Belki “son durak” değil ama iyice yaklaştıkları belli oluyor. Nitekim açıklamalardan öğreniyoruz: Türk tarafı hem “Yönetim” hem de öteki tüm Federal Devlet’in çalıştırılmasına yönelik tüm “paylaşımlarda” eşitlik istiyor. Mesela son teklifi “federal polis ve iç güvenlikle” ilgili. Özersay açıklamasında şöyle diyor: “Üç yıl önce Federal Polis ve benzeri İç Güvenlikle Kurum ve Kuruluşlarda eşit temsiliyet konusunda taraflar anlaşmıştı…”
Şimdi Anastasiadis bu anlaşmayı yok sayıyor! Ve tabii Vehbi’nin kerrakesi de anlaşıyor! Rum tarafı gerçekte hiçbir konuda “eşitlik” ilkesini kabul etmiyor. Zaten bunu da sık sık seslendirerek, “şu kadarcık nüfusunuz ve bir avuç toprağınızla bizimle nasıl “eşit” olabilirsiniz” diyor!
HAKLI MIDIRLAR? Doğruya doğru, eğer Rum’ların pozisyonunda biz, bizim pozisyonumuzda da Rum tarafı olsaydı “fifty-fifty” olacak siyasi ve fiziki paylaşımı kabul eder miydik? Sanmıyorum!
O zaman gelelim Kıbrıs sorunu gerçeğine ve de bu gerçek üzerine oturacak “kesinliği” tartışmasız “barışçı çözüm” şekline.
İki bölgelilik ve iki toplumluluk: (Fakat kesinlikle.) Rum’un Kuzey’i delemeyeceği, sistem içinde egemen olamayacağı, karışamayacağı bir Kuzey! Serbest dolaşım dışında mülkiyet edinme ve serbest ikameti içermeyen Kuzey Güney gerçeği.
Kuzey ve Güney coğrafyaları, sınırları ve kendi içlerindeki egemenlikleri ile taraflar arasında kabul gören bir anlaşmaya bağlandıktan sonra “Federal Devletin” iki halk arasında nasıl oluşturulacağı gündeme gelir. “Tek egemenlik” ve “tek uluslararası temsiliyet” kabul görmüşse:
BİR: Cumhurbaşkanlığı dönüşümlü olur. Yardımcıları da…
İKİ: Değil mi ki Kuzey ve Güney kanatları zaten kendi içlerinde egemen olacaklar, kendi polis ve güvenliklerini kendileri sağlayacaklar, kendi kendilerini kendi Meclisleri ile yönetecekler… Merkezi Federal Devlette de nüfus oranına göre temsiliyetten başka çare kalmaz… O zaman Anastasiadis’in “Yönetimle” ilgili önerileri kabul görür!
ÜÇ: Ancak geriye bir sorun daha kalır: Askeri anlaşmalar ve ikili ilişkiler dışında Kuzey ve Güney Federe Devletlerinin hem birbirleri ile hem de AB ülkeleri ve diğer ülkelerle ticari ve ekonomik ilişki ve anlaşmalar yapmaları… (Bu olmazsa Kuzey’deki Türk halkı, Güney’deki Rum ekonomisine sürekli muhtaç durumda kalır, hayır yüzü görmez!”
DÖRT: “Enerji” Federal Devlete” bağlı olur. Türkiye’den de aktarılsa, Güney’in gazı da olsa her iki halk kendi nüfus ihtiyaçları oranında bu enerjilerden yararlanırlar!
Ötesi teferruattır. Sonuçta yıllardır söylenen ve akıl öyle emrettiği için, çözüm “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federal sistemde olur.” Zaten görünen o ki ya böylesi bir çözüm olacak ya da anlaşmazlıkla çözümsüzlük sürüp gidecek!
**********
MEĞER ANAYASA’YA BUNLAR İÇİN “HAYIR” DİYECEKLERMİŞ!
Allah insanı şaşırtmasın! Türkiye’nin elinden kurtulmak için “yıllardır uğraşırlarken” bizden beter “milliyetçi de oldular, statükocu da oldular, KKTC savunucusu da oldular!” Nitekim bildirilerini okuduğumda hazır büyük dilimi yutayımdı! Kimlerin mi? Hâlâ fakat kerhen üyesi olduğum bizim KTÖS’ün, Baraka’nın, BKP’nin, YKP’nin falan… Nitekim “Bu Anayasa Değişikliği ile” diyorlar ve soruyorlar: (Parantez içleri de benim görüşlerim.) “Geçici 10. Madde kaldırılacak mı? (10. Madde İnsan Onurunun korunması ile ilgilidir de bunların itirazı neye?)
“Merkez Bankasının ve Güvenlik kuvvetleri Komutanlığının başında bir Kıbrıslı Türk bulunacak mı?” (Biz de soralım: Savunduğunuz Birleşik Federal Kıbrıs çözümünde “Federal devletin” Merkez Bankasının başkanı Kıbrıslı Türk mü olacak? Keza Ortak Güvenlik Güçlerinin Komutanı da mı Türk olacak? Polis ve itfaiye Müdürleri Kıbrıslı Türklerden mi oluşacak?
“Kolordu Komutanı, TC Elçisi ve Başbakan’dan oluşan Yüksek Koordinasyon Kurulu Dağıtılacak mı?” (Bugün dağıtılmasını istediğiniz Kurul Federal Devlette Türklerden mi oluşacak?)
“TC yardım heyeti kapatılacak mı? (İyi vallaha! Hem parayı kap hem kapanmasını iste! Sorun bu değil ama: Savunduğun çözümde Rum’lu Güney grak dedin mi et, gruk dedin mi sana para mı akıtacak? Sen de ekmek elden su gölden yaşamaya devam mı edeceksin?)”
Kıbrıs Cumhuriyetinin toprak bütünlüğü korunacak mı? (Ha yarın Rum’la çözüm yaptığında ve yüz bin kişi ile Kuzey’e gelip çoğunluk diktasını başımıza kaktığında mı toprak bütünlüğün garanti altına alınacak?)”
“Kıbrıs Cumhuriyeti bozulan Anayasal nizamı tekrardan tesis edebilecek mi? (Ne yani Anayasa dediğin Birleşik Kıbrıs’ta mı senin malın olacak?)”
“Adaya kimlikle giriş engellenecek mi? Nüfus taşıma vatandaşlık dağıtma bitecek mi, falan…” (Federal Kıbrıs gerçekleştiğinde bu soruyu Rum tarafına sormalısın ki uçan kuşu bile vatandaş yaptı!)”
DAHA YIĞINLA SORU VAR: Ve çoğunun Anayasada değiştirilen maddelerle de ilgisi yok! Büyük tepkileri, bu anayasal değişiklikle de “Türkiye’nin vesayetinden kurtulamamış olmaları!” Ben buna KKTC aşkı derim çünkü vesayet istemiyorlar! Kuzey coğrafyalarında özgür egemen kendi kendilerini yönetmek istiyorlar. Çok ciddiyim bu görüşü can’ı gönülden paylaşırım.
FAKATTT: Bir yandan Anayasa’ya TC vesayetinin kalkmamış olmasından dolayı “hayır” demeye hazırlananlar, (yukarıda paranteze aldım) öte yandan Rum’un vesayetine girmek için deli divane oluyorlar, bu nedenle sadece “Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti”ni savunmakla kalmıyorlar, “zaten bizim değildi, Rum’a istediklerini ver gitsin” diyorlar!” Buna ne denir bilir misiniz? “Türkiye dışarı Rum içeri!” Oysa biz ne diyoruz. Ayrı devlet! Hem de vesayetsiz!
































