Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

www.ihracattalepleri.net ve Türkiye’den Güney Kıbrıs’a ticaret

Türkiye Ekonomi Bakanlığı, www.ihracattalepleri.net isminde bir siteye sahip.

Bu site, Türkiye’den yapılan talepleri gündeme getiriyor.
Diyor ki, “Sırbistan’dan yatak talebi…”
Yatak imalatçısı mısınız?
Buradan hemen sosyal medya üzerinden Sırbistan’daki firmaya ulaşıyorsunuz.
Uzlaştınız mı?
Türkiye Ekonomi Bakanlığı korumasında, Sırbistan’a yatağınızı satıyorsunuz…
Ama sadece Sırbistan değil.
KKTC de var “ihracat talepçileri” arasında.
Bir de Kıbrıs…
Cyprus…

Rum iş adamları keşfetti
Türkiye Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki bu site, Rum iş adamlarının da dikkatini çekmiş durumda.
Otobüs aksesuarından, tavaya…
Perdeden PVC kaplamaya…
Aklınıza ne gelirse, Rum iş adamları ihracat taleplerini buraya yazıyorlar…
Türk iş dünyası da bu siteyi takip ediyor.
Sonra diyalog başlıyor.
Atina üzerinden Güney Kıbrıs’a mal akışı devam ediyor.
Ayda 10 bin dolar… 20 bin dolar…
Bu gibi rakamlar.
Çok değil ama…
Orada yaşayan bir organizma var.
Kıbrıslı Türk ithalatçıların dışında…
Türkiye ile ilişki içerisinde Rum ithalatçılar var.

Ve bir öneri…
İşte site orada…
Dünyanın dört bir yanından talepler, yağmur gibi bu siteye yağıyor.
Dün takip ettim.
Neredeyse her 30 saniyede bir, yeni bir talep düşüyor siteye.
Talebi yapanlarla iletişime geçmek de çok kolay…
Yerli üreticilerimiz var ya…
Buradan ciddi bir kaynağa ulaşmak mümkün.
Bir de, Türkiye Ekonomi Bakanlığı’nın bu uygulamasına ciddi oranda hayran kaldım.
Böyle oluyor bu işler.
“Ah, battık, bizi istemezler, mahvolduk” ile olmuyor.
Örnek alınmalı…
Bu sürece dahil olunmalı…

***

Eşit işe eşit ücret sadece maaş artışı mı?
Öğretmen camiası arasında ciddi bir eşitsizlik var.
Bu sadece, 2011 sonrası işe girenlerle, öncesinde girenler arasındaki maaş farkı değil.
O zaten tam bir ucube…
Bu ülkede, her alanda para hesabı yaparak, bu günlere geldik.
Hızla azalan, alım gücü enflasyon karşısında düşen kamu çalışanları ile birlikte kamunun hali ortada.
Rüşvet aldı başını yürüdü.
Polisi, askeri soygundan soyguna koşar olmuş.
Doktor hastaneden, öğretmen okuldan soğumuş.
Bunu geçelim de…
Öğretmenler arasındaki eşitsizlik sadece “maaşta mı?” sorusuna yanıt arayalım.
Değil elbette.
Bu eşitsizlik aynı zamanda ders saatlerine de yansıyor.
Öğretmen tecrübe ettikçe, ders sayısı da azalıyor. Mantıklı mı bu?
Hiç yeni öğretmenle, tecrübeli öğretmen bir olur mu?
Mevcut sistemde, daha fazla maaş alan, daha az iş yapıyor.
İlköğretimde bir öğretmenin haftalık ders saati (her ders 40 dakika) 40 saati bulabiliyor, hatta geçiyor.
Ortaöğretimde öyle mi?
Orta öğretimdeki öğretmenlerin ders saatleri arasındaki aymazlık da cabası.
Merkeze yığılmalar yaşandıkça, eğitimin kalitesi de değişiyor.
Herkes, Lefkoşa- Mağusa- Girne’de öğretmenlik yapmak istedikçe, kalite de aynı oranda merkeze kayıyor.
Orta eğitimde bir öğretmenin ortalama 20 saat ders vermesi gerekiyor…
Öyle mi?
Karpaz bölgesindeki öğretmenin ders yükü ile Lefkoşa’daki öğretmenin ders yükü ayni mi?
Kaç öğretmen 20 saat ders veriyor orta eğitimde?
Kamudaki tüm öğretmenlere 20 ve 20’ye yakın ders saati verilse…
Öğretmen eksikliğini daha ne kadar konuşacağız.
Maalesef sorun budur.
Bırakın bir kentten başka bir kente…
Bir okuldan başka bir okula öğretmen aktarmak olası değil.
Herkes de bu sisteme sahip çıkıyor…
Bu sistemi savunuyor…
Başbakan bu sisteme ağlıyor…
Başbakan Yardımcısı bu sisteme ağlıyor…
Eğitim Bakanı bu sistem tıkandı gerekçesi ile istifa ediyor.
Yönetmesi gerekenler “basit bir tüzüğü” değiştirecek iradeye sahip değiller.
Bir taraf sendikadan korkuyor, diğeri sendikaları hoş tutma derdinde…
Sonra da hep birlikte “bu sistem bitti” diye ağlıyorlar…
“Siz bu sistemi yönetemiyorsunuz”, doğrusu bu…
  

***

Kaynak bulunsa… Ben de yönetirim
LTB Başkanı Mehmet Harmancı diyor ki, “Ciddi bir kaynak bulunursa, suyu belediyeler yönetebilir…”
Bence de…
Devleti yönetenler bir yasa yapsalar…
Belediyeler, profesyonellerden oluşan özerk bir yapı kursa…
Belediyelerin kuracağı bağımsız merkez, kendisine yatırımcı bulsa…
Belediyelerin de içerisinde bulunacağı bir mekanizma suyu yönetse…
Süper olur…
Yoksa, iş sadece “kaynak bulunsa” kısmına kalsa, ben de yönetirim…
Sen de yönetirsin.
Önce yöntem bulunmalı.
Kıbrıslı Türkleri “birey” sayan, “sizden bir b.k olmaz, bunun için yönetemezsiniz” mantığından uzak…
Sonra…
Yöneten de bulunur…
İdare eden de…