Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Her alanda yakınlaşma adımı

Din İşleri Başkanı Talip Atalay, Güney Kıbrıs’a geçerek, Başpiskopos Hrisostomos ile bir araya geldi, yemek yedi.
Önemsiz bir şey mi?
Değil…
2012 yılından bu güne KKTC’ye girişi çeşitli gerekçelerle yasaklanan Karpaz Piskoposu Hristoforos’un Apostolos Andreas Manastırı’nı ziyaret etmesine izin verildi.
Önemsiz bir şey mi?
Değil…
Dini anlamda bir yakınlaşma, çok sayıda sorunu da çözecektir.
Kilise parası ile Kuzey’deki kilise ve halen daha tarumar edilmemişse, mezarlıkların bakımının yapılması…
Vakıflar’ın parası ile Güney’deki camilerin ve tarumar edilen mezarlıkların tamir edilmesi…
Az bir şey mi?
Önemsiz bir şey mi?

Ayrılık futbolla olmuştu
Hatırlayın…
“Türkler ve Köpekler Giremez” olayı aslında siyasi olarak da Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların ayrılığında önemli bir etken olarak konuşulur.
50 yıldan fazla bir süredir, “sportif” anlamda Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar ayrıdır.
Bu ayrılık, Rumları Kıbrıs Cumhuriyeti adına dünyadaki tek otorite yaparken, Kıbrıslı Türkler de izole bir şekilde, “ambargo” denen dışlanmışlıkla mücadele etmektedir.
Bunun en büyük acısı da futbolda yaşanmaktadır.
Kitlesel anlamdaki bu dışlanmışlık, Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıs Türk takımlarından da uzaklaştırmıştır.
“Hangi takımı tutan” sorusuna ilk cevap, “Galatasaray” olur…
“Kıbrıs’ta?” sorusu arkadan gelir…
Takımdaşlık bilinci de bu sürede yok olmuştur.
Kıbrıs Türkü kendi futbolundan soğurken, kendi kültürümüze de ciddi bir yabancılaşma yaşanmaktadır.
Bir süreden bu yana, futbolda yakınlaşma var.
O yakınlaşma, Kıbrıs sorununu dahi yeniden tesis edecek noktaya geldi.
Statükocuların feveranı bu yüzdendir.
Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların ilk belirgin ayrılığı futbolla olmuştu.
Şimdi futbol, “birleştirici bir unsur” olarak ortadadır.
Tarih vardır.
5 Kasım’da Zürih’te futbolun Türk ve Rum patronları bir araya gelecek…
Az bir şey mi?
Önemsiz bir şey mi?

Ve temsilcilerin “çapraz koşusu”
Kıbrıslı Türk temsilci Yunanistan’a…
Kıbrıslı Rum temsilci de Türkiye’ye…
Az bir şey mi?
Bana göre Kıbrıs sorununda bugüne kadar yaşanan en önemli temaslardan birisi olacak.
Kıbrıslı Rumların, “Kıbrıslı Türklerle ne görüşüyoruz? Türkiye ile görüşelim” söylemleri yaşam buluyor.
Bir farkla…
Türk temsilci de Yunanistan’a gidecek.
Kıbrıs sorununun bundan sonraki seyri açısından son derece önemli.

Velhasıl temaslar sürüyor
Görünen odur ki, taşlar bir bir yerinden oynuyor.
Bu ada ciddi değişimlere gebe.
Uluslararası aktörler de soruna hız kazandırma gayretinde.
ABD…
AB…
Türkiye ve Yunanistan…
Ve elbette Türk ve Rum liderlikleri…
Hükümetin de Kıbrıs sorununda daha aktif olmasının kaçınılmaz olduğunu geçtiğimiz günlerde kaleme almıştık.
Sadece yukarıda bahsettiğim üç alanda değil, birçok alanda ciddi temaslar vardır.
Buna hazır olmak kaçınılmazdır.

 

Seçim startını verdi


Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana, bugün yarın görevden alınacak.
İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay için zor bir karar.
Zor bir karar, zira öğrencilik yıllarında birlikte mücadele ettiği, aynı evi, çatalı- kaşığı, ekmeği suyu paylaştığı arkadaşı Kemal Deniz Dana’nın görevden alma yazısını imzalayacak.
Kemal Deniz Dana, UBP’nin Lefkoşa Milletvekili adayıydı.
Bayram süresince de UBP’li heyetlerle köyleri dolaştı.
UBP’ye iyice ısındı.
Dana, şimdi de Lefkoşa Belediye Başkan adaylığına göz kırptı.
Geçtiğimiz günlerde, Remon Reklam Şirketi’ne kiralanan panolarla ilgili sert bir çıkış yaptı Kemal deniz Dana…
“1 günde hepsini sökerim” dedi…
Bu konu kanayan bir yara.
Lefkoşa halkının yararına çözümlenmesi şarttır.
Ya ihale iptal edilecek ve yeniden ihaleye çıkılacak.
Ya da Lefkoşa Belediyesi’nin aldığı ücret iyileştirilecek.
Kemal Deniz, LTB ile ilgili ilk sert eleştirisini burada yaptı.
Bugün yarın görevden alınacak…
Görevden alınır alınmaz da kolları LTB Başkanlığı için sıvamayı sürdürecek.
UBP, Dana’yı aday yapar mı?
Hasan Sertoğlu “Ben adayım” derse Kemal Deniz Dana ne yapar?
O ayrı…
Ama start verilmiştir…
Bu bilgi net…