Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ABD, Kürt ve Kıbrıs sorunu

Son yıllarda, Orta Doğu’daki Arap Baharı’ndan sonra çok önemli iki gelişme oldu. Bu iki önemli gelişme, dünya çapında etkileri büyük olacak gelişmelerdir.

Bu önemli tarihi gelişmelerden birincisi, IŞiD nin ortaya çıkışı ve ona karşı kurulan koalisyondur…
IŞİD’in uyguladığı vahşi terör ve insanlık dışı davranışları, feodal imparatorluk kurma hayalleri, tüm dünyada nefretle karşılanırken, bölgede Amerikan’ın hızla güçlenmesine yol açtı.
İkinci önemli olay, buna bağlı olarak Kürt-Türk yakınlaşması ve bu sorunun çözümünde atılmaya başlanan dev adımlardır.
Abdullah Öcalan’ın SİLAHLARI BIRAKMA çağrısının tarihi önemi ve bunu yaptıran dış dinamikler, zamanla daha iyi anlaşılacaktır.
Bölgemizde olan tarihi gelişmeleri, DIŞ DİNAMİKLERDEN bağımsız gelişmeler olarak düşünmek, bizi büyük yanılgılara sürükleyebilir.
Son Ukrayna-Rusya krizinden sonra, Amerika Orta-Doğu’yu yeniden dizayn etmek için YENİDEN hareketlendi.
IŞİD’e karşı mücadelede, Kürt ve Türk politikacıları aynı cephede buluşturan Amerika, Kobani olayında devreye girmemekte direnen Türkiye’yi ikna ettikten sonra, Türk-Kürt sorununun çözümünde büyük bir hareketlilik yaşanacağı kaçınılmazdı.
Öcalan’ın tarihi çağrısı, bu kaçınılmaz sürecin sonucudur.
Tam da bunlar yaşanırken, Amerika’nın Ankara Büyükelçisi JOHN BASS, eşiyle beraber DİYARBAKIR’a giderek, VALİ’yi ve diğer kuruluşları ziyaret etti.
Bass “Silahların susması, bölgeye ilgi duyan herkesi çekebilir” diyerek sürece olan desteğini gösterdi.
Amerika, bölgede, kendisini çatışmalara karşı ve İslam ülkeleriyle ittifak yapan bir güç konumuna sokarken, İsrail’den de tepkiler aldığını mutlaka unutmamalıyız.
Amerika’nın bu yeni politikası, bir müddet sonra, İsrail içinde de ciddi karışıklıkları tetikleyecektir.
Amerika’nın yeni politikalarına, bölgede karşı çıkan sadece İsrail Devleti değildir.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in son Rusya gezisi çok tehlikeli sonuçları beraberinde getirmeye adaydır. Anastasiadis, sorumlu ve dünya gelişmelerini analiz eden bir politikacı gibi değil, bir köy muhtarı gibi davranmaktadır.
Ukrayna-Rusya krizinden sonra, dünyadaki yeni kutuplaşma ve mevzilenmeyi anlamayan Anastasiadis, Rusya’ya seyahatiyle birlikte, Rus Savaş gemilerinin Kıbrıs Limanlarını kullanabilmesi fırsatını Rusya’ya sağlayan bir anlaşma da imzalamıştır.
Bu anlaşma, Amerika ve Batı’nın gözünün içine baka baka imzalanırken, Anastasiadis muhtemel gelişmeleri bile hesaplayamayan bir lider konumuna düşmüştür.
Çok emin bir kaynaktan edindiğim bilgilere göre, Amerikan’ın Lefkoşa Büyükelçiliği, Anastasiadis’in Amerika’daki tedavisinden sonra, viski ve sigarayı bırakmadığı, aldığı kararlardaki mantıksızlığın Viski’de aranması gerektiği yolunda Amerikan hükümetine yazılı bilgi vermiştir.
Bu bilgiler, Anastasiadis’e iletildiği gün, Anastasiadis, Amerikan Büyükelçisi’ne ve Amerika’ya çatan politikalarına hız vermiştir.
Bir yanda, Amerika’nın Orta Doğu’daki yeni politikalarında en büyük müttefiki olan Türkiye ve bir yanda da Amerika yerine Rusya’ya yaklaşan bir Anastasiadis.
Anastasiadis, 1974’te Makarios’a karşı yapılan Yunan Darbesi ve Türk Çıkartmasının arkasında, Kissinger’in, Kıbrıs’ın Kübalılaştırmasından duyduğu endişe olduğunu demek ki ANLAYAMAMIŞTI.
Anastasiadis’in dünya durumunu analiz etmeyen günübirlik politikaları, KIBRIS’A YENİDEN dış müdahaleleri davet etmektedir.
Dünya, Kıbrıs’ın etrafında dönmemektedir. Kıbrıs stratejik öneminden dolayı, devamlı dış müdahalelere uğramış bir ülkedir. Bu günübirlik politikalarla, Kıbrıs yeniden karmaşık bir sürece doğru, tehlikeli bir şekilde sürüklenmektedir.