Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

RUM LİDERLİĞİNİN İSTEDİĞİ BİR GÖZDÜR. BİR GÖZ DE BİZ VERSEK KIBRIS SORUNU TAMAMDIR VESSELAM!

Dünkü “Köşemde” sorunun “Türklük-Rumluk” değil, “egemenlik” sorunu olduğunu yazdıydım… Bu düşüncemi yarınki “Pazar Sohbetimde” de somut örnekleri ortaya koyduğumda göreceksiniz ki eğer adada “Türk-Rum kavgası çıkmışsa bunun tek nedeni iki asırdır Rum’un peşinde koştuğu tüm adanın egemenliğine sahiplik koymak istemesidir.” Zaten bir zahmet Osmanlı döneminde Kıbrıs’la ilgili “tarihi” okudukta, 1931’ler, 1954’ler araştırılsa, 1963’ler yeniden hatırlansa, 1974’lere dönüp bakılsa, bu gerçeği bizzat öğrenmek çok daha kolay olacaktır! Ne var ki ben bugün “dışımızdakileri” örneklemek istiyorum:        
*Mesela İsrail’le Filistin çatışmaları. Hala devam ediyor. Devam eden ise “Filistin’deki egemenlik kavgası” değil mi? 
*TC’nin Güneydoğusu’ndaki Kürt’ü sahibi olacağı topraklarına siyasi egemenliğini koymak için mücadele etmiyor mu?
*İngiltere’nin İskoç’u beş yüz yıldır İskoçya’da ayrı gayrı bir egemen devlet olmak için uğraşmıyor mu?
*İspanya’nın Katalanları aynı nedenle ayrılıp egemen olmadılar mı?
*Çekoslavakya’nın Slovakları, Sırplar, Hırvatlar falan federasyonlardan kopup bu nedenle ayrı devletler haline gelmediler mi?
*Sovyetler’den kopan cumhuriyetler için de önemli olan “egemen devletler” olmak değiller miydi?
*Letonya, Litvanya gibi ülkeler de 1990’lı yıllarda Sovyetler’den bağımsızlık ve egemenlikleri için kopmadılar mıydı?
UZATMAYALIM VE SADEDE GELELİM. Bu adada her devrede Rum liderliği ile kilisenin tek ve vazgeçilmez “Megalo İdea”sı tüm adaya egemen olmaktı. Önceleri Enosis’le Yunanistan’a bağlanmak, şimdilerde ise tümüne “çoğunluk olarak egemenlik koymak…”
Of puf çekip “yalan dolandır” demeyin… Eğer Türk halkının direnişi olmasaydı gerçekleştireceklerdi!
ANCAK HALA HEM FIRSATLARI VARDIR HEM DE KUZEY’DE DESTEKLERİ: Nitekim geçtiğimiz günlerde “Tek egemenlik ortak metinde yer almalıdır” diyen 2. Cumhurbaşkanı Talat ekliyordu: “Tek egemenlik ve tek yurttaşlığı sulandırmamak gerekir…” Hatta “Türk tarafı olarak deklere edelim” diyordu!
Biliniyor: Kendileri Hristofyas’la “tek egemenlik tek yurttaşlık tek uluslararası temsiliyet” konusunda prensip anlaşmasına vardılardı…
Şu sıralarda da eski bir görüşmeci olarak tavsiyelerde bulunurken şunları söylemektedir: “Müzakereleri başlatmakta en büyük sorumluluk Kıbrıs Türk tarafına aittir. Kıbrıs sorununun çözümünü en çok bizim istememiz lazımdır. Bu ayni zamanda Kıbrıs Türk halkına karşı da bir sorumluluktur. Tek egemenlik ve tek vatandaşlık ortak açıklamada yer almalıdır. Eğer müzakereler başlayacaksa bir yolu bulunup bu konuya da atıfta bulunulmalıdır.”
Ve bir tavsiyede daha bulunuyor: “Eroğlu ve Anastasiadis’in yerinde olsam karşımdakine gel oturalım ortak açıklamayı birlikte hazırlayalım ve görüşmeleri başlatalım derdim.”
Tabii artık herkeslerin dilediklerince Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili görüş ve önerilerini ortaya koymaları hakları ve hukukları olur ve bu hak hukukları demokrasi ile güvence altına alınırken, Sn. Talat’ın görüşlerine şerh koyacak değiliz…
Sadece hatırlatacağız: “Anastasiadis’in “ortak metin” olarak lanse etmeye çalıştığı ve “ortak açıklamanın” yapılmasını istediği önerileri biliniyor. Ki bunlar ne Erdoğlu’nun söylediği gibi BM’lerin masada görüşülmesini istediği altı maddelik önerilerdir ne de Downer’ın planıdır…
Tam “Anastasiadis’liktir ki “iki kurucu devletten oluşacak federasyonu da kabul etmezken dolayısıyla “gevşek federasyona da karşı” çıkmaktadır. Adada Kuzey-Güney, Türk-Rum kimliklerini de kabul etmemekte, “Kıbrıslılık” şemsiyesi altında “tek uluslararası temsiliyet” istemektedir…   
Tabii o zaman da kabul etmediği Türk-Rum “kimliklerine” karşın, “Rum çoğunluğuna dayalı, merkezi hükümete hakim olacağı bir federal sistem gözlemektedir… Zaten siyasi eşitliğe karşıdır dolayısıyla alın size “Rum çoğunluğuna dayalı bir egemen Kıbrıs Adası…”
Ne mahzuru var deniyorsa, söyleyeceğimiz tek “kelime” vardır: “Muvafıktır efendim, derhal yürürlüğe sokulsun!”
**********    
SON MODA HÜKÜMET SÖYLEMİ: ENDİŞE ETMEYİN
Yarın CTP’nin kurultayı var ya taraflara baktık öyle ahım şahım bir tartışma yapmadılar. Dolayısıyla bu konudaki rekor hâlâ Geçtiğimiz UBP Kurultayında. Zannedersek bundan sonra da kimseler İrsen Küçük’ün sayesinde kazanılan bu “rekoru” kolay kolay kıramayacaktır.
Hayır ama: biz CTP Kurultayından söz edecek değiliz. Son zamanlarda başta parti başkanlığını kaybedersem istifa edeceğim diyen Başbakan Yorgancıoğlu hemen her açıklamasında, “endişe etmeyin, merak etmeyin, yapacağız, edeceğiz” gibi tutun ki halkı yatıştırmaya yönelik mesajlar veriyor…
*Oysa memleket yangın yerine döndü. Sendikalar ayakta! Zarar beyan edenlerin verenlerden çok olduğu vergiler açıklandı, yürekler acısı! 2093 kurum zararda! 2012 yılında 286 şirket kapandı…     
*Lefkoşa Belediyesi makus talihini yenemedi hala sorunlarla boğuşmakta! Öteki belediyeler de batakta!.. 
*Geçen gün Engelliler Günü’ydü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı açıklama yaptıydı: Memlekette 4 bin 871 engelli var, bunların sadece 568’i istihdam edilmiş!… Yani bin engelli bile değil…
*KKTC’de yılda 40 ölümlü kaza olmakta… Falan…
ÇOCUKLUK YILLARIMIZDA siyah beyaz Lorel ve Hardi seri filmleri oynardı. Lorel şişmandı, Hardi zayıf! Hardi şapşaldı Lorel akıllı! Akıllı olduğu için de akıl verendi.
Filmlerinden bir sahne hâlâ hatırımda: “Ev yanmış, kapkara dört duvar kalmış. Lorel başından hiç çıkarmadığı silindir şapkası ile bir sandalyede meyus ve biçare oturuyor. Hardi ise elinde bir kova, hemen evin önünden geçen küçük ırmağın sularına bata çıka karşıya geçiyor. Karşıda bir çeşme, kovayı o çeşmeden dolduruyor ve yine ırmağın sularından şap şap sesler çıkartırken Lorel’in şaşkınlıkla açılmış gözleri önünden geçip kovadaki suyu yangın yerine boca ediyor!
Ve tabii hatırıma geliyor: Memleket yangın yerine dönmüş, ellerde alınması gereken tedbirler, artık devreye sokulması gereken icraatlar var. Fakat o da ne? “Esası görmek istemeyenler, tali işlerle uğraşıyorlar.” O zaman da halka verilen mesajlar “endişe etmeyin, merak etmeyin, dayanın gibi laflar oluyorlar…”
Her şey kurultay sonrasına kalmış. Göreceğiz!
**********
GÜNDEMDEN DÜŞENLER
*Eğer baz olarak alırsak önce UBP’nin kurultayı vardı. Memleketi kaldırıp oturturken gündemden çekip gidiverdi!        
*Beraberinde sahibi olduğu Lefkoşa Belediyesi’ni de taşıyordu. Talihe bakın, Allah düşmanlar başına vermesin, giderayak CTP’nin başına yıktı… Artık hep gündemde!
*Sonra Maraş geldi gündeme! Şimdilerde soğuduysa da doğrusu milleti epey oyladıydı…
*Bir ara Mağusa Limanı geldi gündeme. Eski bakan Saner “Halkla denizi buluşturduk” derken Yerine gelen Kaşif, “bu kadar buluşturma da çoktur” diyerek yeniden kapattı halka!
*Sonra CTP Kurultayı geldi gündeme. Eğer “yarından sonra devam etmezse” o da yarın bitecek! 
*Tabii bir de KOP’umuz vardı. Ateşi çok erken söndü. Tek umudumuz Brezilya’daki FIFA UEFA toplantılarından sonra ateşinin yeniden yakılmasıdır!
Başka: Ne diyor Hükümet erkanı: “Endişe edecek bir şey yok…” Her şey tıkırında. Hele yeni yıl da geçsin, bakın görün bu memleket ne memleket olacak…