Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMİZDİR: “BİR GALİ FİKİRLER DİZİSİ VARDI, RÜZGÂR GİBİ GELİP GEÇİVERDİYDİ HAYATLARIMIZDAN…”

Kıbrıs’ta çözüme en çok yaklaştığımız “planlardan” birisi de “Gali Fikirler Dizisi” olarak adlandırılan “yol haritasıdır.”
1992’de BM Genel Sekreteri Butros Gali tarafından hazırlandı ve BM’den 789 sayılı karar olarak geçtiydi.
O yıllarda Türk tarafı aynen Annan Planı’nda olduğu gibi Gali Planı’na da çok destek verdiydi. Başarısızlıkla sonuçlanmasını her zamanki gibi rahmetlik lider Denktaş’a yüklemiş de olsalar tam aksine her zamanki gibi Rum liderliğinin muzırlığına takılmış olmasıydı.
NEYDİ PLAN? Mısırlı Butros Gali’nin bizzat kendisinin hazırladığı ve New York’ta 1. Tur görüşmelerde Denktaş’a sunduğu çözüm haritasıydı?
Kısaca Güzelyurt da dahil 37 Türk köyü Rumlara verilecekti.
Karpaz’da bir Rum kantonu oluşturulacak ve yeterince Rum Karpaz’a dönecekti.
Türk tarafına yüzde 28.2 oranında toprak bırakılacaktı.
Denktaş toprak konusunda itiraz ettiydi. Güzelyurt’un da içinde olacağı yüzde 29 ve “+” olarak oluşturulmasını istediydi…
15 Temmuz’da 2. tur müzakereler başladıydı. Denktaş’ın karşısında o yıllarda Güney Afrika’daki altın madeni yataklarından dolayı büyük popülariteye sahip Rum Cumhurbaşkanı Vasiliu vardı. Cumhurbaşkanı olduğunda Türk tarafı ayağa kalkmış, işte şimdi çözüme yaklaştık demişti! Hatta artık Kıbrıs parası kullanacağımızın hesaplarını yapanlar bile vardı! Dahası Asil Nadir’in de yıldızının en parlak olduğu dönemlerdi ki bir Amerikan tezgâhı olması gereken ve ABD’nin Kıbrıs Koordinatörü Nelson Lendsky tarafından tertiplendiği iddia edilen bir siyaset kumpası da şuydu: (Lakabı ayağının aksak oluşundan dolayı “topal Lendsky” idi. Kıbrıs kazan o kepçeydi!)
Kumpas’a göre Kuzey’de Asil Nadir Cumhurbaşkanı olacak, Güney’deki Vasiliu ile iki dünyasal iş insanları çözümü sağlayacaklardı!
Asil Nadir kendisine böyle bir teklif geldiğini inkâr etmedi. Ancak “kumpasın” içine de girmedi!
Sonuçta “Güney’de Vasiliu, Kuzeyde Asiliu” yakıştırması da o yılların Kıbrıs siyasi sürecinden bir rüzgâr gibi gelip geçiverdiydi.
GALİ FİKİRLER DİZİSİ DE FEDERAL SİSTEMİ ÖNGÖRÜYORDU: Amerika 789 sayılı BM kararını destekliyordu. Şimdi burada Köşeme aktarmama imkân olmayan anayasal ve yönetsellikle ilgili yığınla maddelerden oluşan Gali Fikirler Dizisi de sonuçta “iki bölgeliliği” çakıyordu.
Bu hususa çok dikkat edilmelidir. Bugüne kadar bütün planlar ve BM’ler kararlarında “iki ayrı bölge, iki ayrı halk” esas alınmıştır ve her zaman çözümün mihenk taşına vurmuştur!
Eroğlu ne diyordu: 1993’te Ankara Barosu’nda bir konuşma yapan ve BM’ler GK’nin 789 sayılı kararından öncesi çözüm çabaları ile sonrası gelişmeler konusunda kendisinin ve partisi UBP’nin görüşlerini ortaya koyan Eroğlu özetle şunları söylüyordu:
“…Ben ilk hükümeti 1985’te kurdum. Kurmuş olduğum dört hükümetin de programında Federasyon yoktur. Ben federasyona inanmıyorum. Demokratikleşme bütün federasyonları çözmüş, bağımsız devletler oluşmuştur. Bize göre KKTC bir gerçektir. Bu gerçek kabul edilmezse çözüm de gelmez. İki devlet belki bir Konfederasyon kurabilir. Bu ileride belki federasyona da gidebilir… Ama bugün için fikirler demetine göre (Gali Fikirler Dizisi) öngörülen federasyon kurulur ve Türkiye de askerini çekerse bir iki yıla kalmaz Bosna Hersek’i yaşarız Kıbrıs’ta!…” (Aynı Eroğlu 2014 yılı Şubat’ında Anastasiadis’le masaya oturacak ve umacı gibi kaçtığı federasyonu görüşecekti! Ancak aradan geçen yıllar nedeniyle değişen koşullarla hele bir de Annan Planı referandumu yaşandığı dikkate alındığında, Eroğlu’nun “barışçı çözüm” uğruna direkt federasyonu içeren bir müzakere masasına oturması makul karşılanmalıdır.)
Eroğlu 789 Sayılı BM GK’i kararı konusunda ise şunları söylüyordu: “Biz 649 sayılı BM GK’i kararına iyi bir karardır dedik. Oysa o kararda Genel Sekreterin iyi niyet misyonunu aşabileceği kayıtlıdır. Buna itiraz etmeliydik. Etmedik!.. 789 sayılı kararda ise müzakere yolları kapalıdır. Gali görüşmeleri Mart’a erteledi. Arkamızdan raporunu yazdı ve bizi uzlaşmaz taraf olarak gösterdi! Niçin? Çünkü biz geçici Hükümet istedik ve Türkiye’nin garantisinin sulandırılmasına karşı çıktık…”
Görülüyor ki Kıbrıs Türk liderliği sadece adadaki Rum liderliği ile değil, yıllarca BM’lerle de cebelleşmek zorunda kaldıydı! Elan devam eden bu son müzakerelerde de durum değişmemiştir! Yine Türk liderliği masa başında Rum liderliği ile kapışırken, öte yandan bugüne kadar tüm müzakerelerden yenik çıktığı için artık çözüm umudunu kaybeden ve bu nedenle ateşi düşerken, heyecanı sönen BM’lerle eskisi kadar olmasa bile yine de dövüş tokuş yola devam ediyoruz…
GALİ FİKİRLER DİZİSİ İÇİN NE DEDİLERDİ? Butros Gali’nin 789 sayılı kararından sonra Kuzey’deki siyasi parti liderlerinin görüşleri kısaca şöyleydi:
Denktaş: Önce referandum yapılır, sonra Genel Sekreter’e durum açıklanır. Federasyondan vazgeçme Meclis’e gelir.
Eroğlu: İlk adım olarak federasyondan vazgeçelim sonra referanduma gidelim.
Hakkı Atun: Ya devlet olarak tanınır görüşmelere öyle gideriz ya bu işe devam etmeyiz…
Özker Özgür: Federasyondan vazgeçilemez. Referanduma gidilmesi sakıncalıdır. Hükümette sayısal eşitlikte ısrar edilmelidir. 7 Rum 3 Türk Bakan olabilir. Ama oy birliği ilkesinde.
Mustafa akıncı: Görüşmeler sürmeli. TC ile KKTC çözüme niyetli olduğunu kampanyalarla anlatmalı. Güven yaratıcı öneriler hazırlanmalı…
İsmet Kotak: Artık görüşmelere lüzum yoktur. Ayrı bir devlet olarak tanınma girişiminde bulunalım…
Rum tarafı ise genelde iyimser mesajlar verdilerdi:
Yorgo Vasiliu: İyi bir başlangıç
AKEL: En iyi karar!
DİSİ: Gali Fikirler Dizisi çözüm getirmez.
DIKO: Vasiliu Vatan Hainidir!
EDEK: Bu haliyle KKTC meşrulaşır!
Başpiskopos Hrisostomos: Federasyon imkânsızdır! Adanın bölünmesi halkları birbirinden daha çok ayıracaktır…
GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ: Mısırlı Butros Gali’nin “Gali Fikirler Dizisi” dediğimiz planı ve etrafındaki gelişmeler 1992’de yukarıda da yazdığımızca bir “rüzgâr gibi gelip geçiverdiydi…” İnternete girip planının tümünü okuyabilirsiniz. (Bana sorarsanız okumayın derim.) Çünkü tüm planların çözüm çalışmalarının hemen hepsinin bir araya gelerek oluştuğu son plan Annan Planı’dır. İçinde yok yoktur ve dünyanın en karmaşık planlarından biridir. Onu okuyun yeter!  Maşallah deniz deryadır, nehirler gibi akmaktadır! Bazan volkan olup lavlar kusmakta bazen ateş olup yürekleri yakmaktadır! Eğer Rum da evet deseydi deryalarında kaybolup gidecek, nehirlerinde sürüklenip boğulurken lavlarında kavrulacaktık!…
Felaketin kıyısından döndük ki şimdilerde bir başka gaile sardık başımıza: “Tek egemenlik, Tek uluslararası temsilliyet, tek yurttaşlık, Kıbrıslılık” derken koyduk mu Demoklesin kılıcı gibi Rum’un diktasını başımızın üzerine? Durun bakalım bu yeni belayı nasıl savacağız?