Liberal Demokrasi Hareketi (LDH) Genel Başkanı Engin Deniz Görgüner, Ceza Yasası’nda gündeme
gelen değişikliklere ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, düzenlemenin ifade özgürlüğü açısından ciddi
sakıncalar barındırdığını savundu.
Görgüner, son günlerde Ceza Yasası’nda yapılması planlanan değişiklikle, halk arasında korku, endişe
veya panik yaratma ihtimali taşıdığı ileri sürülen paylaşımların ceza hukuku kapsamına alınmasının
öngörüldüğünü belirtti. Düzenlemeye göre; ülkenin iç veya dış güvenliği, kamu düzeni ya da genel
sağlıkla ilgili olarak gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen bir bilginin, kamu barışını bozmaya elverişli
şekilde yayımlanmasının suç sayılabileceğini kaydetti.
Görgüner’in açıklamasının devamı şu şekilde:
“Düzenleme yalnızca haberleri değil; internet ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımları da
kapsıyor. Gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen bilgi, görsel, ses veya video içeriklerinin; kamusal etki
yaratacak biçimde, kişi veya kurumlara yönelik güven sarsıcı nitelikte yayılması da cezai yaptırıma konu
olabilecek.
Sorun, düzenlemenin kullandığı kavramların açık biçimde tanımlanmamış olmasıdır. ‘Gerçeğe aykırı
bilgi’
‘korku’
,
,
‘endişe’
,
‘panik’
,
‘kamu barışı’ ve ‘güven sarsılması’ gibi ifadelerin sınırları belirsizdir.
Hangi paylaşımın bu sonuçları doğurduğunun nasıl belirleneceği net değildir. Bu durum, cezai
sorumluluğu somut fiillerden çok yoruma açık değerlendirmelere bağlamaktadır.
Dahası düzenleme, yalnızca paylaşılan içeriği değil, paylaşıma atfedilen niyeti de ceza hukukunun konusu
hâline getirmektedir. ‘Bilerek veya amaçlamak’ gibi ifadelerle kişiler, söylediklerinden çok kendilerine
yüklenen niyetler üzerinden yargılanma riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Ceza hukuku varsayımlar
üzerine kurulamaz.
‘BU YAKLAŞIM ANAYASA VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’YLE BAĞDAŞMA
SORUNU TAŞIMAKTADIR’
Bu yaklaşım, Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğüyle ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 10. maddesiyle bağdaşma sorunu taşımaktadır. İfade özgürlüğü yalnızca doğru ya da
rahatsız etmeyen düşünceler için değil; eleştirel ve rahatsız edici ifadeler için de geçerlidir.
Yanlış bilgiyle mücadele meşru bir hedeftir. Ancak bu hedef, belirsiz tanımlar ve geniş takdir alanlarıyla
değil; şeffaflıkla, karşı sözle ve özgür tartışmayla gözetilebilir. Aksi yönde atılacak adımlar, kamusal
alanı korumaz; sessizleştirir”
































