AB yanlış yapıyor! BM yanlış yapıyor! İngiltere Amerika yanlış yapıyor! Ve bu “yanlışlarını” da kırk bir yıldır sürdürüyorlar! Bu nedenle çözüm olmuyor! Dolayısıyla çözümsüzlüğün sorumlu ve suçlusu AB’dir, BM’dir, İngiltere’dir, Amerika’dır ve sürekli Rum’dan yana çıkan Rusya’dır!
Bütün olay 1974’te başladı. Türkiye uluslararası anlaşmalarla tescil edilmiş Garanti Anlaşmalarına dayanarak Türk halkının can ve mal güvenliğini korumak için adaya askeri müdahalede bulundu. Olası Rum katliamlarından korumak için de halkı Kuzey’de topladı! Bu nedenle yeni bir çözüm yolu açıldı. Ki bizzat Barış Harekâtı’nın “sonucu” doğal çözümdü. İspatı kırk bir yıldır adada sulh ve sükûn olmasıdır. Nedeni de hâlâ Türk askerinin Kuzey’deki varlığıdır.
ŞİMDİ GELELİM “SUÇLAMALARIMA.” Sözünü ettiğim ülke ve güçler kırk bir yıldır çözüm için değil, “adanın kuzeyini işgal etti” dedikleri Türkiye’den kurtarmak için uğraşıyorlar! Bu siyasi cambazlıklarını da Rum ve Yunan etkisi ile olmadık siyaset maskaralıklarına çeviriyorlar! Mesela Rum halkına “mazlum ve mağdur” rolü veriyor o da tepe tepe hem de en kötüsünden bu rolü oynamaya çalışıyor! Tabi Rum’a “zavallılık” kulpu takınca, Türk halkı ile Türkiye’ye de “mütecaviz ve işgalci” rolü giydiriliyor! Ve ne zaman masaya oturulsa “iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federal sistem” değil; “Türkiye’nin kesinlikle adadan çekip gitmesi, garantörlük hakkının kaldırılması ve büyük oranda Rum nüfus Kuzey’e dönerken, “gasbedildi” dediği mülküne yeniden konması tartışılıyor! Üstelik olası çözümde Rum tarafının çoğunluğuna, Türk tarafının azınlığına dayalı, ayni zamanda “Türkiyesizleştirilecek” bir Federal Kıbrıs gözetiliyor ki adadaki Rum egemenliği ebede kadar daim olsun!
Fakat bu Rum’a çanak tutan, arkalarını sıvazlayan ve Güney’i hâlâ adanın tek devleti olarak kabul eden ülkeler Kuzey’in horlanmasına, ambargolar altında ezilmesine tek hecelik bile itirazda bulunmuyor, tarihin Rum’dan yana en yanlı, en rezil “tarafgirliğini” yapıyorlar!
KAYIRDIKLARI O GÜNEY RUMUNA BAKIN AMA. Hem BM üyesi hem AB üyesi! Fakat Güney askeri “üs” dolu! Rusya’nın üssü var! Mısır’la İsrail’le askeri tatbikatlar yapıyor! İngiltere’nin Ağrotur’da savaş uçaklarını indirip kaldırdığı üssü var! Trodos’ta Orta Doğu’yu gözleyen dinleme ve radar tesisi var! Rum tarafı ekonomik dar boğazlarda sürünüyor ama nüfusuna göre dünyada en çok silahlanan ülkeler arasında! Ne zaman çözüm için masaya oturulsa Kuzey’in tavla teslimini istemekte! Ve AB ile BM de bu arsızlıkla muzırlığı sadece seyretmekte!
KUZEY’İN HALLERİ İSE ORTADA! Ambargolar altında inliyor! Tanınmıyor, dünyadan dışlanıyor. Ve bu şartlarda Kuzey’den çözüm olması için ödün üstüne ödün isteniyor ki canını çıkara!
Haa! Bir de Rum’dan yana icat edilmiş GYÖ’ler var! Esas manası, “Alın Türk’ten verin Rum’a!” İşte Türk halkı böyle çektirmektedirler! Üstelik hem “dıştan” hem “içinden!”
**********
Yeni koalisyon hükümeti: (Hayırlı olsun diyelim de!..)
Sonunda “hayırlı” olması gereken CTP-UBP koalisyon hükümeti kurulma aşamasına geldi Bakanlıklar dağılımı bile oldu. Yani “Sol parti CTP ile sağ parti UBP bir koalisyon hükümetinde buluşuyorlar.” (Fakat bir parantez açalım ve kendilerine “sol” kulpu takarlarken dışlarında kalanların yakalarına da “sağ” etiketi takanların bu garip “izm” paylaşma meraklarına bakalım!)
Orhan Veli “sen ciğercinin kedisi bense sokak kedisi derken” çok haklıydı. Çünkü o bir garip Orhan Veli idi ve gerçekten sokakların insanıydı, o sokaklarda öldü… İşte şapka çıkartılacak “halk” o veli idi. Ki öyle “izmlerle” de falan hiç işi yoktu! Yani Orhan Veli için Sol bir yaşam biçimi değildi fakat solun şah damarında atacak kadar “halktan” bir şairdi. Hatırlayın: Denktaş UBP’yi kurup üyelerin altında toplanmaları için “şemsiyesini” açtığında katılanlar işçiler, köylüler, esnaf ve zanaatkârlardı… Duruma bakarsanız “halktı.” Literatüre bakarsınız “sol”du.
CTP’YE GELİNCE: “Sosyalistlik” takıntısına karşın işte o “halkla” hiç buluşamadıydı! Buluştuğunda ise tüccarı sanayicisi, işçisi, hayvancısı, öğretmeni polisi hatta Türkiyelisi ile birlikte seçim de kazandıydı iktidar da olduydu. Artı, iktidardaki UBP ne idiyse maşallah CTP de o olduydu!
ŞİMDİ BU İKİ PARTİ YENİDEN İKTİDAR OLDULAR: Tabii “bu kez memleketi solda ve sağda vuruşurlarken birlikte haşat edecekler” demiyorum… Sümme haşa! Çünkü umudum büyük, birlikte “ihya” edecekler diyorum. Fakat:
Bilemiyorum: Başbakanlık görevini yüklenecek olan Ömer Kalyoncu’nun CTP-UBP gibi iki büyük koalisyon ortağından oluşacak Hükümeti çekip götürecek dirayet ve basireti ne kadardır…
Bilemiyorum: Mesela bakanlar ve bakanlıklar arasındaki “paylaşımlar” ne kadar isabetli oldu! Bilemiyorum. Ve acaba diyorum: Hazır iktidara gelmişlerken her iki parti de eğer ilerideki seçim için kendilerine ait “kadrolar” oluşturmak gailesine düşer de popülizmi bu yollarda “öncül araç” olarak yine kullanmaya başlarlarsa!.. İşte o zaman sol da yandı sağ da!
Bilemiyorum: Tabii bir hükümet protokolü yapacaklar da uyacaklar mı? Mesela özelleştirme konusundaki ayrı gayrı görüşlerini nasıl uzlaştıracaklar!
Bilemiyorum: Türkiye ile ilişkileri nasıl düzenleyecekler? Askere bakış açıları ne olacak?
Bilemiyorum: Bu koalisyon hükümeti de giden hükümet gibi sendika ve birliklerle mi uğraşmak zorunda kalacak? Hazine gelirlerini giden hükümet gibi sadece “dolaylı vergilerle” mi denkleştirmeye çalışacak?
Bilemiyorum: Nasıl bir sosyo ekonomik sistem uygulayacak? Müzakerelere müdahil olmak isterse “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin garantisini içeren bir Federal yapı mı savunulacak? Falan…
HER ŞEYE KARŞIN: “Memlekete hizmet ilkesi ağır basarsa “yanlışlar” bile “eğri gemi doğru sefer” olur! Hadi “hissa, vira!”
**********
Kısaca takıldığım: (Bakanlık dağılımları sizce de dengesiz değil mi?)
Bakanlıklar paylaşıldı. Hemen ve dobra yazayım. Koalisyonun büyük ortağı CTP, UBP’yi “saldırıya hazır aslanların arenasına attı!” Ki bugüne kadar Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı yüklenen hiçbir parti hayır yüzü görmedi başı dertten kurtulmadıydı, İkisini de UBP’nin başına sardı!
CTP ise açıkgöz! İçişleri Bakanlığı emrinde, Dışişleri aidiyetinde, Başbakanlık kadar önemli olan Maliye Bakanlığı da uhdesinde… Yani UBP aslanlarla dövüşürken, CTP cennette hurilerle oynaşacak! Kısaca UBP mandepsiye bastı haberiniz ola!
































