Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kürtler Türkiye’yi müdahaleye çağırıyor, Kıbrıs’ta ise sular ısınıyor

İki yıl önce, Kürtler, Türkiye Hükümeti’nden, Suriye ve Irak’taki gelişmelere müdahale etmesini talep ediyor deselerdi, kimse inanmazdı…
Şimdi, Orta Doğu’daki IŞİD belası, bir araya gelmesi düşünülmeyen güçleri bir araya toplamakta, bölgede kaçınılmaz olarak yeni ittifaklar oluşmaktadır.
Oluşan yeni ittifaklar, Türkiye’yi bölge dışına taşıyacak bir potansiyel içerdiği için, bu ittifaklar, bölge haritasının da yeniden değişmesine ve yeni FEDERASYON oluşumuna yol açacaktır.
KOBANİ’nin Kürtlerin elinden IŞİD’in eline geçmesiyle, Türkiye, IŞİD ile daha fazla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Türkmenlerden sonra, Kürtler de, IŞİD’e Türkiye’nin askeri olarak müdahalesini talep etmektedirler. Tayyip Erdoğan da, Kara Harekatı olmadan, IŞİD’in önünün kesilemeyeceğini tüm dünyaya duyurmuştur.
Türkiye, adım adım, Suriye ve Irak’a müdahalenin yasal zeminini oluşturmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İmparatorluğun bir parçası olan bu topraklar, Kurtuluş Savaşı sırasında, özellikle MUSUL ve KERKÜK, Misakı Milli sınırları içine konmuş, ancak, İngiliz ve Fransızların etkili çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti toprakları dışında tutulmuştu
Musul ve Kerkük’ün yanı sıra, Suriye’deki enerji kaynaklarının Türkiye’nin denetimine girmesini savunan akımların Türkiye’de çok güçlü olduklarını bir yere yazmak gerekmektedir.
Kürtler ve bölgedeki diğer güçler, İslam Devleti’ni ve Hilafeti savunan, bu uğurda acımasızca kan döken aşırı dinci IŞİD belasına karşı, ılımlı İslam’ın temsilcisi Tayyip’i yardıma çağırmaktadırlar…
Türkiye içerisinde İslamiyet’i yaymakla suçlanan Tayyip’in, İslamcı Fethullah Gülen Cemaati ile giriştiği kavga bitmeden, aşırı dinci ve terörist IŞİD ile de kavgaya girişmeye hazırlanması, çok büyük bir paradokstur.
Tayyip Erdoğan, Kürt ve Arap göçmenleri içine alarak, Orta Doğu savaşının tam göbeğine çekilmiştir. Irak ve Suriye’deki enerji kaynaklarının IŞİD’in elinde kalması durumunda, maddi olarak güçlenecek IŞİD, BÖLGESEL GÜÇ olma yolunda daha hızlı adımlar atacaktır. Buna Türkiye’nin ve Amerika’nın karşı çıkmaması düşünülemez.
Türkiye Orta Doğu BATAKLIĞINA hızla çekilirken, ENERJİ konusunda, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye arasında ciddi bir dalaşma süreci de BAŞLAMIŞTIR.
Kıbrıs Cumhuriyeti, yasal hakkı olmasını dikkate alarak, 9. parselde gaz araştırması yapma kararıyla birlikte, Türkiye ile karşı karşıya gelmiştir.
Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm yer altı ve yer üstü kaynaklarından, her iki toplumun EŞİT HAKLARI olduğunu, bu nedenle, Kıbrıs Sorunu bitene kadar, bu kaynaklar üzerinde, Kıbrıs Rumlarının tek yanlı araştırma yapamayacağını savunmaktadır.
Kıbrıs Cumhuriyetinin araştırma yapmaya başlamasıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti de bölgeye savaş gemilerini göndermiştir.
Savaş gemilerinin AKDENİZ’e gönderilmesi üzerine, Anastasiadis, toplumlararası MÜZAKERE SÜRECİ’nden çekildiğini, Salı Günü açıklamıştı.
Müzakere sürecinde perde arkasında, Amerikan çıkarlarını Orta Doğu’da ve Doğu Akdeniz’de sağlamak için, AMERİKA’nın baskısı varken, Kıbrıs-Türkiye geriliminin uzun süreli olması beklenmemelidir.
Kıbrıs Görüşmelerinde BM Özel Temsilcisi’nin yeni atandığı bu dönemde, gerginlik politikasının uzun süreli olması beklenmemelidir.
Türkiye Hükümeti de Orta Doğu bataklığına doğru hızla çekilirken, Kıbrıs’ta da yeni bir bataklığın oluşmasına kolay kolay izin vermeyecektir.
Önümüzdeki bir ay, bölgede yeni bir TARİH’in yazılacağı dönem olacaktır…
Atalarımız, “Denizler dalgalanmadan durulmaz” demişlerdi. Şimdi bölgemiz de aynı durumdadır. Tek fark, denizler durulunca aynı sınırlara çekilmektedir. Oysa bölgemizdeki dalgalanmalar, birçok sınırın COĞRAFİ olarak da değişmesine yol açacaktır.