Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cami ise cami, kilise ise kilise, cemevi ise cemevi

“Demokrasi” konuşurken mangalda kül bırakmayız…

Bu ada “cennet” olabilir mi?
Olabilir…
İki yol, yeter…
– Demokrasi yolu…
– Adalet yolu…
Kıbrıs Türkü, bilgi birikimi, görgüsü ve yetişme tarzı ile sadece Türkiye için değil, dünya için de “demokrasi” modeli olabilir.
Peki bizde durum nedir?
Anayasayı “çağdaş” bir anayasa yapamadık, Türkiye bizi bu konuda fersah fersah geçti…
Cinsiyet eşitliği konusunda sınıfta kaldık…
Kadın pazarı kuruldu, devlet vergisini alıyor ve seyrediyor…
Din ve vicdan özgürlüğü konusunda da ciddi ayrımlar var…

Camilere evet ama…
Bir süreden bu yana, Kıbrıslı Rumlar KKTC’deki kiliselerde ibadet yapıyor.
Peki kiliselerin durumu?
Neredeyse her köye bir yeni cami yapıldı.
Hala Sultan İlahiyat Koleji, bir “abide” gibi yükseliyor.
Hiçbir masraftan kaçınılmamış…
Camiler için gösterilen hassasiyet diğer alanlar için gösteriliyor mu?
Hayır…
Kiliseler dökülüyor…
Oysa, KKTC’de bulunan kiliselerin önemli bir bölümü “inanç turizmi” dediğimiz, aynı zamanda “ekonomik de bir olgu” olan işlevin parçası olabilir.
Bunu da tam anlamıyla becerdiğimiz söylenemez…

Ve cemevi…
Türkiye cemevleri konusunda çığır açtı.
Artık cami ile aynı avluya cemevi de inşa edilebiliyor.
Oysa KKTC’de, bu ayıp yıllardır devam ediyor.
Ciddi bir ayrım var.
Temeli atılan cemevi konusunda ileri adım atılamadı.
Atılamadığı gibi, unutturulmaya da çalışılıyor.
Oysa, demokrasi anlamında, Kıbrıs Türkü’ne yakışan, Türkiye’den de önce bu konuda adım atmaktı.
Atmadık…
Ya da “attırılmadı…”

Vakit daha fazla geçmeden
Cemevi konusunda geciktik…
Kime, ne zararı var?
Bir gerçek daha var.
Kimsenin etnik kökenine inecek değilim elbette.
Ama bu ülkede, “emeği ve namusu” ile hiçbir problem çıkarmayan, Kıbrıs’a adapte olan ve yaşam tarzına saygı duyan “müstesna” bir topluluktur Aleviler…
Tek beklentileri de, “cemevi”…
Başka bir talepleri de yok.
Bunu başaramadık…

Herkes ibadette özgür olmalı
KKTC’deki Maronitler…
Öğrenci olarak burada bulunan Hristiyan öğrenciler…
Maronitler…
Özgürce ibadet edebilmeli…
Bunun başka yolu yoktur.
Buna engel teşkil eden engelleri de ortadan kaldırmak hepimizin görevidir.
Nasıl ki, “cami”, “namaz”, “din eğitimi” konusunda abartılı bir baskı var…
“Dini alanda özgürlükler” konusunda da bütün olarak yavaş bir ilerleme var.
Yıllar önce, “Türkiye’de yok ama KKTC’de resmi cemevi olsun” diye yazmıştım…
Artık Türkiye’de de var…
Avrupa’nın her ülkesinde var…
Ama burada yok…

Cami ise cami, kilise ise kilise, cemevi is cemevi
Dün, Meclis kürsüsüne gelen iktidardaki DP-UG Milletvekili Hakan Dinçyürek, “Herkes ibadet edebilmeli ve bunun için altyapı sağlanmalı. Cami ise cami, kilise ise kilise, cemevi is cemevi” dedi.
İyi de söyledi.
Artık birilerinin de söylemesi gerekiyor…
Söylemeyi de bir kenara bırakıp, iş yapması gerekiyor.
2014 bütçesinde de “özel olarak” cemevi için ayrılan bir kaynak yok.
Umarım ve arzu ederim ki, “temelleri çürümeden” adım atılır…
İkinci etabı için girişim başlar…
Lefkoşa-Mağusa anayolu üzeri, Cihangir kavşağındaki bu ayıp da, daha fazla vakit kaybetmeden ortadan kalkar…
Demokrasi yolunda güzel bir adım atılır…