Var olan sistemde dengeyi sağlayabilmeyi hatırlatan Pisagor Adalet kupası aslında adaletin öneminin göstergesi olarak bilinmektedir.
Açgözlülüğün panzehri olan Pisagor Kupası, şantiye işçilerin kendi aralarında çıkan kavgasıyla doğmuştur. İşçilerin bitmek bilmeyen ‘fazla içme’ hırsı, Pisagor’un fiziksel bir adalet mekanizması kurmasını sağlamıştır. Bu icatla birlikte, payından fazlasına göz dikenler sadece bardağını değil, sahip olduklarını da kaybetmişlerdir. Bu durum, ölçüsüz hırsın insanı başladığı noktanın bile gerisine götüreceğinin en somut örneğidir.
Eski Yunan filozoflarından Pisagor (M.Ö 570-495) buluşlarından biri olan adalet kupası ilk bakışta boş bir kupa veya bardağı andırsa da ortasında bulunan kolon bir kanal olarak kullanılıyor. Eski Yunan Filozoflarından Pisagor müziğin ve geometrinin harmonik bir uyumu olduğunu ve doğal sayıların geometrik anlamları olduğunu savunan bir filozof olarak biliniyor. Bu inançla adalet kupasını yaratarak kupanın altının delik olmasına rağmen içerisindeki kolonun üzerine su döküldüğü zaman ve eğer bu su kolondaki seviyeyi geçmiş ve su yüksekliği gerektiğinden fazla olması halinde kolonda bulunan kanallardan su tamamen sifon etkisi ile kupa içinde bulunan suyun tamamının dökülmüş olmasını sağlıyor. Dolayısıyla adalet kupasının içerisine dökülecek olan su miktarının küpe içesinde bulunan kolonu geçmemesi ve böylece az veya çok dökülen suyun sifon etkisiyle dökülmemesini sağlamak için tam ölçüyü bulmak önemli.
Birçok felsefe dersinde de kullanılan bu adalet kupası aslında adaletin tam ve ölçülü kullanılmasının önemine gösteren nitelikte. Eşitliğin ve şeffaflığın da göstergesi olan bu kupa aslında insan hayatının her alanında önemsemelidir.

Hukukun üstünlüğünün önemine vurgu yapan bir adalet sisteminde, adil yargılanma hakkının varlığı çok değerli olmalıdır tıpkı Pisagor’un adalet kupası felsefesi gibi adaletin sağlanmasında eşitliğin hissedilmesi ve uygulanması çok önemlidir.
Modern hukuk sistemi için en önemli unsurlardan olan ve bireyin devlet karşısında eşit, tarafsız ve şeffaf bir süreçle yargılanmasını sağlayan adil yargılanma hakkı en temel insan haklarından biridir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesiyle koruma altına alınan bu hak içinde temel prensipleri barındırmaktadır. Masumiyet karinesi, bilgi alma hakkı, kendi dilinde yargılanma ve makul sürede yargılanma hakkı v.b bu prensiplerin başında gelmektedir. Adil yargılanma hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin kullanılmaması, yargılamaların gereksiz gecikmeler olmaksızın sonuçlandırılması ve verilen kararların üst yargı mercilerinde denetlenebilmesi gibi temel güvencelerin etkin biçimde uygulanması gerekmektedir. Kısacası birey tarafından adaletin sağlandığının görülmesi gerekmektedir.
Adalet sağlanırken adalet kupasındaki gibi su seviyesi hepimizin için önemli .
Kişi sadece kendi için sunulacak adaleti değil başkası için sunulmayan adaletin de bekçisi olması gerekmektedir.


































