Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Amerikan çıkarları böler de birleştirir de

 

Kuzey Kıbrıs’taki toplum liderinin kim olduğunun önemi yeniden anlaşılmaya başlandı.
Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, durmuş olan ve gün geçtikçe paslanan KIBRIS ÇARKI yeniden hareketlenme yolunda.
Mustafa Akıncı’nın seçilmesiyle birlikte, tüm gözler, iç politikadan, dış politikaya kaydı.
Artık 2003-2004 yılları arasında, ANNAN PLANI referandumu sırasındaki hareketli Kıbrıs Türk toplumunu YARATMAK daha kolay olacak.
Sendikalar, çıkmaz sokak olan EKONOMİK MÜCADELE yerine, toplumsal kazanımlar için, toplumsal mücadele noktasına GELECEKLER.
Derviş Eroğlu’nun ve etrafındaki çözümsüzlük lobisinin, SİVİLLEŞME çalışmalarının önündeki frenleyici etkisi kalkacak.
CTP, Talat’ın dış politikadaki kararlılığı, bilgisi ve ULUSLARARASI TANINMIŞLIĞI ile, kitleler üzerinde daha etkili bir konumda olacak.
Akıncı-Talat birlikteliği, ANASTASIADIS’i de derinden etkileyecek.
Çözüm vizyonunda, Akıncı da, Talat da, dünyaya kendilerini kabul ettirmiş liderlerdir.
Akıncı’nın toplum lideri olarak seçilmesiyle birlikte, gerek Birleşmiş Milletlerin, gerekse Batılı ülkelerin, desteklerini hemen belirtmeleri, Kıbrıs konusunda büyük bir hareketlenmenin olacağının habercisidir.
Kıbrıs Sorunu, büyük güçlerin uluslararası hakimiyet için yaptıkları büyük dalaşmanın bir yansımasından başka bir şey değildi. Ada üzerinde, Rus etkisinden korkan Amerika, 15 Temmuz 1974 faşist Yunan darbesiyle, kendi politikalarına karşı çıkan Makarios’u devirmek istemişti.
Makarios’un faşist darbeyle devrilememesi üzerine, diğer bir NATO üyesi olan Türkiye ada’ya gönderilerek, BARIŞ HAREKATI adı altında, adanın tümü, Amerika ve Batı’nın nüfuz alanı içine alınmıştı.
2003’te adanın AB’ye alınmasından sonra, Kıbrıs Sorununun kaynağı olan, DIŞ GÜÇLERİN HAKİMİYET MÜCADELESİ, Amerika ve Batı lehine çözümlenmişti.
Rum tarafındaki RUS PARASI’nın etkisi de Rum Ekonomisi çökertilerek, iyice azaltıldı.
Tüm Orta Doğu, ARAP BAHARI ile yeniden dizayn edilirken, bölgemizin de yeni bir düzenlemeye uğrayacağı kesindir.
Şimdi sıra KÜRT ve Kıbrıs sorununu, Amerika’nın ve Batı’nın istediği şekilde sonlandırmak ve Türkiye’yi, Avrupa’nın enerji santrali haline getirmektir.
Bu projenin uygulanabilmesi için, İsrail gazı ile birlikte Kıbrıs gazının da borularla Türkiye üzerinden Batı’ya gönderilmesi gerekmektedir.
Türkmenistan, Azerbaycan, Irak ve diğer bölge gazlarının da, Rusya’ya bağımlı olmadan AB’ye taşınmasında diğer engelleyici faktör, Kürt sorunudur.
Kürt Sorunu da, Kıbrıs Sorunu gibi, Amerika ve Batı’nın politikaları gereği, çözüm süreciyle birlikte tarihin tozlu sayfalarına gönderilecektir.
Yeni dönemle birlikte, Akıncı ve Talat’ın çözüm vizyonunun dünya çapında büyük destek bulacağı ve Anastasiadis’in de bu dünya koşullarında, büyük güçlerin baskı ve kontrolünü daha derinden hissedeceği kesindir.
Kıbrıs, 2015 yılının sonuna kadar oldukça hareketli bir sürece girmiştir. Eylül ayı ile birlikte, GARANTÖR ÜLKELERİN de açıkça görüşmelere katılması planlanmaktadır.
Bu planları, Kıbrıs’taki politikacıların engelleme şansı ise artık yoktur.
Yeni, süreç, tamamıyla Amerika’nın kontrolü altında yaşanacak olan bir süreçtir. Bu süreç ise, Amerika’nın Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçasından başka bir şey değildir.
Geçmişte, kendi çıkarları için, Kıbrıs adasını parçalayan Amerika, şimdi dünya çapındaki çıkarları için, BİRLEŞTİRECEKTİR.