Kıbrıs’ta bölünmenin yarattığı en önemli sorunlardan biri mülkiyet sorunudur.
Bazıları bu bölünmenin yarattığı ortamdan servetler kazanırken, bazıları da her şeylerini kaybetmektedir.
Bu soruna yaklaşımın hem siyasi hem de hukuksal yönleri vardır.
Mülkiyet sorunu çözmeme yönelimi , esas olarak bu sorundan nemalanmak isteyenlerin eğilimidir.
Rum yönetimi geçmişte Türklerle ortaklaşa bir devlet yapısına karşı olduğu için, çözümün önünde engel olarak görülmekteydi.
Türkler ise Annan Planına EVET diyerek, çözüm yönünde ilerlemek istediklerini gösterdiklerinde, MÜLKİYET SORUNUNDA , ULUSLAR ARASI HUKUK yerine , MAL TAZMİN KOMİSYONU ön plana geçti.
Rumların Kuzey’de kalan mallarına başvuruda ilk adres mal tazmin komisyonu olunca, birçok Rum malı için komisyona baş vurmaya başladı.
Bu komisyonun çalıştırılması doğru dürüst yapılsaydı, mülkiyet sorununun HUKUK YOLUYLA çözümünde adımlar atılması mümkün olmayacaktı.
Kuzey’de kalan Rum malları üzerinde sadece göçmenlerin rehabilitasyonuna gidilseydi, Rumların hukuk yoluna baş vurma şansları kalmayacaktı.
Şimdi Türk tarafından birçok çevre Rum tarafının mülkiyet konusunda mahkemeler yoluna yönelmesini eleştirerek, bu sorunun siyasi olduğunu söylemektedirler.
Bu söylem bir yönüyle doğru kabul edilebilirdi. Ancak süreç böyle işletilmedi.
RUMLARIN ÇÖZÜM YÖNÜNDE İSTEKLİ OLMAMASINI FIRSATA çevirmek isteyen çevreler, Kıbrıs Sorunu İLELEBET ÇÖZÜMSÜZ KALACAKTIR gibi düşünerek, Rum mallarını azgınca yağmalamaya ve büyük rantlar elde etmeye başladılar.
İnşaat işlerine girenlerin önemli bir kısmının yabancı şirketler olduğu da bir yere not edilmelidir.
Türk tarafındaki siyasi iktidarın EŞİT EGEMEN İKİ DEVLET politikasıyla birlikte, inşaat furyasını desteklemesinin, RUM TARAFINCA kabul edileceğini düşünenler, Rumların HUKUKSAL MÜCADELEYİ esas alan politikaya yönelmesine davetiye çıkarttılar.
Şimdi Türk tarafında, inşaat sektörü ve ona bağlı olan ekonomik faaliyetler büyük darbe yemeğe başladı.
Bu yetmezmiş gibi, birçok iş insanı İNTERPOLDE ARANANLAR listesine girdi.
Mülkiyet sorununun en temel insan haklarından biri olduğunu GÖZ ARDI EDENLER, şimdi çıkış yolu arıyorlar.
Kuzey Kıbrıs’ta iktidarda olan birçok çevre, MÜLKİYET SORUNUNUN KANGREN HALİNDEN memnun olabilirler. Ancak sıradan insanlar, bu sorunun çözümlenememesinin yarattığı ekonomik ve siyasi yıkımın bedelini her gün hayatlarında hissetmektedirler.
Mülkiyet sorunu, Kıbrıs Sorununun çözümüyle doğru bir temele oturabilir.
Mülkiyette ESAS HAK SAHİPLERİ tazmin edilmeden veya mallarına kavuşmadan, bu sorunun Türk tarafının başını ağrıtmaya devam edeceği gerçeğiyle, her gün YÜZLEŞECEĞİZ.
Bu sorunun başka bir yönü de, sözüm ona EŞDEĞER YASASI ile, haklı olan Kıbrıslı Türkünün malları yağmalanırken, hiçbir hakkı olmayanlara dağıtılan mülklerdir.
MÜLKİYET sorunun çözümü , siyasi bir çözümün parçasıdır.
Mülkiyette insanlar haklarını almadan, Kıbrıs Sorununda da önemli bir ilerleme beklemek hayalcilikten başka bir şey değildir.
Tüm sorunların çözüm adresi KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜDÜR.
































