Hükümet yetkililerine sorarsanız Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişiklik sonrasında sorun çözüldü. Peki sorun çözüldü mü? Hayatımızı bir düşünelim bakalım Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişiklikten önce nasıldı şimdi nasıl?
Tüzük değişikliğinden önce de hayatımız çok güzeldi, muhteşemdi demiyorum ama bugün geldiğimiz noktada ülkede farklı görüşteki insanlar birbirlerine hakaret ediyor. Türkiye’den birçok yetkili ülke insanına hakaretler yağdırırken, başbakana boşbakan diyebiliyor.
Tüzük değişikliğinden sonra ne Rumculuğumız kaldı ne de dinsizliğimiz… Tüm bu suçlamalar ile karşı karşıya kaldık. Kendine imam denilen bir şahıs ülkenin büyük bir çoğunluğuna “kafir” ilan etti.
Hep bunlar ve daha niceleri Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişiklikler sonrasında oldu. Tüm bunlar olurken hükümetimiz yetkileri “sorun çözüldü” dedi.
Hangi sorunu çözdünüz ki bunu da çözeceksiniz. Bu tüzük değişikliği sonrasında toplumdan gelen tepkiyi bile anlamadınız. Gelip geçici bir reaksiyon olarak algıladınız. Binlerce insan sokaklara döküldü, eylemler devam ediyor ama siz hala “sorun çözüldü” diyorsunuz.
Hükümet içindeki milletvekilleri bile yapılan değişikliğe karşı çıktı ama yine yanlışta ısrar edildi. Onlarca sivil toplum örgütü, birçok bilim insanı Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişikliğin yanlışlığından bahsetti. Bu yanlışı anlamak için daha ne olmalıydı?
Ülke toz duman ve insanlar birbirine kırdırıldı, yetmedi okullardaki çocuklar bile bundan nasibini aldı.
Çok iyi niyetli ve saf bir şekilde düşünerek, sorunun kaynağının İrsen Küçük Ortaokulu’daki bir çocuğun başörtüsü ile okula gitmek istemesi olduğunu varsayalım. Şu anda o çocuk nerde? Kaydı İlahiyat Koleji’nde aldırıldı.
Ki bunu başkaları da defalarca hükümet yetkililerine söylenmiş olmasına rağmen okul değişikliği öncesinde yapılmadı. Ülke birbirine kırdırıldıktan sonra bu yapıldı. En başında yapsaydınız ya bunu ve ülkeyi germeseydiniz olmaz mıydı?
Şimdi yeni gündemimiz İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayan başörtülü 15 yaşındaki kızımız… Şimdi bu çocuk hakkında soruşturma başlatılmış… Peki çocuğu bu noktaya getirenler ne olacak? Yoksa yine 15 yaşındaki bu çocuk için “kendi özgür iradesi ile karar verdi” mi diyeceğiz?
Sorun çözüldü demekle sorun çözülmüyor. Bekirpaşa Lisesi’nde sorun devam ediyor. Öğretmenler grevde… Sendikalar genel grev uyarısında bulunuyor. Ülke yine kaosa sürükleniyor. İnsanlar yine birbirine kırdırılacak.
Eyy! Hükümet yetkilileri bu Disiplin Tüzüğü’nde değişiklik yaparken, olabilecekleri düşünmeniz gerekirdi. Bu gibi olaylar daha başlangıçtır. Öngörüsüzlük daha başımıza neler getirecek hep birlikte göreceğiz…
İşin üzüntü veren yanı bundan sonra okullarda yaşanabilecek benzeri olayların mağduru hep çocuklar olacak. Ne yazık ki…
































