.jpg)
Bir değil, beş değil, on değil.
Türkiye’den buraya göç eden ve türlü sıkıntılar çeken insanların üzerine basarak makam ve mevki sahibi oldu.
Huzuru için, ekmek parası için, geleceği için burayı vatan yapanların haklarını da yiyerek, birilerinin baş tacı oldu.
Hataylılar Kültür ve Dayanışma Derneği…
“Hataylıların oyu size” diyerek, taşeronluğa soyundu.
Derneği kullanarak, her seçimde birilerine yöneldi.
Açık seçik herkes biliyor ki, “pazarlıklarla” oy doğrultularını belirlemeye çalışıyor.
Adada bulunan Hataylıların sayısını söyleyerek, insanları kullanıyor.
Yine, bu derneğin arkasına sığınarak Kıbrıslı- Türkiyeli ayrımını körüklüyor.
Zira bundan besleniyor.
Bu toprakları sevmiyor
Kıbrıslı Türkleri beğenmiyor…
Dinsiz buluyor, hakaret ediyor…
Milliyetçi bulmuyor, hakaret ediyor.
Kendinden görmüyor, hakaret ediyor.
Buradaki hiçbir şeyi, hiç kimseyi beğenmiyor.
Milliyetçilik dersi veriyor…
Vatanseverlik dersi veriyor…
Siyaset dersi veriyor…
Vatandaşlık bilinci dersi veriyor…
Çünkü buralı değil…
Buraya ait değil…
Kısacası “taşeronluk” yapıyor.
Bu topraklar, taşeronluğa soyunanları çok gördü.
Bertan Zaroğlu da o taşeronlardan sadece bir tanesidir.
Kısa süre önce vatandaş edildi.
Vatandaşlığı hak etmemesine rağmen, sırf “taşeron” olarak bu topraklarda bulunsun diye vatandaş yapıldı.
Kullanılıyor…
Seve seve kendisini kullandırıyor…
Kimden alıyor bu gücü?
Elbette siyasilerden…
Ama Türkiye’dekilerden değil…
Sadece ve sadece “üç oya muhtaç” zavallı siyasetçi bozuntularından.
“İki oy daha fazla alayım” diye, Bertan Zaroğlu ve onun gibilere yüz verenler, bugün toplumsal birliğe verdikleri zararın farkında değiller.
Zaroğlu’nun son hakareti milletvekili Doğuş Derya’ya…
Bırakın bir kadına, dünyadaki hiç kimseye kullanılmayacak kaba ve Vandal bir dille.
Ne dediğini buraya yazmayacağım.
Zira dirhem akıl, bu lafı kullanmaz.
Utanma, arlanma duygusu olsa, zaten bu tür cümleler kullanmaz.
Eminim, Doğuş Derya’nın ne dediğini dinlemedi bile.
Bu adada, 1974 öncesi, hem Kıbrıslı Türkler hem Kıbrıslı Rumlar büyük acılar çekti.
Tecavüzler de oldu.
Olmadık savaş suçları işlendi.
Ve evet, haklıdır Doğuş Derya…
“Empati” yapmadan çözüme ulaşmak mümkün değildir.
Velev ki, Doğuş Derya’nın söylemi, haddini aştı. Bu mudur cevabı? Böyle midir cevabı?
Bize ne senin “erkek” olmandan.
“Erkek” olmanın farklı faydaları var da biz mi bilmedik?
Yoksa “erkek” olman, sana istediğin herkese bu kadar hakaret etme hakkı mı tanıyor?
***
Savaşın yaşattığı “ortak acılar” var
“Kadınlarımıza tecavüz ettiler” diyor ya ağzı dolu dolu Sayın Zorlu Töre…
Rum kadınlara da tecavüz ettiler…
“Çocuklar öksüz kaldı” diyor ya Zorlu Töre…
Rum çocuklar da öksüz kaldı.
Türk ailelerin ocakları söndü.
Rum ailelerin ocakları söndü.
İşte bu kafa yüzünden…
İşte bu kafatasçılar yüzünden.
Taşeronlar yüzünden…
Milliyetçilik simsarları yüzünden.
Din simsarları yüzünden…
Kimlik üzerinden siyaset yapanlar yüzünden.
İki halk da empati yapacak.
Bir daha aynı acılar yaşanmasın diye…
***
Bertan nasıl empati yapacak?
.jpg)
Ama Bertan Zaroğlu geçmişin acılarını bilmiyor ki, “empati yapanları” anlasın.
O sadece, o statükonun yarattığı berbat ortamın “hükmünü” sürüyor.
Kaymağını yiyor.
Tadına varıyor…
Bu topraklarda, Kıbrıslı Türklere hakaret edecek en son adamlardan biri de Bertan Zaroğlu’dur.
Buraya ait değildir düşünce olarak.
Kafa olarak da ait değildir.
Türkiye’den buraya gelerek burayı vatan bilen, dört elle bu topraklara sarılanlardan da değildir Bertan Zaroğlu.
Bu adaya huzur gelsin diye çalışanlardan da değildir.
Emekçi değildir.
Kendini buralı görenlerden de değildir.
“Karnım burada doyuyor, o zaman ben de Kıbrıslıyım” da demiyor.
Geleceğini de bu adada görmemektedir.
Ölülerini de bu adaya gömmemektedir.
Çocuğu huzur dolu bir gelecekte bu adada büyüsün diye, bu topraklara dört elle sarılan Anadolu’ya uzanan ailelerin bir parçası değildir.
Ama onları kullanarak, statükonun nimetlerinden yararlanan, zenginliğine zenginlik katan biridir sadece.
Dediğim gibi;
Görevlidir…
Taşerondur…
Dün Mehmet Çakıcı’ya…
Şener Levent’e…
Mehmet Ali Talat’a…
Bugün Doğuş Derya’ya…
Yarın başka birine…
Hakaretlerini sürdürecektir.
Statüko devam etsin diye…
Bertan ve Bertan gibilerde değil kabahat.
Onlar gibi, Kıbrıslılarla Türkiyeliler arasına nifak sokmaya çalışanlara prim veren oy avcılarındadır.
Siyasetiniz batsın.
Sözüm Zaroğlu ve Zaroğlu gibileredir.
Bu toprakları vatan bilenler, namusuyla, şerefiyle ekmeğinin peşinde olanlar da artık, Zaroğlu gibi taşeronların peşinden gitmesinler.
Zaroğlu’nu da derneğini de gazete olarak bugüne kadar tanımadık… Bundan böyle de tanımayacağız.
































