Ülke gündemi farklı konular olsa da geçtiğimiz hafta içinde ülkemizde III. Uluslararası Pozitif Okullar ve İyi Oluş Kongresi yapıldı. 40 ülkeden 400’den fazla akademisyen bildiri sunmuş…
Kongrede Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun konuşmasındaki bir cümle dikkatimi çekti. Şöyle diyor sayın Çavuşoğlu: “40 ülkeden 400 bildiri var ve bu bildiriler sonucunda çıkacak raporlar ile değerlendirmeler bizlere, kurumlarımıza iyi bir yol çizecek.”
Doğrudur bu tür kongreler ve çalıştaylar önemlidir ve buralardan çıkan sonuçlar hükümet edenler tarafından dikkate alınmalıdır. Tam da bu noktada şunu sormak lazım… Bugüne kadar buna benzer onlarca kongre ve çalıştay yapıldı bu ülkede… Geniş katılımlı eğitim şuralar yapıldı.
1974’ten sonra, en sonuncusu 10 yıl önce yapılan 5 tane eğitim şuramız var. Bu şuralarda ve kongrelerde, çalıştaylarda çıkan sonuç bildirileri var. Çok önemli öneriler var. Peki bugüne kadar bu önerilerin kaçını hayata geçirdik?
Yoksa bu şura ve kongre kararları tozlu raflarda yerini aldı mı? 50 yıldır Kuzey Kıbrıs’ı yönetenlerin hangisi akademisyenlerin görüşlerine, düşüncelerine önem verip bu tür toplantılarda alınan kararları uygulamaya koydu? Ben deyim hiç, siz deyin çok az. Daha fazla değil yani…
Şimdi sayın Eğitim Bakanı çıkmış diyor ki biz burada çıkan sonuçları değerlendireceğiz. Peki biz de bunu yazdık bir kenara ve denetim görevimizi yapacağız.
Hemen aklıma Pozitif Okullar ve İyi Oluş Kongresi’nin Haziran 2022’de yapılan bir benzerinin sonuç bildirgesi ve öneriler kısmına bakmak geldi. Çok önemli tespitler ve öneriler var. Keşke bu önerilerin bazılarını hayata geçirebilseydik.
Bu ülkenin en büyük eksikliklerinden biri de ülke yönetiminde uzmanlardan yeterince yararlanamamış olmamızdır. Konu eğitim olduğuna göre eğitim üzerinden konuya bakalım. Yani bu ülkede 20’nin üzerinde aktif üniversite var. Bunların çoğunda Eğitim Fakültesi var. Bu fakültelerde çalışan çok değerli akademisyenler var. Bunların kaçından eğitim konusunda hizmet aldık? Eminim ki çok az..
Yalnız eğitimde değil, birçok konuda ülkede hükümet edenler yardım alma konusunda nedense çekingen davranıyor. Daha da ileri gideyim ve “her şeyi bildikleri değil, bilebileceklerini zannediyorlar” diyeyim. Yardım almak, danışmak bu kadar mı zor… Her şeyi bilmemize imkan yok.
Hemen aklıma bu konuyla ilgili bir akademisyen dostumun anlattığı yaşanmış bir olay geldi. Zamanın birinde ülkenin eğitim bakanlarından biri kolej sınavı ile ilgili ülkedeki üniversitelerden 10-12 tane akademisyeni makamına davet etmiş… “Bu kolej sınavı hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye de sormuş. Akademisyenlerin çok büyük bir bölümü, “ya sınavı kaldırın ya da değiştirin” demiş. Dönemin bakanı toplantı bittikten sonra akademisyenlere “ben sizi yine ararım” demiş ama bir daha ne aramış ne sormuş. O gün bugündür kolej sınavı da ayni şekilde devam ediyor.
Ülkenin acı gerçeği bu… Keşke Pozitif Okullar ve İyi Oluş Kongresi’de çıkacak sonuçları ve önerileri hayata geçirebilsek, Şura kararlarına yeniden bir gözatabilsek… O kadar çok keşkemiz var ki!
Keşke pozitif okulları yaratabilsek..
































