Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Serdar Bey’in vicdanı mı, kamu vicdanı mı?

Özkan Yorgancıoğlu mu vicdansız..?
Serdar Denktaş mı vicdanlı?
Bu iki soruya bir soru da ben ekliyorum:
“Sizin vicdanınız mı önemli adalet mi?”
Sorumun muhatabı da Serdar Denktaş…
Neden mi?
“363 kişiyi yılbaşında kapı önüne koymak benim vicdanıma sığmaz” dediği için…
Bu cümleye karşılık, “Ya kamu vicdanı, ya adalet?” diye sorulmaz da ne yapılır?

“DP’ye sormadı”
Serdar Denktaş, gündemi değerlendirirken, hükümet adına ilk ciddi krizin de habercisi oldu…
Daha doğrusu tırmanan krize dikkat çekti.
Zira, bütçe görüşmeleri devam ediyor ve tartışmalar tamamen hükümet partileri arasında.
Sanki de UBP komitelerde yok…
“Fonlara daha fazla para” kavgasının ardından, bu kez de, “Kimse işten durmayacak” mesajı verildi ince ince…
Serdar Bey “vicdan” yaptı…
Peki “vicdan” yaparken, “popülist” davrandı mı?
Hem de çok.
Zira…
UBP Kurultayı için istihdam edilen 363 kişinin kamuya maliyeti, Kıb-Tek’e olan borçların üç-beş senede sıfırlanmasına neden olacak denli büyüktür.

Hem atmayacak, hem alacak…
Serdar Denktaş’ın açıklamalarında enteresan olan bir nokta daha var.
Ne diyor sayın bakan:
“Atılacak olanları vicdanım kabul etmez. DP’liler de iş istiyor. Bir formül bulacağız…”
Bu nasıl açıklanır?
“Bu ne mana?” diye bir soru gelmez mi akla?
Gelir elbet.
Durduğumuz nokta budur…
Geldiğimiz konakta…
Popülizm devam ediyor…
“Önce partilim, sonra halk” tavrı maalesef devam ediyor.
Maalesef…

***
Bugünleri görmüştü

Merhum Cumhurbaşkanı, “Beni Lefkoşa Mezarlığı’na defnedin” demişti…
Orada aile mezarlığı var, biliyorsunuz…
Ölünce, vasiyeti dinlenmedi.
“Koskoca lider, anıt mezarı olmalı” dendi.
Büyük bir arayışın ardından da Lefkoşa- Gönyeli sınırındaki büyük yeşil alan seçildi.
Oraya gömüldü.
Kısa sürede ziyaretçilere uygun bir mezar yapıldı.
Yanına bir de polis kulübesi dikildi.
Ber ovanın içinde…
“Fazıl Küçük, Osman Örek, Raif Denktaş
Anlaşırlar gardaş gardaş”

Şimdi üçü de aynı kaderi yaşıyor.
Dr. Fazıl Küçük’ün ailesi anıt mezarının bakımsızlığından şikayetçi. Aynı zamanda projede öngörülen birçok adım atılmadı.
Osman Örek’in mezarı devlet mezarlığı olarak ayrılan bölgede. Ailenin sık sık feveran ettiğini biliyoruz.
Denktaş kendi sağlığında, bu toplumun değerlerine neler yaptığını da görmüştü.
Israrla aile mezarlığı istedi.
Kimse dinlemedi…
Şimdi para yok, pul yok, ilgi yok…
“Ne olacak bu anıt mezar?” diye sorulup duruluyor.
Denktaş’ı seversiniz sevmezsiniz…
O ayrı…
Ama “anıt mezar” için cenazesini o alana almışsanız… Bu şekilde bırakmaya da hakkınız yoktur.
Denktaş’ı sevenler, kendi aralarında para toplar…
Devletin yapamadığını yapar… “Hade” denirse bir noktadan…
Bu ayıp “devletin insafına bırakılmadan” ortadan kalkar…

***
Kararı Beşir Bey mi verecek?

Bir grup belediye başkanı aylardır isyanlarda…
Ekonomik olarak dibe vuran belediye bütçeleri, halkı da mağdur ediyor.
Medyada serzenişlerini okuyorsunuz mutlaka…
Türkiye’den KKTC’nin kutlamalarına katılmak için gelen Beşir Atalay ile bir araya geldiler.
Bu bir araya gelişte de, “Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nu şikayet” etmişler…
Tek kelimeyle insafsızlık…
Belediyelerin geldiği aşamadan Başbakan’ı sorumlu tutmak adil değildir…
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu da, kendisini şikayet eden belediye başkanlarına, “Belediyeleri aşırı istihdamlarla biz batırdık dediniz mi?” diye sordu…
Ortada iki şikayet var:
BELEDİYE BAŞKANLARI: Başbakan belediyelerin sorununa çare bulmuyor…
BAŞBAKAN: Aşırı istihdamlarla belediyeleri batırdınız…
Tablo bu…
Belediye başkanlarından sonra, Başbakan da şikayetlerini iletmiş oldu böylece…
Otursun Beşir Atalay kara versin…
Belediye başkanları mı suçlu?
Başbakan mı suçlu?
Hay Allah’ım ya… Düştüğümüz duruma bakın…

Hiç ders çıkarılmadı
Lefkoşa Türk Belediyesi’nin geldiği nokta ortada…
Kimse ders almadı…
“Ben seçildim, istediğimi yaparım” diyen başkan modellerinin önüne geçilmesi için tek bir adım yok.
Yasa aynı yasa…
Başkanlar aynı başkanlar…

Halk karar verecek
Dedik ya, “Beşir Atalay mı karar verecek?”
Az kaldı…
Haziran 2014’te yerel seçimler var…
Neyin nasıl battığı da…
Kim tarafından batırıldığı da ortada.
Sandıklar kurulacak… Halk sandık başına gidecek…
El mi yaman…
Bey mi yaman…
Halk karar verecek…
Beşir Bey değil…
Beşir Bey de gülüyordur halimize…
“Hem yönetelim, biz yönetelim diyorsunuz, hem de en basit konuları bile halledemeyip, kapımıza dayanıyorsunuz” diyerek…
Bunu da bir kenara not edelim…