Avrupa Birliği’nde istatistik çalışmaları ile bilinen Eurobarometer geçtiğimiz günlerde yaptığı bir çalışmanın verilerini yayınladı. AB ülkelerinin çoğu Yapay Zeka’nineğitimde kullanılmasını destekliyor. Ancak bu teknolojinin kullanımında ve denetiminde öğretmenlerin kilit bir rol üstlenmesini istiyor.
Tam da bu noktada sevgili Prof. Dr. Mehmet Çağlar hocamızın geçtiğimiz hafta içinde 5 gün süren “yapay zekaçağında eğitim” başlıklı yazı dizisini okumanızı tavsiye ederim. Özellikle öğretmenler ve eğitimi kendine dert edinen herkes okumalı, en çok da eğitimi yönetenler okumalı…
John Dewey’in eğitim felsefesi, yapay zeka ve KKTC pratiği üçlemesinin sentezini buldum ben yazıda… Yapay Zeka’nıneğitimde nasıl kullanılacağını örneklerle açıklayan çok önemli bir yazı dizisi…
Gelelim Avrupalılara… Yapay zekanın eğitimde kullanılmasına en çok destek veren ülkeler Finlandiya ve Estonya… Her ikisi de PISA sınavlarında ilk 5 içerisinde… Bu durum bir rastlantı olmasa gerek.. Özellikle Estonya akıllı telefonların da okullarda eğitim süreçlerinde kullanılması konusunda diğer birçok ülkeye göre yasaklamaktan çok destekliyor.
Yapay Zeka’nın okullarda yeri olmadığını düşünenler en çok Fransızlar ve İrlandalılar. Fransa ve İrlanda’da Yapay Zeka’nın eğitimde kullanılmasını istemeyenlerin oranı %28’e kadar varıyor.
Bir başka önemli veri ki bana göre çok normal, 15-24 yaş arası gençlerde yapay zekanın eğitimde kullanılmasına destek verme oranı %80 civarı…
Ancak çok önemli bir veri daha var bu araştırmada… Ki biz yıllardır bunu dilendiriyoruz. İstediğiniz kadar sınıfa teknoloji getiriniz, öğretmen sınıfta önemlidir.
Bu araştırmada da Avrupalılar yapay zekanın okullarda kullanılmasını desteklerken, sınıftaki öğretmenin de, yapay zekâ tarafından üretilmiş yanlış metinler, videolar ve görseller gibi çevrim içi dezenformasyon türlerini öğrencilerin tanıyabilmesine yardımcı olacak becerilerle donatılması gerektiği görüşünde…
Son günlerde herkesin öğretmen olabileceği inancı KKTC’de artarken, aslında her geçen gün öğretmenlik daha çok yeterliliğe ihtiyaç duyuyor. 20 yıl öncesine göre bugün öğretmenin daha çok yeterliliğe ihtiyacı vardır. Teknoloji tüm hızı ile ilerliyor. Hem öğretim programlarımız hem de öğretmenlerimiz bu hıza yetişmekte elbette ki zorlanıyor.
Bu inanılmaz değişim bazı mesleklerin üzerine daha çok yük bindiriyor. Daha çok hizmet içi eğitime ihtiyaç duyuyor. Böylesi bir gelişim ve dönüşüm çağında öğretmen eğitimi de önemlidir. Öğretmen yetiştiren kurumlarında belki de “Yapay Zeka’nın Sınıfta Kullanımı” dersleri olması gerekecek.
Dolayısı ile yapay zeka kullanımında korkmadan, çekinmeden eğitimde kullanılmasının fırsatlarını yaratmak gerekiyor. Elbette ki yapay zekadan dolayı oluşacak riskleri ortadan kaldıracak önlemleri de gözden kaçırmadan…
Ancak teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki KKTC gibi bu alana yatırım yapma sıkıntısı yaşayan ülkelerde bir yenilikte doyuma ulaşmadan bir başka yenilik ortaya çıkıyor. 25-30 yıl öncesini hatırlıyorum. Okullara bilgisayar sınıfları açmak için yarıştık. Sonra bilgisayarları yenileyemediğimiz için o sınıflar işlevini yitirdi.
Daha sonra Akıllı Tahta dönemi başladı. O konuda da bir koşuşturma… Akıllı tahtaları taktık. Öğretmenleri de yavaş yavaş eğittik. Bir kısmı kullanmaya başladı. Bu kez de kullanılacak yazılım programları sıkıntısı yaşadık… Sonra o da yavaş yavaş halledildi… Akıllı Tahtalar şu anda bir çokokulda kullanılıyormuş…
Şimdi önümde Yapak Zeka var. Bekleyip göreceğiz.


































