Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Alçıner’in mesajı var

Liman İşçileri Şirketi’nin yapmak istediği ama “eline-yüzüne” bulaştırdığı bir operasyon var.

Kendileri de bu sistemin çöktüğünün farkında.
Bu nedenle, bir taraftan “ucube” olan Liman İşçileri Şirketi Yasası’na sahip çıkıp, tekelin üzerinde oturuyorlar, diğer taraftan da “ayin- oyunla” şirkete ortak arıyorlar. “Bu sistem çöktü” deyip, devletin orada “özelleştirme ile hacmi büyütmesine” izin vermiyorlar. Ama, “ortak” da arıyorlar. Hükümetin her konuda olduğu gibi bu konuda da kararsızlığı nedeniyle, bu olay da kapanıp, gidiyor.
Liman İşçileri Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Hayrettin Alçıner, benden farklı düşünüyor. Haliyle, “özelleştirme olup da her şeyi kaybetmektense, var olan düzene, birilerini monte” etmeyi doğru buluyor.
Bu konuyu açarız yarın…
Ama şimdi, Hayrettin beyin bana gönderdiği mektubu sizlerle paylaşıyorum. İçerisinde, “davalık” olabileceğini düşündüğüm bazı noktalara, bu köşede yer vermedim…

İşte o mektup:
“HAVADİS GAZETESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ SAYIN HÜSEYİN EKMEKÇİ

Gazimağusa Liman İşçileri Şirketi Yönetim Kurulu adına vereceğim bu açıklamanın yasal olarak yalnız beni kapsadığını öncelikle belirtmek isterim.
Ben yönetim kurulundan birisi olarak şunları açıklamak istiyorum:
Basında limanlarla ilgili verilen haberlerin tek taraflı olduğunu bildiğimden ve gerçekleri yansıtmadığından doğruları belirtmek  bizim için bir görevdir. Esasen Acenteler Birliği basına ve Başbakan’a işin özünü çıkarlarına uygun anlatmışlardır.
Acenteler Birliği sizlerden önce Kıbrıs Türk Liman İşçileri Şirketi’ne gelerek aldığımız ortakları almamamız için Acenteler Birliği olarak limana kendilerinin ortak olabileceklerini ifade ettiler, tüm yönetim kuruluna rüşvet de teklif ederek bir hafta daha beklememizi önerdiler.
Aynı toplantıda Liman İşçileri Şirketi başkanı Sn. Serkan Tekan onlara kendileri ile bu işin olamayacağını, alınacak bu insanların limanın gelişimine ve iş hacminin artmasına da büyük etkileri olacağı cevabını vermiş ve acenteleri reddetmiştir.
Zaten böyle bir sıfatla da olması gayri yasallık taşımaktadır. Alınan bu kişiler kör yiyici şeklinde değil limanlarımızı transit yükleyiciliğe taşıyabilecek donanımları olan kişilerdi.
YÜZ BİNLERCE TON kar eritme tuzunu yaz aylarında bizim limana daha sonrada dış limanlara aktarabilecek kapasiteye sahip kişilerdi.
Herkesin kendi işine bakması gerektiğini söyledikten sonra acenteler bizlere tavır koymuşlar ve hükümete bizleri anlam değiştirerek şikayet etmişlerdir.
OYSA ORTADA HİÇBİR YASADIŞILIK OLMAMAKLA VE EN ÖNEMLİSİ Başbakan Sn. Özkan Yorgancıoğlu’nun da bunu bilmesine karşın Acenteler Birliğindeki bazı ahbap çavuş ilişkisinden iki yıldır bildiği ve desteklediği oluşumu inkar ederek olayı bozmuş ve her ne hikmetse şirkete ortak olarak alınan arkadaşlar istifa etmişlerdir.
Yine her şeyi başından beridir bilen Sn. Ahmet  Kaşif de şirketten desteğini çeker gibi tavırlar göstererek konu ile sanki hiç ilişkileri yokmuş gibi konuşarak, geri çekilmiş ve telefonlarımıza da çıkmaz olmuştur.
Acenteler Birliği içerisinde bazı başbakana çok yakın politikacıların da olduğunu bilen işçi yöneticileri olarak şunları açıklamaktan da imtina etmeyeceğiz:
ZORLA BASKILARLA BİZLERİ KENDİLERİNİN İSTEDİĞİ BAZI KAN EMİCİ TÜRKİYELİ İŞ ADAMLARININ ELİNE TERK ETTİREREK LİMANI KENDİ HEGOMANYALARINA ALMA TEŞEBBÜSÜ ENGELLENDİĞİ İÇİN BİZLERE BU ŞEKİLDE SALDIRARAK İŞLERİMİZİ BOZMUŞLAR VE SONUÇTA Kıbrıs Türk gençliğine kaybettirmişleridir.
Çünkü bizler yapmış olduğumuz sözleşmelerle ileriki tarihlerde limana ayrı olarak yine çalışanlardan alınması kaydı ile kabul ettirilerek hükme bağlanmıştı. Kaybeden Kıbrıs Türkü olmuştur ve ne yazık ki siyasilerimizin başta söylediklerimde buna çanak tutmuştur.
Esas memleketin sömürücülerinin başında acenteler birliğinin üyeleri gelmekte ve büyük vergi kaçakçılığı şeklinde hayat pahalılığını da körüklemektedir.
Her konteynerden aldıkları 700 TL paradan işçiler şirketine de 120 TL ödemektedirler. Bunun yanında daha birçok usulsüz kazançlarına hükümet soruşturma açması gerekirken, yalnız limanın geleceğini düşünen şirket yönetimine Başbakan’ın soruşturma açacağı ifadesi hepimizi şaşırtmıştır.
Bu insanlara Arap’mış kökenleri diye çamur atmaya da kalkan bir zihniyet sorgulamada bulunmuştur. Umarım, Başbakan’ı etkileyen, uzun yıllar belediye başkanlığı yapan Sayın Oktay Kayalp değildir.

Saygılarımla
Liman İşçileri Yönetim Kurulu Üyesi  Hayrettin Alçıner

***

Vay be, ben neymişim
Bir süredir, “bazı olayların müsebbibi” muamelesi görmekteyim.
Ne mesela?
Örneğin, Liman İşçileri Şirketi’ne ortak olan yedi kişi süreci ile ilgili yazdıklarım nedeniyle, “milyonluk bir gelir kaynağını” berbat ettim. Kabahat benim yani.
Başka ne yaptık?
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel temsilcisini daha göreve başlamadan “karaladık…”
Ve daha niceleri.
Ama bunlarla sınırlı değilmiş.
Hakan Dinçyürek’i milletvekilliğinden soğuttuğumu öğrendim… Neden? “Vergi Affı” Yasası’ndaki tavrı nedeniyle.
Bir de Mağusa Limanı’na sigara fabrikası kurmak isteyen Tahsin Gül’ü bu işten vazgeçirmişim.
Dün, bir mektup ulaştı elime. Çalakalem yazılmış. Ama özenle postaneye götürülmüş… Zarflanmış… Pullanmış…
İmza yok. Ama içinde önemli mesajlar var. Hakan Dinçyürek kendisi bu konuda hiçbir şey söylemedi ama bu mektuptan duygularını gayet net anlıyoruz. Yazılanları paylaşacağım, zira yazdığım konulara verilen yanıtlar var burada.
İşte orada yazılanlar:
“Sayın Ekmekçi,
Yazdığın yazılarla Dr. Hakan Dinçyürek’i öyle bir küstürdün ki TV’lere bile çıkmaz oldu. Mecliste konuşan bir milletvekili vardı, onu da kestiniz.
Ben sana 1- 2 soru sormak isterim:
– Kaç tane araba galerisine Re’sen vergi geldi aftan yararlanamayan?
– Hakan Dinçyürek’in aile şirketi ayda kaç araba satıyor?
– Sen sadece Birikim Özgür’ün kalemşörlüğünü yaptın.
Ama şanslısın ki, hem Dr. Hakan Dinçyürek, hem de aile şirketi seni rahatsız edici bir telkinde bulunmadı. Karaladığın bu insan, adanın en iyi ortopedisti…
O kadar bir karaladın ki, senin bir okurun olarak üzüldüm.
Ayrıca…
Ayrıca senin yüzünden tabii ki yazıların yüzünden,  Mağusa Serbest Limanı’ndaki sigara fabrikası yatırımından Tahsin Gül vazgeçti. Fabrika Ukraynalıların eline geçti.

NOT: Bu yazıya verecek cevaplarım elbette vardır. Bana ayrılan köşe bu kadar. Yarın devam ederiz.