Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HEPİMİZ Mİ ORTODOKSUZ

Erdoğan Özbalıkçı

Kıbrıs Türk toplumu yıllardır, Rum toplumunun ORDODOKS yapısından kaynaklanan düşünceleriyle savaşmaktadır.

Bu Ortodoks bakış, aşırı BEN MERKEZİYETÇİ olduğu için, içinde yaşayan diğer renkleri pek dikkate almaz.      

     “Ortodoks bakış”, genel olarak bir düşünce veya inanç sisteminin temel, geleneksel ve kabul görmüş prensiplerini koruyan, yorumlamayı ve değişimi reddeden katı bir bakış açısını ifade eder. “Ortodoks” kelimesi köken olarak “doğru inanç” anlamına gelir ve bu nedenle, “ortodoksbakış” denildiğinde, bir mezhep, doktrin veya felsefenin ana öğretilerini değiştirmeden kabul eden ve uygulayan bir görüş kastedilir. 

Biz Kıbrıslılar bu ORDODOKS BAKIŞTAN çok çektik.

Yalnız unutulmaması gereken başka bir nokta daha vardır. Ortodoks Bakış Açısı sadece Rumların dini görüşlerinden beslenen bir bakış açısı değildir.

Rumların BELLİ BİR KESİMİNİN  kendilerinden farklı olanlarla  HİÇBİRŞEYİ PAYLAŞMAMA tavrı kadar, Türkler İÇİNDEKİ BİR KESİM DE, hiçbir koşul altında Rumlarla  bir arada yaşanmaz şeklinde yine BİR ORTODOKS BAKIŞ açısına sahiptir.

Bu iki Ortodoks Bakış, Kıbrısta yaşayan tüm halklara büyük acılar yaşatan  bakış açısıdır.

Kıbrıs adası dışında Türklerle Rumların, Türkiyelilerle Yunanlıların kolaylıkla birlikte yaşadıklarıyla ilgili çok örnek vardır. Zaten gerek Kıbrıs, gerek Türkiye ve gerekse Yunanistan , yüzyıllardan beri iç içe bir yaşamla şimdiye kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.

İşin doğrusu da, bu ülkelerdeki insanların bireysel olarak yaptıkları genetik araştırmalarda, akrabalık bağlarının çok güçlü olduğu sonucu çıkmaktadır.

Milliyet kavramı birçok çıkarcı çevrelerce çok istismar edilmektedir. Milliyet kavramının ortaya çıkma nedenleri , bağımsız bilim adamları tarafından incelenmesine rağmen, siyasal otoriteler bu kavramların anlamlarını değiştirmede çok beceriklidirler.

Herkesin üzerinde düşünmesi gereken kavramlar, SINIF ve siyasi iktidarın kimin elinde olduğu kavramlarıdır.

Trump bugün tüm dünyayı yönetmek arzusu içerisindedir. Ancak bu yönetmenin ardında Amerikan Sermayesinin dünyayı yönetme politikalarını göremezsek, havanda su dövmüş oluruz.

Trump’ın bu politikalarından en fazla ezilen emekçi sınıflardır.

Türkiye hakim sınıflarının gerek ülke içerisinde gerekse ülke dışında yürüttükleri politikalar, TÜM TÜRKİYE HALKINA DEĞİL, yönetenlere çıkarlar sağlamaktadırlar. Bazıları  AŞIRI ZENGİNLEŞİRKEN, bazıları ise  BİR EURONUN ELLİ TL olma nedenlerini ve sonuçlarını tartışamamaktadır.

KIBRISA GELİNCE:

Bizler Türk Rum çekişmesiyle uğraşaduralım.Altımızdaki yorganın bile gittiğini ne zaman anlayacağız.