Türkiye’nin,Kıbrıs Türklerine DAYATMALARINI doğru okuyor muyuz?
Bu dayatmaların arkasındaki YENİ SİYASETİ anlıyor muyuz?Bu konuda ŞÜPHELİYİM.
Kuzey Kıbrıs’ta ne yazık ki, ideoloji veya dünya görüşü BIRAKMADILAR.
En milliyetçi nutukları sallayanlar, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunu da cebinde taşıyanlardan başkası değildir.
En keskin sol sloganları her gün haykıranlar ise, sanki HÜKÜMET VARMIŞ GİBİ, daha fazla para talep etmekten başka ne yapıyorlar?
Satranç’ta ŞAHI almak, temel stratejidir. Bu stratejinin başarıya ulaşmasında, oyunun başındaki açılışlar daima belirleyicidir. Belli bir STRATEJİ VE TAKTİK kurgulamadan SATRANÇ OYNANMAZ.Oynansa bile yenilgi kaçınılmazdır.
Kuzey Kıbrıs’ta da durum aynıdır. Siyasi Partilerimiz ve ilerici SENDİKALARIMIZ, bir BAŞ DÜŞMAN ve bu baş düşmanı yenmek için, genel STRATEJİK VE TAKTİK yaratmada duyarsızdırlar.
Su konusunda da durum aynıdır:
Türkiye’den su getirtilmesi önemli bir olaydır.Ancak bu suyun, insanlara dağıtılmasında TEKELLEŞME çok tehlikelidir.
Tüm su kaynaklarının kontrolünü, işletmeci şirkete ZOR YOLUYLA DEVRETMEK ise ölümden beterdir.
Üretimden kopartılarak, Türkiye’ye maddi açıdan aşırı bağlı olmak da, Türkiye’nin Kıbrıs Sürecinde BELİRLEYİCİLİĞİNİ sağlayan, ustaca kurgulanmış bir STRATEJİDİR.
Aslında, tüm bu çelişmeleri çözecek ve Kıbrıs Türklerini DAYATMACI politikalardan kurtaracak adımlar bellidir:
Kıbrıs Sorununu çözmek için hareketlenmek, bunu engellemeye çalışan tüm güçleri teşhir etmek, üzerimizdeki LANETLİ TESLİMİYETÇİLİĞİ de yenecek tek dinamiktir.
Kıbrıs Sorununun çözümüyle birlikte tüm DOĞAL KAYNAKLAR, iki toplumlu federal devletin kontrolünde olacaktır. Yani, şimdiye kadar, Kıbrıs Türklerine zor yoluyla dayatılmak istenen, SU FERMANI, anında şekil değiştirmek zorunda kalacaktır.
Çözümle birlikte, FEDERAL DEVLETLERİN DENK BÜTÇE yaratma şansları artacaktır.
Çözümle birlikte, Kuzey Kıbrıs halkı da normal yollardan dünya ile BÜTÜNLEŞECEK ve bu BÜTÜNLEŞME, ekonomi çarkını alabildiğine hızlandıracaktır.
Türkiye’nin son yıllarda KIBRIS TÜRKLERİNE uyguladığı DAYATMA POLİTİKASINA , daha farklı bir açıdan da bakmak gerekmektedir:
Türkiye’nin Kıbrıs Halkına karşı izlediği SERT VE SEKTER POLİTİKA, gerek Türkiye’de Kıbrıs Türklerine, gerekse, KUZEY’DE Türkiye’ye karşı güvensizlik ortamının oluşmasını da KIŞKIRTMAKTADIR.
TÜRKİYE HALKI, Kıbrıs Türklerine artık kardeş gözüyle değil, KUMARHANELERİYLE, KADIN SATAN GECE KULÜPLERİYLE , fırsatçı ve vurguncu diye bakmaktadır.
Belki de Türkiye Hükümetleri bu havanın oluşmasına ÖZELLİKLE ÇALIŞMAKTADIRLAR.
Kıbrıs Sorununu çözmekte ısrar eden Türkiye, AB ile olan ilişkilerinde, Kıbrıs SORUNUNUN çok olumsuz bir rol oynadığının farkındadır.
Türkiye’nin dünya çapındaki yalnızlaşması, ancak AB ve AMERİKA ile olumlu ilişkiler kurulabilirse, engellenebilir. Bu engellemenin ortadan kalkmasında belirleyici nokta ise, KIBRIS VETOSUNUN KALDIRILMASIDIR.
Türkiye Kıbrıs Sorununu çözerken, yarattığı PSİKOLOJİK ORTAMLA, Kıbrıs Türklerini ve Türkiye iç kamuoyunu HİÇ DİKKATE ALMADAN istediği adımları atabilme koşullarını yaratmıştır.
Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar ise, Türkiye’nin aşırı dayatmacı politikaları yerine, ÇÖZÜMLE BİRLİKTE sahip olacakları FEDERAL DEVLETTE daha iyi yaşam koşulları ve daha fazla ÖZGÜRLÜK olacağını, yüksek sesle dillendirmektedirler.
Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a karşı DAYATMALARI, daha büyük bir politikanın adım adım gelişinin de habercisidir.
Önümüzdeki günlerde, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının arasını açacak, daha farklı adımları şimdiden BEKLEMEK GEREKİR.
Türkiye’nin yeni STRATEJİSİ, Kıbrıs Türkleri ile arayı açmak ve Kıbrıs KELEPÇESİNDEN Kurtulmak için , iki halkı karşı karşıya getirecek DAYATMALARI SÜRDÜRMEKTİR.
YAPILAN BUDUR.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























