Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında “dünya ile rekabet için okulda geçirilen süre artırılmalı” demiş. Burada “dünya” derken herhalde çağdaş, eğitimde ileri gitmiş ülkeler demek istemektedir. En azından ben öyle anladım. Çünkü dünyada eğitimde bizden çok kötü olan ülkeler de var.
Doğrudur, okulda geçirilen süre hem gün içinde hem de yıl içinde artırılmalıdır. Peki sadece süreyi artırınca ne olacak? Sorunumuz süreyi artırmak mıdır? Mesela süreyi artırınca eğitimde hangi sorunları çözmüş olacağız? Keşke bunları da anlatsaydı sayın bakan…
Sayın bakan şunu çok iyi bilmelidir ki esas mesele süre değil, verimliliktir. Hade süreyi artırdık, biz bu süreyi verimli kullanacak mıyız? Yani bugün uygulamada olan öğleden sonraki süreyi verimli kullanıyor muyuz?
“Süreyi artıralım” derken ben açıkçası sayın bakandan artırılan sürede “şunları yapmak istiyoruz” demesini beklerdim. Yani daha çok aktivite, daha çok sanatsal faaliyetler daha çok spor olacaksa bence bir sorun yok… Var mı bunun için bir ek öğretim programı çalışması? Bence yoktur…
“Başlayalım da sonra hallederiz” durumu… Eğitim ciddi bir iştir. Bilimsel yaklaşımlarla yürütülmelidir.
Eğer dünya ile rekabet etmek gibi bir derdimiz varsa o zaman da standartlarımızı o “dünya” dediğimiz ülkelerin standartlarına getirmek, en azından o standartlara yanaştırmak gerekiyor. Üstelik de ülke eğitiminin altyapısının en kötü olduğu dönemde tam gün talebini dillendirmek gerçekten çok manidar…
Yani okullarda 250 civarında konteyner sınıf olacak, bazı okulların başımıza yıkılıp yıkılmayacağının tartışıldığı bir ortamda böylesi talepler gerçekten düşündürücü…
Bu ülkede uygun koşullar sağlanırsa eğitimde sürenin uzamasına karşı çıkan birini bulmak zor olur…
Unutmadan söylemekte yarar var. Bu ülkede pilot bir uygulama olarak Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda tam güm eğitim uygulandı. Ufak tefek eksikliklerine rağmen tıkır tıkır işleyen bir sistem vardı. Herkesin memnun olduğu bir uygulamaydı.
Peki ne oldu? İdeolojik kıskançlık nedeniyle belki de tüm ülkeye yayılacak bir uygulama UBP hükümeti tarafından ortadan kaldırıldı. Şimdi ayni UBP’nin Eğitim Bakanı 15-20 yıl sonra “eğitimde sürenin uzatılması gerekir” diyor.
O uygulamanın okul müdürü Cemal Özyiğit hayattadır. İsteyen “tam gün eğitim nasıl uygulanır” konusunda danışabilir. Belki de o uygulama devam etseydi bugün çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Belki de bugün kademeli olarak tüm okullarda tam gün eğitime geçmiş olacaktık.
Siyasal körlük ve öngörüsüzlük, toplumların kaderleri ile oynar. Bu hep böyle olmuştur. Bu konuda en az 20 yıl kaybettik. Şimdi tam gün eğitimden, sürenin uzatılmasından bahsediliyor.
Kaldı ki bizdeki eğitim sistemi sınav odaklı… Bu sisteme dokunmadan eğitimde sürenin uzaması başka handikaplara yol açacaktır.
Yani “eğitimde süreyi uzatıyorum” demekle sorun çözülmez. Bu değişim, sistem ile birlikte mümkündür.


































