtiyorum. Maalesef hiçbir ciddi önlem alınmamıştır. Neler olduğunu yazalım açık açık:
1- Hastalık izni sertifikaları sıra numarası takip etmesine ve bloklar halinde olmasına rağmen kontrol edilmemektedir. Kimin kullanımında olduğu nerdeyse belli değildir. Bugün hem kamuda hem özelde çalışan doktorların büyük kısmının özel kliniklerinde devletin Hastalık İzni Sertifikaları, reçeteleri, tahlil ve benzeri tetkik talep evrakları dolaşmaktadır.
En azından bir müddet önceye kadar öyleydi. Şimdi tahlil talepleri vs. online olarak doktor tarafından yapılıyor.
Açık söylüyorum bunlar klinik müşterisine hastane olanağını kullandırarak, ya da hastanedeki hastasını kliniğe de yönlendirerek sistemden nemalanmanın yolu olarak kullanılmıştır. Kime ne devletin bu sebeple işgücü kaybına uğramasından veya gereksiz rapor alan çalışan yerine dürüst çalışanın ekstra işleri de yüklenmesi nedeniyle çalışanlar arasında eşitsizlik yaratılmasından…
2- Doktorlar yalancı mıdır? Sağlık Bakanlığının kusuru yok mudur? Ben söyleyeyim siz değerlendirin öyleyse…
Normal mesai saatleri içinde ishal vs. gibi vakalar nedeniyle hasta acile mi başvurur? Başvursa da kabul edilir mi? O zaman acilde görevli doktor normal mesai saatleri içinde nasıl olur da izin yazar? Hastalık İzni Sertifikası dolduran bir doktorun ya poliklinikte ya da hadi serviste diyelim hasta kabul ettiğinde bunu hastanın kayıtlarına ve bilgisayara geçirmesi gerekmez mi? Sertifikaların kayıtlarla karşılaştırılması halinde durumun ne olduğu kolayca görülecektir… Çoğunun kaydı yoktur.
Sıra numarası takip eden bir blok sertifikadan örneğin 0001 numaralı olanın ayni doktor tarafından örneğin 30 Ocak tarihinde, 0002 numaralı olanın ise 1 Ocak tarihinde düzenlenmiş olmasının anlamı nedir? Doktorun yurtdışında tatilde olduğu veya hastanede görevli olmadığı bir dönemde kamu görevlisi müşterisine hastalık izni ve istirahat tavsiye etmesi mümkün müdür?
ÜSYE (Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu) teşhisi konan bir erkek hastanın (acil serviste görevli olmaması halinde) bir jinekoloğa başvurması ve bahse konu jinekoloğun da onu muayene ederek ÜSYE teşhisi koyup istirahat vermesi ne derece olağandır?
Sağlık Bakanlığı ve Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi istese iki blok Hastalık İzni Sertifikasını kontrol ederek bu söylediklerimin tümünü de tespit edebilir. Ama niyet yoktur.
Kimse gereksiz yere belirli kesimleri ‘karşısına alma’ riskine girmemektedir. Öyle olunca da alan memnun-satan memnun bir pozisyon yıllardır devam etmektedir.
3- Özel klinikleri hiç yazmıyorum. Bugün ufak bir bedel karşılığı doktorun sekreteri tarafından tabii ki doktor imzası ile düzenlenen ve özellikle öğrenci kesime ve kamu görevlilerine çalışan özel klinikler vardır ve bunlar ‘ilgililerce’ pek iyi bilinmektedir.
Hadi buyurum bu düzen içindeki doktorlara ve Sağlık Bakanlığı’na uygun bir niteleme seçin…”
Saygılar Sayın Ekmekçi…
****
Doktorlar kendisini sorgulayacak…
Maalesef başka yolu yoktur.
Alınan doktorlar oldu…
Sitem edenler oldu…
“Üstüne alma” dedim arayana.
Öyle ya…
“Uyduruk sağlık raporu” yazmayan bir doktorun, yazdıklarımızdan alınmaması gerekir.
Kanayan bir yaraya dikkat çekmeye çalıştık.
Maalesef, kamudaki didişmelerin tarafı yapılıyor doktorlar.
Bazı doktorlar da bilerek bu kavganın tarafı oluyor.
Bırakın, kamudaki yasalar çözsün tayin sorunlarını…
Doktorlar, amir- çalışan kavgasına “imzası” ile taraf olmasın.
Olay budur.
***
Dr. Çağlar doğru yapmadı
Konu kanser oldu mu…
Herkes hassaslaşıyor.
Hele de çocuk oldu mu?
Daha da hasasız.
Dr. Kudret Çağlar, “Mağusa’da hasta bak” dendiği için istifa etti.
Hastanede, kanser tedavisi gören 9 adet çocuğu da yüzüstü bırakarak.
Bu tavrı onaylamadım.
Sayın Çağlar Onkolog aynı zamanda. Uzmanlığı bu…
Çağlar hastanede 9 çocuğun takibini yapıyor.
Aynı hastalıktan muzdarip 7 çocuğun bakımını ise Dilek hanım üstlenmiş.
16 hasta çocuktan dört tanesi Mağusa bölgesinden. Bu nedenle Çağlar’ın bölgede de bakım yapması uygun görülmüş.
Dr. Dilek, aynı zamanda yılda bin 400 civarında vaka görmüş.
Dr. Çağlar ise aynı sürede 800 çocuk hastaya bakmış.
Aynı işi yapan iki doktor, biri yılda 600 çocuk daha fazla görüyor.
Kudret Çağlar, Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde, en az hasta bakan doktor.
Gerekçesi, “Benim uzmanlık alanım onkoloji…”
Allah esirgesin, yeni bir kanser vakası olmasın çocuklarda…
Çok iyi de bir doktor olabilir Sayın Çağlar…
Ama bence doğru yapmadı.
Mevsimin de etkisi ile Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, çocuklu ailelerin akınına uğradı.
Sadece Lefkoşa değil.
Mağusa da öyle…
Girne de…
Bu yüklenmenin ardından, bir çocuk doktoru günde ortalama 70- 80 hasta gördü…
Peki Mağusa sürgün yeri mi?
Oradaki çocuklara bakmanın ne mahsuru var?
Bakın hastane kayıtlarına…
Bir yılda, bir çocuk doktorunun hasta bakma oranı bin 400 adet…
Çağlar’ın 2014 yılı içinde baktığı çocuk sayısı 700- 800 civarında…
Çağlar, bu açığın kapanması için yapılan çağrıya maalesef, “Ben kanser konusunda uzmanım” yanıtını verdi, üstelik de bu çocukları yüz üstü bırakarak kaçmayı tercih etti.
Belki birçok insan “kanser ve çocuk” yan yana geldiği için, bu yazdığıma da tepki gösterecek ama…
Diğer doktorlar, enayi mi?
Kanser konusunda uzman olmak, herhangi bir doktoru ayrıcalıklı yapar mı?
Bu olayda beni iğreti eden bir nokta var…
Dr. Çağlar’ı samimi bulmadım…
































