Son günlerde “çözüme” değil, “çözümsüzlüğe” taktım. Çünkü müzakerelerden sızan haberlerle yetkililerin zaman zaman yaptıkları açıklamalar öyle “aman aman” çözümü çağrıştırmıyor! Bizzat “hemen çözüm” deyip çözüm isteyenlerin de bu konuda kafalarının çok aydınlık olduğuna inanmıyorum. İnsanların Annan planı döneminde olduğu gibi eurolarla aldatılacaklarını, evlerini yurtlarını terk edeceklerini, kısaca bir kez daha 42 yıldır ter akıtıp emek verdikleri, iyi veya kötü üzerinde çocuklarını yetiştirip torun sahibi oldukları topraklarından, “vatanımdır” dememiş olsalar da para karşılığında ayrılacaklarını sanmıyorum..
Gerçekte Rum tarafının bilebildiğimiz kadarı ile ortalarda gezinen önerilerini kabul edip çözüm sağlamak her geçen yıl biraz daha imkânsız hale geliyor. Mesela o şans 2004 ylında vardı, yine Rum tarafının hayır demesi ile kadük oldu!
BUGÜNE GELELİM. Şimdi “Rum tarafı çözümsüzlükten bıktı usandı bu nedenle bir an önce çözüm olmasını istemektedir” diyebilir miyiz? Bizim için söylenebilir de Güney için mümkün değil. Dolayısıyle hangi taraf daha çok ödün vermeye zorlanacaktır?
Rum liderliği elindeki bu kozu masada kullanıyor mu? Her halde. Öyle olmasaydı Anastasiadis “Güzelyurt verilmezse çözüm olmaz” demezdi! Yahut su konusunda KKTC ile TC’nin anlaşma imzalamalarına karşı çıkmazdı! Veya dönüşümlü başkanlık konusunda muzırlık yapmazdı! Vesaire…
Fakat ayni Anastasiadis Kuzey’e sadece kabulü mümkün olmayan önerileri ile yaklaşmıyor. Türkçe dilinin AB’de kabul edilmesi için çalıştığını da söylüyor yahut gerçekten bu konuda samimiyetle uğraşıyor!
NEDEN TÜRKÇE? Bir yanda müzakereleri dinamitleyen önerileri, öte yanda “Türkçenin” AB de resmi dil olması için verilen uğraş! Bu çelişki neden? Çünkü Anastasiadis tüm adanın tanınmış devletinin Cumhurbaşkanıdır! Dünya aleme gösteriyor ki sadece Rum halkının değil, Türk halkının da hamisidir! Ancak Kuzey işgal altında olduğundan bu hamiyetperverliğini Kuzey’de bilfiil gösteremediğinden o da Türkçenin AB de resmi dil olması için çalışmaktadır! Ve bir taşla değil pek çok taşla pek çok kuş vuruyor! Mesela:
Bir: Türkiye’den kopartılmış birleşik federal Kıbrıs’ta Türk halkının hakkını hukukunu savunan AB üyesi bir Rum devleti olduğunun ispatını çakıyor!
İki: Türk halkının Rum liderlik ve halkından korkup çekinmesine gerek olmadığını gösteriyor!
Üç: Türkiyesiz de bu adada Türk halkının güven içinde olduğunu yayıyor!
Dört: Adanın asıl egemen unsurunun Rum tarafı olduğunu, Türk tarafının bu egemenliğin altında bir cemaat olduğunu ispat ediyor!
TAKTİK KİMDEN: Kuşkusuz bizim taraftan! Ki Anastasiadis’in Kuzey’e bakıp da bu gördükleri ile işittiklerinden yararlanmaması için kafasında akıl değil, serçe olması gerekir!
Son zamanlarda Kuzey’de yoğunlaşan fakat Güney’in ekmeğine yağ süren şu olaylara bakın. İşte bir iki örnekle ispatı:
Bir: Güney’in insanlarını her vesile ile sürekli Kuzey’e taşımak işte kiliseniz, işte malınız mülkünüz, işte topraklarınız diyerek ikramda bulunmak!
İki: Türkiye’ye karşı yoğunlaşan olumsuz tepkileri sonunda “bizi kolonize ediyor” iddiasına kadar dayamak!
Üç: Suyuna bile “al da git” demek. Ölüm suyu olarak ilan etmek!
Dört: Vicdani ret numaraları ile askersizleştirmeye dolayısıyle garantörlüğün lağvedilmesine yönelik eylemleri yoğunlaştırmak!
Beş: Sürekli “birleşik Kıbrıs’tan” söz etmek ikili etkinlikleri artırırken bunları siyasi malzeme yapmak!
Altı: Sistemli bir kampanya ile 1974 sonrası “ganimetinden” söz etmek, Rum’un malını mülkünü çaldığımızı yaymak!
Yedi: Geviş getirircesine bu adada asırlarca Rum halkı ile kardeş kardeş barış içinde yaşadığımız yalanını sürdürmek! Vs…
ANASTASIADIS KULLANMAZ MI? Bir halk kendini böylesi suçlama ve siyasi görüşlerle ayazlatıp aynaları kırar da bundan Rum liderliği mi yararlanmaz! Ne derler? Düşmanımın düşmanı dostumdur! Anastasiadis de “size hediyem olsun diyor. Türkçe’yi AB’de resmi dil yaptıracağım…”
(Ha ben o yandaşlarından olsaydım hinlik yapar sorardım: “Sn. Anastasiadis o Türkçe’den önce bir himmette bulunsanız da yeniden göç yollarına düşmemek için şu Güzelyurt’u bize bağışlasınız olmaz mı?” Alacağım karşılığın “Güzelyurt bizimdir asla size bırakmayız”olduğunu biliyorum ama.)
VESSELAM: “Ya çözüm olmazsa” dedik bakın nerelere geldik! Pekala “ya çözüm olmazsa!” Sn Akıncı “bu son şanstır” diyor ama laf bizim için de geçerli olmalıdır. Kısaca Kuzey’de güçlü bir devlet oluşturup Rum’la aşık atma seviyesine gelmeliyiz ki bir kez de çözüm için müzakereleri Rum tarafı istesin!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























