Herkes konuşuyor.
Oturmuş bir düzen var bizde…
Kamudaydı sadece…
Maalesef medyaya da yerleşti…
“Parti para verecek…”
“Patron para verecek…”
“Devlet para verecek…”
Kimse, verimliliği sorgulamıyor. Kendisini haklı çıkarmak için de türlü rakamlar konuyor ortaya, dünyadan örnekler veriliyor.
Kamuya sirayet eden bu virüs, verimliliği ve üretimi bitirdi.
Medyaya sirayet eden kısmı ise, bir arkadaşımın da dün bana söylediği gibi, “Eskiden biz gazeteci milleti daha muhabbetliydik, şimdi hepimiz bir tarafa savrulduk…”
Haftalar önce yazmıştım…
“Kamuda memur ve işçi sayısı yüzde 50 azalsa ne değişir?”
Bu kafayla bir şey değişmez…
Değişmez çünkü üretime dayalı bir sistem mevcut değil. Kimse, kimin ne ürettiğine bakmıyor.
Üretmekle yükümlü olanlar ise, “Üretsem de üretmesem de benim maaşım ödenecek” diyor ve bunda ısrar ediyor.
Üretimin ve verimliliğin artması noktasında, siyasetçinin mücadele etmesini beklemek saflık olur.
Bizde “koltuk” kavgası o kadar ileri düzeyde ki, herkes o makamlarda kalabilme adına, her türlü evrensel değeri ayaklar altına aldı.
Üretim ve verimlilik de bunlar arasındadır.
Peki kim kalıyor geriye?
Çalışanların kendisi…
Ve elbette sendikalar.
Kamudaki verimsizlik herkesi, her şeyi olumsuz etkiliyor.
Üretmeyenler, üretenleri de etkisi altına alıyor.
Biz ise, esas tartışmamız gereken verimliliği tartışmıyoruz.
“Verimlilik”, “üretim” diyen de zaten tartışmaların ara yerinde boğuluyor.
Ne gelişti son dönemde:
– Türkiyeci
– Özelleştirmeci
– AKP yardakçısı
Ötekileştir…
Söylenenleri hiçleştir…
Yalnızlaştır…
Söylediğinin değerini düşür…
Bu ülke, kaybediyor.
Hepimiz kaybediyoruz.
Verimliliği tartışmıyoruz.
“Verimsizlik” prim yapıyor çünkü mevcut kamu düzeninde testiyi dolu götüren de boş getiren de bir.
Ben vergi ödüyorum…
Hayatın her alanında kaliteli hizmet alabilmek için.
Bunun farkına varmamız gerekiyor açıkçası.
Hak ediyor muyuz?
Öyleyse devam…
Üretmeden, verimliliği artırmadan yaşamak bize göreyse…
O zaman ben de tekrar ediyorum:
– Türkiye mecburdur ödeyecek…
– Hükümet nerden bulursa bulsun ödesin…
***
Alpman gelişmeleri izliyor
Çatalköy’de farklı bir seçim yarışı izliyoruz.
UBP- DP henüz kararını vermedi.
Genel merkezlerin Çatalköy eğilimi, Mehmet Hulusioğlu’nun desteklenmesi yönünde.
Ama Çatalköy’de UBP’lilerin eğilimi böyle değil.
“Bizim adayımız var” diyorlar, genel merkezin kararını vermesini beklemeden tavırlarını da belirlediler.
“Derviş Alpman adayımız…”
Alpman ya UBP adayı olacak, ya da UBP’lilerin desteklediği bağımsız aday…
Kısa süre önce, Çatalköy Bağımsız Belediye Başkanı Mehmet Hulusioğlu ile görüşmüştüm.
“Bağımsız başkanım, bağımsız aday olacağım ve kazanacağım” demişti.
“UBP DP desteğine” yorumu da, şu olmuştu:
“Bana insanlar bağımsız kal diyorlar. UBP’li, DP’li ve CTP’li birçok Çatalköylü siyasetten ve siyasetin çıkar kavgalarından bıktı. Ben bağımsız duruşum nedeniyle herkese eşit hizmet sunuyorum, bunu görüyor insanlar. Bana da bağımsız kalmamı salık veriyorlar…”
Numan bayrak açtı
Çatalköy’ün etkili ismi Necdet Numan.
Uzun yıllar belediye başkanı olarak hizmet verdi.
Milletvekilliği ve UBP genel sekreterliği döneminde de birçok tartışmanın içinde yer aldı.
Ancak, her şeye rağmen, Çatalköy için etkisi sürüyor.
Ortaya atılan isim derviş Alpman.
Hulusioğlu gibi oldukça genç bir isim.
Açıkçası, adaylığı benim için sürpriz oldu.
Bir masa etrafında yemiş- içmişliğimiz, dost meclislerinde muhabbetimiz var.
Aradım…
Sordum, cevaplar aldım…
Alpman, henüz net olarak “evet adayım” demiyor.
Ama, aday olmaya da hazır.
“UBP ve DP içerisindeki gelişmeleri takip ediyorum. Birçok isim aday olmam noktasında baskı yapıyor. Bağımsız aday olarak da açıklama yapabilirim. Ben, UBP adayı olarak seçimlerde yer almaya hazırım. Kısa sürede, geniş bir açıklama yapacağım…”
Alpman’ın durduğu nokta bu.
Söylenenlerden anladığım, “gelişmelerin sonuna göre” karar verilecek.
Ancak, Çatalköy’de geniş bir oy oranına sahip UBP’li bir grup, “bağımsız adaya destek” noktasında genel merkezle aynı noktada değil…
***
Aslanbaba ciddi de seçmen de ciddi mi?

Ejder Aslanbaba, ciddi ciddi İskele Belediye Başkanlığı’na aday…
Kanal kanal geziyor…
Gazete gazete geziyor…
Projeleri çok ciddi…
Yüzlerce istihdam sözü var.
Konut yapacak…
İskele’yi baştan yaratacak. Ciddi ciddi de hazırlanıyor.
Peki ya kısa geçmişte yaşananlar?
Siyasette yaratılan tahribat…
Rüşvet verilmişti kendisine ne oldu?
Sık sık parti değiştiren ve siyasetten duyulan nefrete yaptığı katkı nasıl unutulacak?
Hayretler içerisinde izliyorum.
Hiçbir şey olmamış gibi, Aslanbaba’nın siyasete bu şekilde devam etmesi, enteresandır…
Önce, kısa geçmişin izleri silinmeli…
Sonrasına, bakarız…
***
Akdoğan’da gözler Ademgil’de
Akdoğan’da Adem Ademgil aday…
UBP Genel Merkezi’nin bu konuda alınmış kararı var.
“Mevcut başkanlar aday olacak…”
Ancak, Akdoğan’da sular durulmadı.
Son dört yıldır, iddia o ki, Levent Sökmez, bizzat Adem Ademgil tarafından belediye başkanlığına hazırlanıyor.
Sökmez, eğer parti Ademgil’de ısrar ederse, bağımsız aday olmakta kararlı.
Ancak, Ademgil, bu konuda sessiz.
Dün, Ceren Özbil ile görüştüler.
“Parti açıklayacak” dedi, dikkatimi çekti.
Parti açıkladı zaten.
Yeni açıklanacak ne var?
Sökmez ise, Ademgil’in çekilmesini bekliyor.
Akdoğan, yeni gelişmelere gebe…
***
Buhara: Kendisi izne ayrıldı
Geçitkale Belediye Başkanı Kıvanç Buhara, bir çalışanın “kızı CTP’den meclis üyesi adayı olacak diye görevinden uzaklaştırıldığı” iddiasını şiddetle, ama şiddetle reddetti.
Buhara, söz konusu çalışanın kendi isteği ile izne ayrıldığını ifade ederek, “Ben kenara çekildim. Kimse benim üzerimden yalan iddialarla prim yapmasın” uyarısını yapmayı da ihmal etmedi.
Buhara, dört dönem belediye başkanlığı yaptı.
Şimdi kenara çekiliyor.
“Kim kazanırsa gidip elini sıkacağım ve başarılar dileyeceğim” ifadesini kullanan Buhara, çalışanı çöpe yolladığı iddiasını ise reddetti.
Buhara, bakın ne dedi:
“İlgili çalışan bana geldi ve kızını evlendireceğini, evini bitirmesi gerektiğini söyledi ve 24 gün izin istedi.
Ben de izne çıkmasına izin verdim. Yaptığı göreve de başka bir arkadaşı aktardım. Kesinlikle kızı aday olacağı için müdahale ettiğim yalan ve iftira…”
































