Devlet Bahçeli gibi aşırı Türkçü bir liderin, Kürt açılımında ön planda görev alması birçok insanı şaşırtabilir. Ancak gerçekçi bir analiz yapıldığı zaman, Kürt sorununun sadece Kürtleri değil, Türkler ile birlikte TÜRKİYE’yi de adım adım çıkmaz sokağa sürüklediği görülecektir.
Devletlerin de sık sık SİYASİ VE MALİ analiz yapıp, muhtemel gelişmeleri önceden görmesi önemlidir.
Tayyip Erdoğan ve Bahçeli ittifakının Türkiye’yi büyük bir ekonomik çıkmaza sürüklediği, son yıllarda halk içerisinde kaybettikleri destekten de rahatlıkla görülebilir.
Kürt sorununda 2015’ten itibaren iktidar bu sorunu SİLAH YOLUYLA BASTIRMA yolunu seçti.
Bunun sonucu ise ekonomideki küçülme, para, üretim, faiz-döviz dengesinin bozulması, ülkenin ekonomik olarak çöküşü oldu.
Kürt sorununun siyasi bir zemin üzerinde değil askeri yöntemle çözülmeye çalışılması 2015’ten günümüze Türkiye’nin ekonomisine yaklaşık 600 milyar dolarlık bir yük bindirdi.
Gayri safi milli hasılasının 960 milyar dolardan, 700 milyar dolar civarına gerilmesine sebep oldu..
Türkiye’nin Kürt sorununu bastırmak için seçtiği ŞİDDETLE BASTIRMA siyaseti ,son 40 yılda 3 trilyon DOLARIN KAYBINA yol açtı.
Soruna sadece ekonomik yıkım açısından bakmamalıyız.
Özellikle İsrail’in Gazze ve Lübnan’a saldırısı, İran’a yönelik tehditleri ve Kürt sorununa yaklaşımı, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da yeni yeni nüfuz alanları ortaya çıkarmaya başladı.
Bunun ilk yansıması da Rusya’nın en önemli üssü olan Suriye’deki rejimin bir anda yıkılmasıdır.
Suriye’deki rejimin yıkılması ilk planda Türkiye tarafından desteklense de, uzun vadede , Suriye topraklarında olan Kürtler, Amerika desteğinde meşru iktidarın parçası olabilirler.
Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorunu hem içte hem de dışta, potansiyel tehlikeler ve Türkiye’ye karşı yeni işbirliklere yol açabilir.
Türkiye- AB ilişkilerinde en önemli sorun Türkiye’nin demokratikleşme konusunda yeterli adım atamamasıdır.
AB nin en önemli talebi içteki demokratikleşme adımlarıyla birlikte, Kürt ve Kıbrıs Sorununda da ilerlemeler sağlanmasıdır.
Devlet Bahçeli bilindiği gibi DERİN DEVLETİN önemli bir ELEMANIDIR.
Kürt sorununda Devlet Bahçeli’nin öne sürülmesi, milliyetçi dalgayı kontrol edebilecek yol olmasındandır.
Kürt sorununda önümüzdeki günlerde hızlı gelişmeler yaşanacaktır. Ancak bu gelişmelerde SOSYAL DEMOKRAT MİLLİYETÇİLİĞİ önleyici bir rol oynayabilir.
Zaten SOSYAL DEMOKRATLAR , sözde demokrat yapılarından kolay kolay kurtulamamaktadırlar.
Gerek Kıbrıs Sorununda, gerekse Kürt Sorununda Türkiye’de değişime karşı en fazla DİRENENLERİN Sosyal Demokratlar olduğu UNUTULMAMALIDIR.
Kürt açılımı artık geriye dönülemeyecek bir noktaya taşınmaktadır. Bu açılımı Kıbrıs açılımı takip edecektir
Ancak bu dönemde, bunu engellemeye çalışacak İÇ VE DIŞ GÜÇLER DE BOŞ DURMAYACAKTIR.


























