2000’lerde değişen görüşleri

Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasından sonra PKK içinde krizler yaşandı ama örgüt beklendiği gibi dağılmadı.

Öcalan da hep lider olarak görüldü.

Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan, Pervin Buldan ve İdris Baluken.

Kaynak,Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,2013-15 çözüm süreci döneminde Öcalan ve İmralı heyeti

1990’larda ideolojik olarak Marksizm-Leninizm’den uzaklaşan, PKK bayrağından orak çekiçin çıkmasını sağlayan, ulus devlet fikrini de eleştirmeye başlayan Öcalan, 1999’dan sonraki İmralı döneminde ise ulus devlet eleştirisinde “daha da ileri giderek” bunu kavramsal bir çerçeveye oturtmaya çalıştı.

Bu görüşleri oluştururken Frankfurt Okulu’ndan ABD’li anarşist Murray Bookchin’e kadar farklı kaynaklardan yararlandı.

Sonunda “kapitalist moderniteye” karşı “demokratik moderniteyi” savunduğu bir anlayış geliştirdi.

Kendisi ve yandaşları bundan yeni bir “paradigma” olarak bahsetti.

Öcalan yazı ve kitaplarında buna paralel olarak, “ortak vatan, demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik, demokratik konfederalizmden” bahsediyordu. Ulus devlet anlayışından tamamen vazgeçmişti.

Çözüm sürecinde devlet yetkilileriyle görüşmeler

Öncesinde de devletin kendisiyle görüştüğüne dair iddialar olsa da 2013-2015 arasındaki çözüm sürecinde Öcalan, yetkililerle resmi olarak görüştü.

20 Aralık 2013’te Öcalan’ın İmralı’dan ilk fotoğrafı yayımlandı.

Bu dönemde iktidara yakın çevrelerden dahi onun Kürt sorununun çözümünde önemli bir muhatap olduğunu belirten açıklamalar geldi.

Çözüm sürecinin çökmesinden sonra Öcalan’la görüşmenin detayları olduğu iddia edilen notlar, Avrupa’da PKK’ya yakın bir yayınevi tarafından “İmralı Notları” adıyla yayımlanacaktı.

Bu kitapta yer alan kayıtlardaki haliyle Öcalan, “hareketin” üzerinde hâlâ önemli bir etkisi olan, Türkiye ve dünya gündemini yakından takip eden ve sürekli kitap okuyan bir profil çiziyordu.

Çözüm sürecinin 2015 yılında çökmesinin ardından ise “İmralı ziyaretleri” sona erdi ve Öcalan ismi gündemden düştü.

Ancak bu sürede Öcalan, Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler nedeniyle uluslararası alanda yeniden dikkat çeken bir figür haline geldi.

Zira, Suriye’de hem kendisini destekleyen hem de onun “ekoloji ve komün ekonomisi, katılımcı yurttaşlık ve demokratik konfederalizm” gibi fikirlerini pratikte uygulama koymaya çalışan Halk Savunma Birlikleri (YPG), ülkenin kuzeyinin önemli bir bölümünde hakimiyet kurmuştu.

İmralı heyetinin Öcalan'ın açıklamasını okuduğu basın toplantısında Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan

Kaynak,Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,İmralı heyetinin Öcalan’ın açıklamasını okuduğu basın toplantısı

Öcalan’dan kurduğu örgüte fesih çağrısı

2024 yılının Ekim ayında “süreç” tartışması yeniden gündeme başladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nın lağvedildiğini açıklamasını önerdi.

Öcalan’ın, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve koşullu salıverme imkanından yararlanamayan mahkumların durumuyla ilgili bir düzenlemeye işaret eden “umut hakkından” yararlanıp yararlanamayacağı da gündeme geldi.

Bu süreçte kamuoyunda, Öcalan’ın Kürt sorununun çözümünde ve PKK’nın silah bırakmasında kilit bir rol oynayabileceğine dair analizler yapıldı.

DEM Parti heyetleri, İmralı ile yeniden görüşmelere başladı.

Son görüşme 27 Şubat’ta yapıldı.

Bu görüşmenin ardından heyet, İstanbul’da yaptığı açıklamayla Öcalan’ın kritik çağrısını kamuoyuyla paylaştı.

Öcalan, PKK’nın ömrünü tamamladığını belirtti ve örgüte, kongresini toplayıp kendini feshetme çağrısı yaptı.

1978’de kurduğu PKK ile on yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan Öcalan’ın hayat hikayesinde PKK’nın tasfiyesi de yer alacak mı?

Sorunun yanıtı, Öcalan’ın bundan sonra Türkiye’de nasıl algılanacağını ve tartışılacağını da etkileyecek gibi görünüyor.