Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı’nın yaptığı yazılı açıklamada Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırı ve soykırımları sert bir dille eleştirdi. Vakıf, “HTŞ rejiminin sistematik olarak uyguladığı vahşet, Alevi varlığını ortadan kaldırmayı, onları yurtlarından sürmeyi ve kültürel miraslarını yok etmeyi hedeflemektedir. Bu insanlık suçuna karşı sessiz kalmamız mümkün değildir.” dedi.
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı’nın açıklaması:
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı olarak, Suriye’de Alevi kardeşlerimize yönelik insanlık dışı saldırıları, soykırım ve etnik temizlik girişimlerini en derin endişe ve öfkeyle takip etmekteyiz.
HTŞ rejiminin sistematik olarak uyguladığı vahşet, Alevi varlığını ortadan kaldırmayı, onları yurtlarından sürmeyi ve kültürel miraslarını yok etmeyi hedeflemektedir. Bu insanlık suçuna karşı sessiz kalmamız mümkün değildir.
Bu haykırış, sadece bir başlangıç değil, insanlık onuruna yapılan en büyük saldırıya karşı vicdanımızın sesidir. Suriye’de yaşananlar, modern çağın en acımasız soykırım ve etnik temizlik girişimlerinden biridir. HTŞ rejiminin sistematik şiddeti, yalnızca fiziksel bir yok etme çabası değil, aynı zamanda Alevi kimliğinin ve kültürel mirasının köklerini kazımaya yönelik planlı bir saldırıdır. Zorla din değiştirme, inanç merkezlerine saldırılar, cinsel şiddet, toplu katliamlar ve zorla göç, bu insanlık dışı planın vahşi araçlarıdır.
Yeni İntikamcı Yapı ve Alevilere Yönelik Tutumu:
HTŞ rejimi, sadece bir iktidar değişikliği değil, aynı zamanda intikamcı bir ideolojinin devlet yapısına dönüşmesidir. Bu yeni yapı, Alevilere yönelik derin bir düşmanlık beslemekte ve onları “geçmişin intikamı” olarak gördüğü bir hesaplaşmanın hedefi haline getirmektedir.
Sistematik Düşmanlık: Rejim, Alevileri “öteki” olarak kodlayarak, onları her türlü insanlık dışı muamelenin hedefi haline getirmektedir. Bu düşmanlık, sadece askeri operasyonlarla sınırlı kalmamakta, toplumsal ve kültürel düzeyde de sistematik bir şekilde uygulanmaktadır.
İntikamcı İdeoloji: Rejimin ideolojik yapısı, Alevilere yönelik geçmişteki olayların intikamını alma arzusunu taşımaktadır. Bu intikamcı ideoloji, Alevilere yönelik her türlü şiddetin meşrulaştırılmasına zemin hazırlamaktadır.
Alevi Kimliğinin Yok Edilmesi: Yeni yapı, Alevi kimliğini ve kültürünü yok etmeyi amaçlamaktadır. Zorla din değiştirme, inanç merkezlerine saldırılar ve kültürel mirasın tahrip edilmesi, bu amaca yönelik planlı eylemlerdir.
Suriye’de Yaşanan İnsanlık Suçları:
Soykırım ve Etnik Temizlik: HTŞ rejimi, Alevileri sistematik bir şekilde hedef alarak soykırım ve etnik temizlik suçu işlemekte, uluslararası hukukun en temel prensiplerini ihlal etmektedir.
Yaşam Hakkının İhlali: Alevi siviller, keyfi infazlar, toplu katliamlar, işkence ve cinsel şiddet gibi insanlık dışı uygulamalarla yaşam haklarından mahrum bırakılmaktadır. Kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere masum insanlar, acımasızca hedef alınmaktadır.
Zorla Göç ve Yerinden Edilme: Alevi toplulukları, yaşadıkları topraklardan zorla sürülerek göçe zorlanmakta, demografik yapıyı değiştirme ve Alevi varlığını silme amacı güdülmektedir. Bu, Alevi halkının köklerini kurutmaya yönelik planlı bir saldırıdır.
Kültürel Soykırım: Alevi inanç merkezleri, türbeler ve kutsal mekanlar barbarca tahrip edilmekte, kültürel miras yok edilmekte ve Alevi kimliği hedef alınarak kültürel soykırım uygulanmaktadır. Dini ritüeller yasaklanmakta, Alevi kültürü ve gelenekleri baskı altına alınmaktadır.
Güncel ve Somut Bilgiler: Gelen somut bilgiler ile, HTŞ güçlerinin ele geçirdikleri yerleşim yerlerinde Alevi sivilleri topluca katlettikleri kanıtlanmıştır. “Alevi misin Sünni mi?” gibi ayrımcı sorgulamalar, Alevi toplumu üzerinde derin bir korku ve endişe yaratmaktadır.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu ve İkiyüzlülüğü:
Uluslararası toplumun bu vahşete karşı sessiz kalması, insanlık değerlerine ihanettir. Batılı devletlerin ve uluslararası örgütlerin, siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna insan haklarını göz ardı etmesi kabul edilemez.
Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşları, Suriye’deki Alevi halkını korumak için daha aktif ve somut adımlar atmalıdır. Bağımsız araştırma komisyonları kurulmalı, insan hakları ihlalleri belgelenmeli ve faillerin yargılanması için uluslararası mekanizmalar devreye sokulmalıdır.
Avrupa Birliği ve üye devletleri, bu insanlık suçlarına karşı somut önlemler almalı ve HTŞ rejimine yönelik yaptırımları artırmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tarihi ve Güncel Sorumluluğu:
Suriye’deki yeni rejimin destekleyicisi konumundaki Türkiye Cumhuriyeti devleti, bu insanlık suçuna karşı tarihi ve güncel bir sorumluluğa sahiptir.
Türkiye Cumhuriyeti devleti, diplomatik ve siyasi gücünü kullanarak bu zulmü durdurmalı ve Alevi kardeşlerimizi korumalıdır.
Türkiye’deki Alevi toplumu bu olaylarda ciddi endişe duymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu konudaki sessizliğini bir an önce bozmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu konudaki tutumu , kendi eşit vatandaşlarına karşı bir duruş olarak algılanmaktadır.
Suriye’deki Alevi Toplumuna Yönelik Soykırım ve Şiddet Kimlerin Stratejik Çıkarlarına Hizmet Etmektedir?
Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik soykırım ve şiddet, bir dizi aktörün karmaşık stratejik çıkarlarına hizmet etmektedir.
Siyasal İslamcı Gruplar: HTŞ gibi gruplar, Aleviliği kendi ideolojilerine aykırı gördükleri için Alevileri hedef almaktadır. Bu gruplar, Alevileri bölgeden temizleyerek kendi ideolojik hakimiyetlerini kurmayı ve yaymayı amaçlamaktadır. Bu grupların bazı bölgesel ve uluslararası destekçileri, bu eylemleri kendi siyasi ve mezhepsel hedefleri doğrultusunda kullanmaktadır.
Bölgesel Güçler: Suriye’deki çatışmalar, bölgesel güçler arasındaki rekabetin bir arenası haline gelmiştir. Bazı bölgesel güçler, Alevilere yönelik şiddeti, Suriye’deki nüfuzlarını artırmak ve rakip güçleri zayıflatmak için kullanmaktadır. Mezhepsel gerilimleri körükleyerek, bölgedeki kendi taraftarlarını mobilize etmeyi ve kendi pozisyonlarını güçlendirmeyi hedeflemektedirler.
Uluslararası Aktörler: Bazı uluslararası aktörler, Suriye’deki istikrarsızlığı, kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Bu aktörler, Suriye’deki kaynaklara erişim sağlamak, bölgedeki askeri üslerini korumak veya rakip güçlerin etkisini azaltmak gibi hedefler güdebilmektedir. Aynı zamanda, terör örgütlerinin güçlenmesi, bazı uluslararası aktörler için, bölgeye askeri yığınak yapma gerekçesi haline gelebilmektedir.
Terör Örgütleri: Terör örgütleri, bu şiddeti kendi varlıklarını güçlendirmek ve yeni militanlar kazanmak için kullanabilirler. Savaş ortamında insanlık dışı şiddet hareketleri yaparak kendilerini gösterebilirler. Bölgesel güçlerin zayıflığı, bu terör örgütlerinin elini güçlendirebilmektedir.
Bu aktörlerin çıkarları bazen örtüşse de, bazen çatışmaktadır. Suriye’deki durumun karmaşıklığı, bu aktörlerin rollerini ve etkilerini değerlendirmeyi zorlaştırmaktadır.
ACİL ÇAĞRIMIZDIR:
Uluslararası Ceza Mahkemesi, HTŞ rejimi ve insanlık suçu işleyen diğer aktörler hakkında derhal soruşturma başlatmalıdır.
BM, Suriye’de Alevileri korumak için acil bir insani koridor açmalı ve güvenli bölgeler oluşturmalıdır.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Suriye’de bağımsız incelemeler yaparak insan hakları ihlallerini belgelemeli ve kamuoyunu bilgilendirmelidir.
Tüm vicdan sahibi insanlar, Suriye’deki Alevi kardeşlerimizin sesini duyurmaya ve bu zulme karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Vicdani Çağrı
Tüm vicdan sahibi insanları, Suriye’deki Alevi kardeşlerimizin sesini duyurmaya ve bu zulme karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. İnsanlık onurunu korumak için hep birlikte ayağa kalkalım!
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı
































