Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SON GELİŞMELER: (ANASTASIADIS KOZLARINI KULLANMAYA BAŞLADI!)

Bu adada kısa sayılmayacak bir ömrü tutun ki kendimiz için çok az “yaşama” fırsatı bulduk. Çünkü yaşadığımız hayat Rum Yunan ikilisinin bize zorla yaşattığı “Kıbrıs siyasi sorununa dayalı meşakkat ve savaşlardı!”
Zaten farkındasınız: “Bizim kuşak” dediğimiz insanlar gerek gazete köşelerinde gerekse feyisbuklarda ne zaman “müzakere sürecini” yorumlamak gereğini duysalar, lafa “Rum tarafına güvenilemeyeceğini” söylemekle başlarlar. Bu söylemler biline ki “dogmatik  kokulu düşmanlık duyguları” ile beslenen şövenizm değildir.. Geçmişte yaşanan savaşlar,  korkular, travmalar, göçler sonucu oluşmuş Rum tarafına yönelik güvensizliktir! Bunu görmek istemeyenlere anlatmak kolay değildir zaten anlamazlar!
RUM TARAFI NE YAPTI? 1954’lerden beridir adadaki Türk halkının güvenini, dostluğunu, sevgisini kazanmak için ne yaptı?  Güneyle aşna fişne olanlara  “sorun söylesinler” demeyeceğim çünkü yetmiş yıldır tüm adada olagelen kanlı göçlü, ateşli yangınlı  olaylardan sorumlu tuttukları Türk liderliği ile Türkiye dolayısıyle Türk halkıdır! Ben yine de soracağım ama: “Rum tarafı Türk halkının güvenliği konusunda bugüne kadar hangi siyasi ve sosyoekonomik kapsamlı açılımı yaptı?” Çözüme ilişkin tüm BM’ler planlarına “hayır” demekten başka!
İŞTE SON İSPATI: Medyada son günlerde şöyle bir haber dolanıyor: “Anastasiadis ile Davutoğlu Brüksel’de gizlice görüşmüşler!” Ne gizliliği! Aksine eğer gelen haberlerde kirlilik yoksa görüşme Anastasiasdis’in “Ankara anlaşmasını uygulaması karşılığında Türkiye’nin AB’deki “başlıkları” üzerindeki vetosunu kaldıracağı teklifinde bulunmasıymış. Bir haber de (sonuçta biz de medyayı izleyerek bilgi sahibi oluyoruz ki zaten konu ile ilgili son iki yazımda “miş” ekini kullandıydım)  Davutoğlu’nun karşılık olarak Ercan Hava alanının açılmasını teklif etmesiymiş! 
Fakat elindeki AB kozlarını sonuna kadar kullanmak isteyen Anastasiadis bu kez Türkiye’ye yeni bir tehdit salladı. “Eğer Türkiye Rum Yönetimine Liman ve hava sahalarını açmazsa hem Müzakere başlıklarını hem de Türkiye yurttaşlarının AB’ye vizesiz girmesi karşılığında mülteciler konusunda varılan anlaşmayı veto edeceğini  açıkladı…” AB Konseyi Başkanı Tusk bu sorunu aşmaya çalışıyor bu nedenle Lefkoşa’ya gelip Anastasiadis ile de görüşüyor…
OLAY NEDİR: Anlatmaya çalıştığımız şudur. Rum tarafı yıllardır Türk tarafını yok sayarak  “adanın   tek devleti” rolünü oynuyor ve Türk halkını figüran durumuna düşürürken “tek devlet” kimliğini sürdürecek bir çözüme varmak istiyor! Nitekim masaya “iki eşit siyasi bölge olarak değil, Kuzey’in işgal altında olduğu ve “kurtarılırken aslına rücu etmesi” gerektiği stratejisi ile oturdu!”         Şu anda Anastasiadis tek devlet oluşunu tepe tepe kullanırken, müzakerelerin seyrini olumsuz etkileyeceğine aldırmadan, TC ile Kıbrıs üzerinden pazarlık tartışmaları ortamlarını yaratıyor! Tümü de “ben adanın tek devletiyim” iddiasında… Pekala soralım: “Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyetine dönüşü de savunan siyasi tutumunun  çözümü sağlayacağına inanıyor musunuz?
     **********    

  (1) NE KADAR ASLAN (VE NE KADAR KAPLANIZ?)
    YOK: Mesela yollarda kaplanlar gibi çarpışa vuruşa araba sürerken sadece son 68 günde 680 kazanın olduğunu, 8 kişinin öldüğünü, 110 kişinin yaralandığını söyleyecek değilim! 
YOK: TC’den akan suya sahiplik koymak için  dört ay aslanlar gibi çarpıştığımızdan da söz edecek değilim!
YOK: Devletin hazinesini kurutup  beş parasız kalmak pahasına bile TC-KKTC mali ve ekonomik protokolünü imzalamamak için aylardır köşeye sıkışmış kaplanlar gibi direndiğimizi sonunda imzalamak için şanla şerefle Ankara’ya gittiğimizi  de söylemeyeceğim!
YOK: Hayvan besicilerinin gözünü kırpmadan aslanlar gibi    sürdürdüğü ulusal mücadelesi sonucunda tonlarca sütü yollara döktüğünden de bahsetmeyeceğim!
YOK: Tıp bayramı nedeniyle türlü çeşitli demeçler verilirken verenlerin sağlık servislerindeki bozuk düzene artık yeter diyerek  kaplanlar gibi öne atıldıklarına da değinmeyeceğim!
YOK: Kendimize özgü hellim üretimimizle  onca açıkgözlüğüne karşın Rum’un AB’deki tesciline bile aslanlar gibi pençe atıp adamları bozguna uğratmamızı da hatırlatmayacağım!
YOK: Masadaki müzakerecilerimizle Filezof Eide’nin her ay bir sonraki ay için “çözüm beklenir” diyerek aslanlık kaplanlık yaptıklarına da  aldırmayacağım!
YOK: Din İşleri Başkanımız Sn. Atalay’ın çözüme katkıda bulunmak için nasıl aslanlar gibi ortalara atıldığını, memlekette ne kadar dini lider varsa hepsini de koltuğunun altına sığdırıp nere giderse oraya taşıdığını da söylemeyeceğim!              

**********
(2) KISACA TAKILDIĞIM: (FAKAT BUNU SÖYLEYECEĞİM. İŞTE EĞİTİMİMİZİN ENCAMI!)

Dünkü Havadis’te refikim Mehmet Moroket her zamanki gibi haberlerden potporiler sunar, yorumlarını yapar, türlü çeşitli sorunları hançerleyerek fena halde bağırtıp çağırtırken; bakın Eğitimimizle ilgili ne yazdıydı:
“Hem üniversite adası olarak hem de okuma oranı yüksek ülke olarak övündüğümüzde beş harmanlık yer isteriz ama sonuçlar bunun tam tersini söylüyor. Araştırmalara göre ÖSYS kapsamındaki tüm liseler arasında 2015 yılı sonuçlarına göre ilk 10, ilk 50, ilk 100, ilk 200, hatta ilk 500 arasında ülkemizden hiçbir lise yokmuş!”
ANLADINIZ MI? Ne kadar aslan ve ne kadar kaplan olduğumuzu! Memleketi bir baştan bir başa üniversitelerle dolduracaksın, karşılarına geçip Afrika’dan Asya’dan şu kadar ülkeden öğrenciler gelmektedir lafazanlığında geh geh gerineceksin; sonra göreceksin ki o burun kıvırdığın Anadolu liselerinin bile gerisindesin!
İşte encamımız. Ne aslanız ne kaplan! Ki ne diyorduk? Bakın yetişmekte olan gençliğe ne olduğumuzu da anlarsınız geleceğimizin ne olacağını da görürsünüz! Nitekim o “geleceklere” 1974’lerden beridir bakıyoruz.. Geldiğimiz yer belli! Bir de Moreket’in eğitimdeki başarımızı yansıtan aktardığı araştırma sonuçlarına bakın.. Gideceğimizin köyün minarelerini daha iyi görürsünüz!