Bu başlığı daha önce de atmıştım…
Bu iki oldu…
Neden mi?
CTP enteresan bir parti haline geldi.
Parti politikaları oluşturmak yerine, alınan kararlara “farklı tepki vermek” CTP’de gelenek oldu.
Kimine göre bu iyi bir şey…
Ama gelinen noktaya bakmak lazım.
Elektrik zammı ile ilgili bir karar alındı…
Genel sekreter Asım Akansoy, “İçime sinmedi” dedi, ardından da genel merkezde, yani CTP’de böyle bir olayın tartışılmadığını söyledi.
Yani “parti olarak buna sahip çıkılamayacağını” gösterdi.
Bu hükümetin kararı…
Haliyle, “haberi olmayan” genel sekreterin bu politikaya nasıl sahip çıkması gerektiğini de sorgulamak gerekir…
Ardından, milletvekili Tufan Erhürman girdi devreye…
“Bu zam Anayasa’ya aykırı” dedi.
“Bu zam Anayasa’ya aykırı, bu nedenle yapılamaz” demek başka bir şeydir…
“Zam yapılmasın” demek başka bir şeydir.
Milletvekili Birikim Özgür de ilk günden bu yana, “Bu zam olmazsa, ülke karanlıkta kalacaktı. Arz güvenliğini sağlamamız gerek” deyip duruyor.
Tarım Bakanı ve Başbakan da zammı savunmak zorunda kalıyor.
Şimdi bu tablo nedir?
“Her kafadan bir ses” çıkması doğal mıdır?
Bu tabloda doğaldır.
Zira…
Parti grubu… Yani Meclis’teki milletvekilleri zamdan önce kapsamlı bir şekilde konuyu müzakere etmiş olsaydı…
Tufan Erhürman orada “bu zam Anayasa’ya aykırı, önce yasa yapalım” diyebilecekti.
CTP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) bu konuyu tartışsaydı, “parti olarak politikaya sahip çıkılacaktı…”
Parti Meclisi’nin gündemine gelseydi, partililer katkı koyacaktı, sahiplenebilecekti.
Sosyal medyaya bakın… 40 yıllık CTP’liler, partiyi yönetenleri yerden yere vuruyor…
Gazetelere bakın, her milletvekili başka bir şey söylüyor…
TV’lere bakın… Her kafadan başka bir ses çıkıyor.
Hal böyle olunca da, CTP içerisinde bir “patırtı” görüntüsü oluşuyor.
CTP’liler, karar alma mekanizmalarında belli ki “devlet” sorunlarını tartışmıyor.
Hükümetteki CTP’liler karar alıyor, uyguluyor…
Partide kalan CTP’liler ise hükümeti eleştiriyor.
CTP’de en ciddi sorun olarak da bu ortaya çıkıyor…
“İş ve eylem birliği yok…”
Haliyle, “parti mi patırtı mı?” diye soruyor insan…
//////////////////
Vatandaşla ağlayan vekiller
Dedik ya, CTP’de her kafadan bir ses çıkıyor.
Hal böyle olunca da eleştiriler peşi sıra geliyor.
Genel sekreter Asım Akansoy ile birlikte milletvekilleri de tuhaf bir duruma düştü.
Vatandaş…
Esnaf…
Ve elbette muhalefet zam nedeniyle ağlayıp duruyor ya…
Bir de bakmışsınız, CTP’li “bakan olmayan milletvekilleri” de bu ağlama korosuna katıldı.
Tuhaf değil mi?
“Hükümet karar alır, partilileri ağlar…”
Tablo budur.
Bunun adını “demokrasi” koyabilirsiniz…
Ancak bu diyalogsuzluk da herkesin gözü önünde oluyor ya…
Vatandaş ağlıyor…
Çözüm bulması gerekenler daha çok ağlıyor…
Halimiz budur…
//////////////////////////////
Son günlerin en güzel haberi
İçişleri Bakanlığı, büyük bir hatadan döndü.
“Askeri bölgeler ava açılmıyor…”
Son günlerde duyduğum en güzel haber budur.
Avcı olan herkes de bilir ki…
Askeri bölgelerin doğaya iki önemli katkısı vardır.
Her şeyden önce, askeri bölgeler daha yeşildir…
Avcılar için en önemlisi ise “av hayvanlarının üreme ve çoğalma” bölgeleridir.
İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Hasan Alicik, av denince ülkede akla gelen isimlerden bir tanesidir.
Bu nedenle, kararın alınmasında, ciddi katkısı vardır diye düşünüyorum.
Hükümetin bu kısa sürede eleştirildiği onlarca konu arasında…
“Askeri bölgelerin ava açılmayacak” olması kararı, benim için çok önemlidir.
Askeri bölgelerde üreyen, çoğalan binlerce av hayvanı, yaşamaya devam edecek.
Askeri bölgelerden kaçan av hayvanları ise avcılar tarafından değerlendirilecek.
Gerçek çevreci ve gerçek avcıların buna destek verdiğini biliyorum…
Bu karardan dolayı da İçişleri Bakanlığı’nı “doğaseverler” adına tebrik ediyorum.
Bu karar “av kaldırıldı” denilmesi kadar önemlidir.
































