Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Öp Stalin’in elini!..

Burak Karataş

Boş konunun alıcısı boldur. Biz boş tiplerden bahsetsek de boş konulardan bahsetmemeye yeminliyiz.

Kıbrıs Türk toplumunu bilhassa “Anavatan”dan ayıran en mühim yön coğrafi önemdir diye düşünüyorum. Bu elbette ki Anavatan’ın bağımsızlığına en son hücumun başarısız bir şekilde 1922’de gerçekleştiğini söylüyor bize. Oysa biz her gün bunlarla uğraşıyoruz.

Ancak şurası da var: Mesela bir Soğuk Savaş döneminde SSCB’yi tutmakla görevlendirilen Türkiye’de komünizme karşı daha katı politikalar uygulandı. Bizde ise bu alanda göreli de olsa bir hürriyetten söz edilebildi. Çünkü o zamanlar bizim idarecilerimizin başı milliyetçilikle dertteydi. Burayı taksim edecek kudrette bir ideolojiydi bu. Farklı toplumlardan müteşekkil bir yapıda sadece ama sadece toplumun kendisine bakmak, ilerici bir adımdı. Cezalandırılsa dahi asli önemde değildi.

Şimdi de komünistlerimiz var. Eksik olmasınlar, sosyalistlerimiz de var. İnşallah Troçkistlerimiz de vardır! Vallahi vardır, olmazlarsa büyük eksiklik.

(Acaba devlet korkusunda hala daha “devrimciyim” buyuranlar da aktif midirler? Merak ettik. SSCB ortadan kalktı, “sosyalistim” diyeni hapse tıkmıyorlar ama zarar yok.)

Elbette ki bu grupların olmadığı bir siyaset düşünülemez çünkü kambersiz düğün olmaz. Yine de “etki alanı” meselesi tat kaçırıyor. Türkiye’de de böyle pek çok grup var ama devrim yapacak olan idealistlerin partisinin “dostlar demokraside görsünler” yaklaşımı ile zararsız görülmesi ironik olsa gerektir.

Marx’ın tabiri ile, “evvela trajedi, saniyen komedi”.

(Merakımı maruz görün… Bir sorum olacak: Biri çıkıp “ey bütün cihanın fukara-i kasibesi, ittihad ediniz!” dese… Bu kişi sağcı mı olur, solcu mu? Bildirene bir sıkımlık diş macunu hediye!)

***

Keşke Kıbrıs Türk politik hayatındaki yerlerini ve önemlerini muhazafa edebilseydi komünistler. Ancak gerek millileştirilmiş komünizm gibi abuk bir ideolojiye sahip AKEL, gerek bizim acullar, bir çuval inciri berbat ettiler.

Bunun bir benzeri Türkiye’de de yaşandı. (Marx’ın sözünü hatırlayın!) Lenin mi Stalin mi, yok yok Mao, hayır canım Enver Hoca diye diye olmadık kavgalarda insanlarımız yitip gitti.

Kıbrıs’ta da ya “öbür tarafa” (ve “öbür Anavatana”) angaje olunuyor ya da kerameti kendinden menkul bir “kapitalizmin” (herhalde İsrail ve Amerika oluyor) düşmanlığı önplana çıkıyor.

Elbette kapitalizm eleştirisi yerindedir de, bunun yerine basit bir sosyal demokrasi dahi öneremeyenler, İsrail’de Filistinlilerin katledilmesine karşı olmakla İsrail halkı düşmanlığını birbirine karıştırınca işin rengi değişiyor. Bunun faşizme hizmet etmesi de cabası…

Sınıf kavramından kopartılmış ve hiçbir soruna cevabı olmayan bir “devrimcilik”, ne sandıkta tutar ne de herhangi bir yaraya deva olabilir. Benden demesi: Hitler’e kafa tutarken Stalin’le baş başa kalmak da var kaderde…