Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Barış çözüm derken: (Sakın ola Türk halkı yanmaya!)

Eğri oturup doğru konuşalım.  Kimse masaya Kıbrıs Türk halkının vatanı olan Kuzey’i Rum’a hediye etmek için oturmaz…  Ancak siyasi kombinezonlar gerektirir,  pazarlıklar sonucunda “al-ver” gibilerinden bir süreç başlatılır. Buna da  “barışın yüzü suyu hürmetine “kazan kazan”  denir!  Ve tüm konularda uzlaşmaya varılır. Varılır ki  bir de bakarsınız  0oo!        Ayağınızın altından “vatan toprağı  diye bildiğiniz 60’ın üzerinde  köy, kasaba, kent kaymış!”           Federe devlet ahkâmlarında yönetim erkini yüklenirken azınlığa düşmüşsünüz!     Köylerini evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce  aile perişan olmuş!        Kırk bir yıllık kurulu düzen gitmiş yerine onulmaz acılarla çaresizlikler gelmiş!    Söz verilen BM’ler ve AB’nin parasal katkıları ya gecikmiş ya baştan atılmış!      Ve Rumlar çoktan Temsilciler Meclisi ile Senato’da muzırlıklar yapmaya başlamış!  Güvenlikte aksamalar, toprak konusunda yeni tartışmaların sesleri duyulur olmuş!  Çözüm olsun da biz de “patron”  olalım diyenler bakmışsınız ki Rum’un komisyonculuğuna fit gitmişler!      Tarım kesimi ürününü satma hayalleri yaşarken Rum ambargosu ile karşılaşmış!    Hayvancılar hayvanlarını bedellerinin altında satmak zorunda bırakılmış!     Rum çarşıları Türk müşterilerle dolarken, Türk çarşılarına sıçan düşmüş!        Tam bir Rum ticaret  tekeli başlamış!   Güney’e geçen Türklere hâlâ Enosis rüyası gören aşırı uçlar saldırmaya, yer yer kavgalar tartaklanmalar yaşanmaya başlanmış!..
OLAMAZ DEMEYİN: Tabii artık nasıl bir çözüm murat edildiğini de bilmiyoruz çünkü bildiklerimizi Rum basınından öğreniyoruz!  Akıncı ise Rum basınına “inanmayın,  iltifat etmeyin” diyor! Fakat  bir bakıyoruz  ortada somut verilere dayalı  yalanlamalarla asıl gerçekleri çakan hiçbir yorum  yok! O zaman geriye yine tek kaynak kalıyor Rum basını! Rum basını ise göbek atıyor! Kuzey’e ha döndü ha dönecek! Üç özgürlüğü ha sağladı ha sağlayacak!  Yani 41 yıl sonra Rum halkı Kuzeyine sahip çıkacak!..
Bu nedenle şu yukarıda yazdığım  iç karartan olaylara “olamaz” diyemiyorum! Ve bir kez daha ekliyorum:  Gözü kapalı propagandalarla Türk halkını “çözüm ve barış” gibi muhayyel bir dolabın içine sokup başını döndürene kadar döndürenler eğer bir gün bu halka yukarıda yazdıklarımızı reva görecek bir anlaşmanın altına imza atarlarsa… (Devam etmiyoruz çünkü onlar yine bir yolunu bulur varlıklarını bu kez Rum’la sürdürürler ama Türk halkı yanar!)        **********      41 Yıldır: (Ambargolar baskılar altında büyüyoruz)
Lefkoşa yeni hastane istiyormuş çünkü artık ihtiyaçlara cevap veremiyormuş. Oysa rahmetlik Burhan Nalbantoğlu o hastane yapımını gerçekleştirirken boş kalacak yataklar söz konusuydu! Demek ki nüfusumuz artıyor… Nitekim araba plakaları N’ye geldi!
Geçtiğimiz gün bir kadim dostum hatırlattı telefonda.  “Girne’ye şöyle yukarılardan baktın mı? Sahil boyu ilerlerken artık uçlarını görmüyorsun…”  Girne çarpık yapılaşma ile de olsa müthiş büyüyor…
Ya Lefkoşa!  Ben o seller gibi akan trafiğinin anaforuna kapılmamak için Lefkoşa’ya gitmekten korkarım! Ki biz Mağusa’dan Lefkoşa’ya, Lefkoşa’dan Mağusa’ya trenle gidip gelen kuşağın insanlarıyız. O zamanlar gideceğimiz her yer bir adımlık ötedeydi. Şimdi gelişimine yabancı düşmüş benim gibiler  kaybolurlar içinde.  Lefkoşa büyüyor…
Mağusa’ya çıkın Akkule’den bakın. Yahut yamacındaki  yüksekçe yerlerden birinden. Bir zamanların surlar içi Mağusa’sını tümden görebilmek artık imkânsız. Mağusa büyüyor…
Yeniiskele, eski kasaba adı ile Trikomo’ydu. Şimdi sadece şehir olmadı,  denizi, cicim bicim plajları ile bir sayfiye beldesi oldu. Yeniiskele büyüyor…
Yenierenköy, eski adı Yalusa idi. Karpaz’dan sonra en büyük Rum nüfusu taşırdı. Şimdi görün ama: Marinası, villaları, plajları, okulları, balıkçılığı ile bir kent oluvermiş. Yenierenköy büyüyor…
Karpaz, eski adı da Karpaz’dı. Büyüktü daha bir büyüdü…
Güzelyurt bile hem de çözüm dendi miydi “ilk verilecek yerlerden biri oluş” imajına karşılık büyüyor, gelişiyor.
KKTC BÜYÜYOR:  Büyüyen bebekler  gibi.  Büyüdükçe serpilen gelişen çocuklar gibi.   Büyümeye devam eden gençler gibi.  Evlenildikçe doğan çocukları ile daha büyüyen  Kuzey Kıbrıs gibi.
İŞTE:  Bugün masada pazarlığa yatırılan bu Kuzey Kıbrıs’tır!  Rum’un istese de yatırımlarının, “büyümesinin  bedelini ödeyip yeniden sahiplenemeyeceği kadar büyüyen Kuzey Kıbrıs…  İnşallah o masada kanına canına girmezler! Aksine büyüyüp daha bir yücelsin diye uğraşırlar…   Bütün temennimiz budur…      

  **********
Kısaca takıldıklarım:  (Özgürgün -vuran vurana- ve KKTC’Yİ karalayanlar!)

Özgürgün geleceklerden çok umutluymuş. Hele istenmeyen bir çözüme UBP olarak hayır diyeceklermiş. Sonra? Hepsi o kadar. Oturulduk durulduk yerde sık sık tekrarlanan hamaset kokulu beyanlar… Oysa UBP tabanı huzursuz. Hop kalkıyor hop oturuyor. Müzakere sürecinden, mülkiyet toprak konusundan memnun değil…  Fakat  partilileri ile omuz omuza “istenmeyen çözümler” için “hayır kampanyalarına” baş koyması beklenen  Özgürgün  şimdilik sadece konuşuyor! 
DÖVİZ:  vurdukça vuruyor. Ve bir haber:  Elektriğe zam yapılması kaçınılmazmış! Bundan sonra elektrik borcu olanların elektrikleri bilgisayarla kesilecekmiş! Süt ve süt ürünlerine zam yapılacakmış!..           Türk halkına, sıcaklar da bastırmış  vuran vurana! Her halde reform hükümeti dediklerinin icraatı böyle “ vurma” olmakta! 
İFTİHAR EDEBİLİRİZ:  “AB Dışişleri Bakanlığı 2015 Yılı İnsan Ticareti Raporunda” tanımadığı, devletten saymadığı, ambargoları ile sefalete sürüklemek istediği Kuzey Kıbrıs’ı bakın nasıl dünyanın en önemli ülkesi yaparak üçüncü sıraya oturttu:
“Kuzey Kıbrıs Orta Asya, Doğu Avrupa ve Afrika’dan gelen kadınların “destinasyon merkezi imiş!” Gece kulüplerinde fuhuşa sürükleniyorlarmış!..
Oldu mu? Sanırsınız Kuzey bir baştan başa kerhane olmuş! Utanmasalar kadın ticaretinden köşe döndü diyecekler! Oysa Ayia Nanapa’nın tırnağı bile değil bu konuda! Fakat siz “söyleyene” değil, bizi tanımadıkları, ambargoları kaldırmadıkları halde  “tanırmış”  gibi  içimizdeki “söyletenlere” bakınız!