10 dakikada, iki olay yaşadım…
Önce bunu yaşadım:
“Hazır erken çıkmışım kaptım oğlanları parka getirdim. Baktım az ötede çok sayıda çocuğun oynadığı bir alanda kırık bir şişe, camlar dağılmış. Haliyle çocukları bıraktım, gittim cam kırığını toplayım dedim. Zira orada ayağında terlik olmayıp oynayan çocuklar var. Derken bir kadın geldi, üç çocuk… Bana lafı soktu: CAM KIRACAK YER BULAMADIN MI BEYFENDİ.
Eylikten Maraz Doğar lafı, bunun için mi?”
Sonra bunu yaşadım:
“Çekirdek çitleyerek, çocuklarını seyrediyor bir kadın… Haliyle çitlediği çekirdeği yere atıyor. Tam orada da çöp tenekesi var. Dedim ki, “Lütfen çöpe atınız ağzınızdan çıkan şeyleri. Çocuklar oynuyor burada…” Cevap, “Sana ne sen mi temizliyorsun…” Anladım ki park bana göre değil, değil. Anaları götürsün bundan sonra…”
İki olayı da sosyal medyadan paylaştım.
Sonra, baktım ki, peşi sıra yorumlar geliyor…
“Döktüm çöpü arabasına”
Muhtar Ömer Meraklı anlattı ardından:
Aman aman… Benim başıma gelen… Köy meydanındayım. Meydanımız tertemiz. Bir adam arabasından indi burnunu sildi peçeteyi meydana atdı… Hop dedim burası KALAVAÇ. Attığın peçeteyi yerden al. Döndü bir baktı yürüdü. Yabancı BİRİSİYDİ… Kafam attı köy meydanındaki çöp bidonunu kaptım gittim arabasını açtım TAM ŞÖFER yerine hepsini goltuğuna dökdüm… Baktım koşarak geldi… Ne yapıyorsun be dedi… SENİN YAPTIĞINI YAPTIM BREE dedim… NE Mİ OLDU HERKES ALKIŞLADI… Sıkıya düşdüğünde bana seslen… Sn. EKMEKÇİ. Artık herkes bilmelidir BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİLDİR…
“Gaç mahalleden”
Sonra Abdullah Üçgöz anlattı:
“Bak bir şey daha oldu…. 🙂 Bir Pazar sabahıydı… Saat 07.50… Apartmanın önünde bir araba, direksiyonda bir kadın defalarca sınırları zorlayan bir şekilde Boru çalıyor. Belli ki arabadan inip 3 metre yürüyüp zil çalmaya üşenmiş… Bir alt kattaki komşu çıkıp “Bu gün pazar hanımefendi bırakın istirahat edelim” diyor… Cevap”, beğenmediysan taşın bu maaaleden” oluyor… Anlıyorum ki… Ya mahalle bana göre değil. Ya da bazı insan (!) lar ehliyet vermeden önce ilave bir takım eğitimlerden geçirilmeli…”
“Yarın da gel temizle”
En son Raziye Kocaismail anlattı:
“Hüseyinim, lets do it kampanyasına katıldık. Temizlik deyip de geçme Dernek ekibi ile Çağlayanı yacak bucak temizledik hem de neler temizlediğimizi söylemeye gerek yok, bir kafenin önü hep içilen plastik su şişeleri ayran kapları ile dolu, plastik toplayan ekibi çağırdım arkadaşlarla 10 dakika içinde bahçeyi pırıl pırıl yaptık.
Orda oturan adamlardan biri temizlediğimiz alana elindeki küçük su şişesini yüzümüze baka baka attı, sakin bir şekilde bu ekibin güneş altında harcadığı emeğe karşı niye böyle davrandığını sordum, yarın da gelin bunları toplayın, cevabını aldım.”
Ne bu rahatlık?
Gerçekten enteresan değil mi?
İnsanlar nasıl da rahat kirletiyorlar.
Nasıl da bu kadar hak görüyorlar kendilerinde kirletmeyi?
Nasıl olsa biri temizler…
Komik gelebilir bu yaşananlar…
Ben Muhtar gibi de yapamadım açıkçası…
Ki belki de en doğrusu o…
Alacaksın o çöpü, boşaltacaksın kafasından aşağıya…
Ya da “yasalara” güveneceksin…
“Kirleten ödesin”…
Ödeye ödeye öğrensin temiz tutmayı…
En doğrusu da bu…
Ve biz de, “Ne der acaba?” diye düşünmeden, kirletenlerle yüzleşelim…
Başka türlü olmayacak…
































