Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Birileri bizi fazla saf sanıyor

Bir harita çıktı ortaya.

Nedir bu harita?
Kuzey Kıbrıs’ın neredeyse yarısından fazlası, Rum tarafından isteniyor.
Bu yeni mi?
Değil…
Hep böyleydi.
Biz ne dedik?
Yüzde 29 +…
Bunun altına düşülür mü?
Belki çok az.
Ortaya bir harita çıktı.
Bu harita “Rum tarafının haritası” diye sunuldu.
Sonra ortaya çıktı ki, masaya harita gelmedi.
Nedir yaşananlar?
Belli.
Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu, seçim startı verdi.
Nerede?
Erenköy’de…

“Buralarını asla Rumlara vermem” diyerek.
Sayın Eroğlu köylere gitmeden, haritalar gidiyor.
Peki, masaya harita gelmediyse, bu harita nereden çıktı?
Bu işi bilenlere sorduk…
Efendim, Rum tarafı, “istediğini” masaya koymuş.
İsteyebilir…
Cumhurbaşkanlığı da, bu “istenilenleri” bir yerlere sızdırmış…
O “sızdırılanlar” da oturmuşlar kendileri bir harita çizmişler…
Bu önce Milliyet’e…
Sonra da buralara servis edilmiş.
“Servis” kelimesini bilinçli kullanıyorum…
Çünkü…
Birileri medyayı da kullanarak bilinçli bir şekilde “propaganda” başlatıyor.
Masada “al” yok…
Masada “ver” de yok…
Masada “harita” da yok.
Niyet var…

Kim neden sızdırdı?
Rum tarafının bu niyeti, belli ki Cumhurbaşkanlığı’nda kağıda döküldü.
Birileri oturup doğru- yanlış bir harita çizdi.
Şimdi bu harita ile halka korku salınmak isteniyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimine start verilecek bugünlerde, Denktaş-Kleridis’ten kalma o çağ dışı tekniklerle.
“Ben bir karış toprak vermem, verecek olanları seçerseniz siz bilirsiniz” demeye getiriliyor.
Birileri belli ki halen daha Kıbrıs Türkü’nü çok saf zannediyor.
Çalakalem çizilen bir harita…
Masadaki bilgileri dışarıya “işine geldiği” gibi sızdıran bir Türk liderliği…
Olmuş- bitmiş bir şey var mı?
Yok.
Ne var?

Cumhurbaşkanlığı seçimi.
Propaganda da bunun üzerine inşa edilmeye başlandı.
Blöfler başladı…
Bu “ucube” haritanın varlık nedeni de budur.
Ama bu bile, masada samimi olunmadığı, çözüm için masaya oturulmadığı, masadaki önerilerin de, “seçilmek” için araç olarak görüldüğünün kanıtıdır.
Birileri halen daha Kıbrıs Türkü’nü çok saf sanıyor.

 

***
Çobanoğlu özür diledi

Milli Eğitim Bakanlığı’nda denetim görevi yapan Salih Çobanoğlu, geçtiğimiz günlerde bir iddia attı ortaya. Biz de yayımladık.
İsmi ile.
Çobanoğlu, dün yeni bir açıklama yapma gereği duydu.
Özür diledi. Canan Sümer ve Burçin Boyacıoğlu’ndan.
Gerekçesi şu:
“Geçen hafta paylaştığım konuyla ilgili olarak yanlış anlaşılan ‘Sağlık kurul raporu yoktur’ ifadesini düzeltmek ve söz konusu kişilerden bu yanlış anlaşılmadan dolayı özür dilemek istiyorum. Amacım kimsenin sağlık durumunu veya sağlık raporunu sorgulamak değildir. Kaldı ki böyle bir bilgiye sahip olmam da mümkün değildir.
Söz konusu kişilerin bu konudan dolayı rencide olduklarını ve durumu dava konusu yapacakları tarafıma ulaşmıştır. Dava konusu olması durumunda, bu konuda yanlış anlaşılmasından dolayı özür dilemek dışında bir savunma yapmayacağımı peşinen ilgili kişilere bildirmek istiyorum.”

Çobanoğlu, özür için kaleme aldığı yazısında, şu hususlara da dikkat çekti:
– Öğretmenler Yasası’nda öğretmenliğe giriş koşulları ve görev sırasında oluşan rahatsızlıklarla ilgili süreç izlenmiş midir?
– Kısa bir süre önce aynı okula benzer bir görevlendirme yapılmış ve okulda büyük huzursuzluklar ve ders kayıpları yaşanmıştır. Ayni okulun yeniden ayni sürece sokulması doğrumudur?
– İlgili kişi Mağusa merkeze verilemez miydi ?(Yıllardır Lefkoşa sırasında bekleyenlerin önünü kesmemek adına)
– İşitme kaybı olan birine drama dersi yaptırmak doğrumudur?
– Branş için talim-terbiyeden onay alınmış mıdır?.. vb daha birçok konunun sorgulanması gerektiğine inanmaktayım.
– İlgili kişilerden ifade yetersizliği nedeniyle oluşan rahatsızlıklardan dolayı tekrar özür diler, acil şifalar dileklerimle.
Elbette sormamız, sorgulamamız gereken çok şey var bu sistemle ilgili.
Sorgulayacağız.
Ancak, hedefimiz şahıslar değil, sistemdir.
Bu nedenle, üzülmelerine vesile olmuşsak, Canan Sümer ve Burçin Boyacıoğlu’ndan ben de özür dilerim