Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

IRKÇI SALDIRILAR FELAKETİN HABERCİSİDİR

15 Kasım dolayısıyla, Kıbrıs Rum gençlerinin sıradan Türklere saldırması, üzerinde uzun uzun düşünülecek ve çeşitli boyutlarıyla tartışılacak bir eylemdi.
ELAM ın ve 15-20 yaşlarındaki gençlerin, önlerinde buldukları sıradan Türklere saldırmaları, psikolojik bir hastalıktan başka ne olabilir ki…
Psikolojik hastalığı besleyen ise aşırı milliyetçi eğitim ve kilisenin bağnaz doğmatik ideolojisinden başka birşey değildir.
Milliyetçilik, Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan ve burjuvazinin kendi mandrasını emniyete alma ideolojisinden başka birşey değildir.
Milliyetçiliğin, kitleler arasında güçlenebilmesini sağlayan ise, aşırı ırkçı politikalardır.
Kıbrıs Rumları 1820lerden beri bu tehlikeli silahı kullanma yoluna gittiler.
Özellikle 1930lardan ve  1950lerden itibaren üst düzey örgütlenmelerle şekil değiştiren Rum milliyetçiliği, 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasıyla durağan hale geleceğine, Kıbrıs Türklerini dışlayan yapısıyla daha da   tehlikeli hale geldi.
Etki-Tepki  Yasası hayatın her alanında geçerli bir yasadır. Milliyetçilikte , bu daha da geçerlidir.
Rum milliyetçiliği güçlenirken, buna karşı Türk Milliyetçiliği de hiç boş durmamıştır.
1963 olaylarının perde gerisinde emperyalizmin böl ve yönet politikasının yanısıra, aşırı Rum milliyetçiliği ve buna tepki olarak güçlenen Türk  milliyetçiliğinin, ırkçılık boyutuna varan uygulamaları da vardır.
Irkçılık, bir müddet sonra kontrol edilemez boyutlara gelmektedir. Almanya faşizmi, Portekiz ve İspanya uygulamaları, ırkçılığın bir müddet sonra kendi ulusunu da ezen bir yapıya dönüşebileceğinin tarihsel örnekleridir.
Kıbrıs Rumlarının da,  nüfustaki çoğunluklarına bakaraki Kıbrıs Türkleriyle devleti paylaşmak istememesinin yarattığı tahribatların, Rum toplumu içerisinde yarattığı ırkçılık, 1974tte Yunan Cuntasının da desteğini alarak, kendi Cumhurbaşkanları Makariyos’u öldürme eylemine kadar sürükledi.
Aşırı ırkçılık ve farklı olana düşmanlık, 1974tte adanın fiili olarak bölünmesini tetikledi.
Faşizm, farklı olan azınlıklara baskı uygulamalarıyla daima kendi  ayrımcı ve ırkçı yüzünü göstermektedir.
Kıbrıs Rum toplumu, eğitimi demokratikleştirip, eğitimdeki aşırı ırkçı ve milliyetçi politikaları değiştirmedikçe, Ruhsal Olarak SIHHATLİ bireyler yaratamaz.
Kıbrıs Rum kesiminde eğitimde görev alan öğretmenlerin sadece % 12si sol veya sosyal demokrat yapıdayken, paylaşımcı, ırkçı olmayan bireylerin yaratılması nasıl gerçekleştirilecektir.
Kıbrıs Cumhuriyeti bir yol ayrımındadır:
Öncelikle eğitim politikalarını köklü bir şekilde ele alıp, çok toplumlu kültürü geliştirecek programları geliştirmelidir.
İkinci olarak, eğitim camiasında yer alan öğretmenlerin eğitim politikalarını bireysel bazda ele almalı ve ırkçı yaklaşımları olan öğretmenleri başka alanlara kaydırmalıdır.
Üçüncü olarak, dinin ve özellikle kilisenin toplum içerisindeki ağırlığını azaltacak politikalar üretmelidir.
Unutulmasın ki,  ırkçılık hastalığı tüm Kıbrıs’ı birçok kez felakete sürüklemiştir.Tedbir alınmazsa, yine sürükleyeceği KESİNDİR.