Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bilek güreşi var, Kıbrıslı Türkler yok

Masada yokuz.

Özeti budur.
“Kıbrıslı Türkler, uluslararası yetkileri olmadığı için Navtex iznini Türkiye’ye verdiler…”
Ancak, izni veren biz, ne zaman kullanılacağına karar veren Türkiye.
Hatta yumuşatalım, “Türkiye ile istişare içerisinde Navtex’i yürürlüğe koyuyoruz…”
Tamam…
Kabul…
Kıbrıslı Rumlar, “egemeniz” diyerek, Kıbrıslı Türkleri yok saymayı sürdürüyorlar.
Peki Kıbrıslı Türkler ne yapıyor?
Oyun oynuyoruz.
“Özne” gibi davranıyoruz.
Ama “özne” gibi davranırken bile sırıtıyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyareti, yüzümüze bir tokat gibi patladı.
Çavuşoğlu geldi…
“Masayı bertaraf eden tutumu biz de sürdürelim” mesajı verdi.
Anastasiadis’e ayak uydurduk.
“Mütekabiliyet” denen olgunun esiri olduk.
“Bir adım önde, çözümü zorlayalım” noktasının gerisine düştük.
Bu mesajı alan ve zaten çözümsüzlüğe oynayan Derviş Eroğlu’nun seçime yönelik eli güçlendi.
Ben bu noktadan sonra, “Efendim Türkiye çözüme destek veriyor, bu nedenle çözümü savunan bir Cumhurbaşkanı ister” cümlelerine de kulak tıkadım.
Öyle bir şey yok.

“Türkiye-Anastasiadis” bir yanda, biz bir yanda

Anastasiadis, “Öfkelendim, artık söyleyeceğim” diyerek, Rum halkına seslendiği bir TV programında, bakın ne dedi:
“Genel Sekreter’den, John Kerry’den (ABD Dışişleri Bakanı), Joe Biden’dan (ABD Başkan Yardımcısı), Rusya Dışişleri Bakanı’ndan ve hatta ayakta kısa bir görüşme yaptığım Erdoğan’dan bile aldığım taahhütler, Türkiye’nin, diyaloğun belirlendiği şekilde devam etmesi yönünde niyet ve isteği olduğu şeklindeydi… Sadece bununla da kalmadı. Kıbrıs’a döndüğümde, büyük ülkelerden birinin büyükelçisi bana – bunu ilk kez söylüyorum ancak artık sabrım taştı – müzakerelerin başlamasından önce gelişmelerin yaşanacağını ve Türkiye’nin, Kıbrıs bayrağını taşıyan gemileri limanlarına kabul etme ambargosunu kaldırmasının söz konusu olduğunu söyledi. Ancak bunun yerine, beş gün sonra Navtex ilan edildi.”
“Erdoğan’dan taahhüt aldım” diyor…
Sonra bir “aracı elçi” geliyor ve “Türkiye açılım yapacak, siz Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklı gemilerle Türkiye limanlarına giriş yapabileceksiniz” diyor.
Anastasiadis, o gece yattı ve “Kıbrıs bayraklı gemilerin Türkiye limanlarına girebileceğini” düşündü.
Sonra bunu dört gece daha düşündü.
Ama beşinci gece yattı, sabah kalktığında, Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisini, “egemenlik sınırları” içinde, arama yaparken buldu.
Bundan Eroğlu’nun haberi var mı?

 

Üstümüzde bilek güreşi oynanıyor, biz uyuyoruz

Gerek Talat-Hristofyas, gerekse Eroğlu-Hristofyas, “doğal gaz gelirinin dağılımı” konularında görüştüler.
Anastasiadis-Eroğlu döneminde ise bu konu yeniden gündeme geldi.
Ortak metnin görüşüldüğü dönemlerde…
Anastasiadis diyor ki:
“Doğal gazın gelirinin dağılımının Hristofyas-Talat-Eroğlu uzlaşı noktalarına göre yapılacağının Ortak Açıklama’da duyurulması önerisini Türkiye’ye ilettik ancak Türkiye bu öneriye karşı bir öneriyle yanıt verdi…”
Yani özetleyeyim…
“Ortak metnin hazırlandığı dönemde, Rum tarafı bir öneri yaparak, doğal gaz paylaşımı ile ilgili bir önceki yakınlaşmaları metne koyalım…”
Ama bu olmadı.
Peki ne oldu?
Türkiye, Rum tarafına “karşı öneri” yaptı.
Türkiye demeyelim, Türk tarafı deyelim hade…
Nedir o öneriler?
• Doğal gaz konusunun, adanın doğal kaynaklarının her iki topluma da ait olduğunun anlaşılarak, müzakerelerde görüşülmesi.
• İki liderin, adanın güneyinde doğal gaz sondajlarının devamında hemfikir olması.
• Her iki toplumdan kişilerin katılacağı Geçici (Transitional) Uzmanlar Komitesi kurulması ve Kıbrıs’ta faaliyet gösteren şirketler bu komiteye bildirilmesi,
• Bu komitenin, BM kontrolünde olacak, doğal gazın gelirlerinin toplanacağı özel bir hesap konusunda anlaşmaya varması gerekir.
• Ancak Kıbrıs sorununun çözümü sonrasında bu hesap Ulusal Federal Hidrokarbon Fonu’na dönüştürülebilecek.

Anastasiadis’ten karşı öneri
Tabii bu önerileri Rum tarafı reddetti.
Anastasiadis de, o meşhur önerisini gündeme taşıdı 30 Aralık 2014’te.
Neydi o öneri:
“Doğal gazın müzakerelerin sonunda ele alınması…”
Sonrası malum…
Bize göre güç gösterisi, Rumlara göre “fiyasko…”
6 Ocak akşamı, yeni bir Navtex kararı daha…
Müzakereler mi?
Kimsenin umurunda değil.
Tek “umurumuz egemen olabilmek…”
Ortada bir bilek güreşi var.
Bu bilek güreşi de, malumunuz 2 kişi arasında yapılır.
Biri Rum tarafı, diğeri Türkiye…
Biz neredeyiz?