Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İşte o üç imza…

Başbakan Yardımcısı Ekonomi, Kültür ve Spor Bakanı…

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu…
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu…
Üçü bir araya gelerek yeni Devlet Tiyatroları Müdürü ataması yaptılar.
Ama bir aksilik vardı…
Atanan kişinin bundan haberi yok…
Atayanların da bu kişiden haberi yok…
İşte o karar, imzalar ve atanan kişi.
Atanan kişinin hali ortada.
Bunu “eleştirmek” için söylemiyorum.
Halini soran yok.
Fen bilgisi öğretmeni, ne yapacak tiyatroların başında…?
Bu ülke sanatçısına hakaret değil mi?
“Bu işler tam tiyatroluk” aslında…
Devlet Tiyatroları, yılın ilk oyununu da bu yönde oynar herhalde…
Maalesef, bu ülke insanını birbirinden haberi olmayanlar yönetiyor.
Sadece bu mu?
Serdar Bey bakan atar, bakanların haberi yok.
Görevden bakan alır, alınanların haberi yok.
Müdür atar, müdürden haberi yok.
Müdür de hapiste öğrenir.
“Körler- sağırlar” diyaloğu…
Sonra da ne eleştirin…
Eleştirmemek için, kör ve sağır olsan, bahane bulun bu ülkede.

***

Kanatlı’nın “ağzı bal yesin…”

Türkiye’de yöresel bir laf vardır. Türkiye’den çok sayıda göç alan bir köyde büyüdüğüm için, öğrendiğim laflardan biri de buydu.
Birileri, doğru konuştuğu zaman, “Hay senin ağzın bal yesin…” derler.
LTB Meclis Üyesi ve YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, dün sosyal medya üzerinden beş maddelik bir paylaşımda bulundu.
İşte o beş madde:
1- Dikmen’de askeri birliğin dere yatağında yaptığı düzenlemenin etkilerini konuşacak mıyız?
2-  İhalesiz, milyon TL’ler verilerek sanayi bölgesi üzerine kazılan kanal sonrası sorun tamamen çözüldü, “bölgede bir daha su baskını olmayacak” açıklamasını hatırlayan var mı? Milyon TL havaya mı verildi?
3- Sanayi bölgesi içine yenile konulan drenaj sistemi çalışır mı? Çalışmazsa ona da milyon TL havadan mı verildi?
4- Taşkınköy’deki yeni drenaj sistemi çalışır mı? Çalışmazsa havadan milyon TL de ona mı verildi?
5- Çalışmayan bunca sisteme rağmen oraya buraya atılan paranın hesabını kim verecek?
Evet sorun da budur işte.
Sorun kaynak mı?
Hayır, hepsine de kaynak bulunuyor.
Sorun plansız yapılaşma, plansız işler ve havaya atılan paralar.
Dalga geçmek için “Orta Çağ devrine” döndük deriz ama…
Orta Çağ’da inşa edilen şehirleri sular basmıyor.
Lefkoşa Surlariçi ve Mağusa Suriçi’nin hali de ortada.
Su basıyor mu?
Basmıyor.
600-700 yıl önce, şehirleri planlayıp inşa edenler şimdi bu işleri yapanlardan daha mı akıllıydı?
Sorun bu işte.
Bu…
Şova kaçmadan, plan ve program yapılması gerekiyor.
Gerisi hikaye.
Para kaynağı olan ama bunu havaya zevkle atan bir toplumun evlatlarıyız.
Kendimizle ne kadar gurur duysak azdır.

***

Derviş Bey hepimizi salak mı sanıyor, öyle miyiz?

İç sesimle konuştum dün.
Sağlam bir diyalog kurdum.
Nasıl mı?
İşte böyle
– Bu Derviş Eroğlu var ya?
– Evet var.
– Bugün gene seçimlere değil Kıbrıs sorununa odaklandım dedi mi?
– Evet, dedi…
– Dün erken seçim falan dedi mi?
– Evet, babuç gadar basın açıklaması yazdı, UBP- DP tabanına yönelik. 
– UBP balosuna gitti mi?
– Evet gitti…
– UBP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik mektubunu aldı mı?
– Evet aldı…
– Ya iç politikayla ilgilenmez müzakerelerle ilgilenecek, ya da aklı fikri iç politikada…
– Yani?
– Bizi geri zekalı mı zanneder?
– Sence?
– Zannetmez, öyleyik.
– Galiba haklısın. Biz böyle geri zekalı olduğumuz sürece, her siyasetçi istediği gibi oynatır bu halkı.