Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Şiire aşık, barışa sevdalı bir kadın

BABASI GİBİ BAŞARILI: Kıbrıs Türk şair, yazar ve eski milletvekillerinden Özker Yaşın’ın kızı Neşe Yaşın’ın şiir tutkusu hiç şüphesiz babasından geliyor. Doğduğu andan itibaren kendisini şiirlerin arasında bulan Yaşın’ın barış, özgürlük ve Kıbrıs sevgisi şiirlerinden de rahatlıkla anlaşılıyor

YAZMAYI BİLMEDEN “ŞİİR YAPTI”: Şiir denilince ilk önce akıllara kağıt üzerindeki dörtlükler gelse de Neşen Yaşın ilk şiirini henüz yazmayı öğrenmeden yaptı.  Yaşın yazdığı ilk şiirin kapitalist bir ürün üzerine olması nedeniyle utandığını anlattı

Kıbrıs Türk şair, yazar ve eski milletvekillerinden Özker Yaşın’ın kızı Neşe Yaşın tıpkı babası gibi başarılı bir şair… Babası sayesinde şiir dolu bir evde büyüyen Yaşın’ın şiir tutkusu şüphesiz babasından geliyor.
Henüz yazmayı bile öğrenmeden “şiir yapmayı” öğrenen Neşe Yaşın şiiri insanlarla ve dünyayla kurduğu bir iletişim olarak tanımlıyor. Yaşın iki dizenin büyüyerek insanlara gittiğini ve anlamının bir makaleyi kapsayacak bir yazıya dönüştüğünü anlatıyor.

 

Yazmayı öğrenmeden şiir yaptı
Şiirlerle dolu bir evde büyüyen Neşe Yaşın yazmayı öğrenmeden “şiir yaptı”. İlk şiirini kapitalist bir ürün için yazdığı için bundan çok utandığını söyleyen Yaşın’ın bu şiiri Lefkoşa’nın henüz bölünmemiş olduğu dönemde Ledra Palace yakınında gördüğü billboard üzerindeki reklam için yazdı. Yaşın’ın ilk şiiri ise şu şekilde:
Seni bir kola gibi içsem,
Sandiviç gibi yesem
Hapur hupur
Oh ne güzel
Oh ne güzel  

İlk kitabı 19 yaşındayken yayımlandı…
Babasının tanınmış bir şair olması nedeniyle bazı zorlukları kolaylıkla aştığını anlayan Neşe Yaşın’ın ilk kitabı Neşe Yaşın henüz 19 yaşındayken yayınlandı. Babasının tanınmış bir şair olmasının avantajları da dezavantajları da olduğundan söz eden Yaşın şu ifadeleri kullandı:
“Babamın kitap evi vardı ve sürekli Türkiye’ye gidiyordu. Giderken beni de yanına alıyordu. Bu şekilde çok değerli sanatçılarla tanıştım. İster istemez kendimi şiirlerin içinde buldum ve çok sevdim. Şiir kitabımı çıkardığımda yayın evi bulmak için hiç zorlanmadım. Hatta yayın evleri bana kendisi geldi. Birçok sanatçı gibi ailemden şiir yazdığım için tepkilerde görmedim. Sadece çocukluk yıllarımda babam bana çocuk şiirleri yaz demişti.”

Çekingen bir çocuktu…
Ülkenin tanınmış şairlerinde Neşe Yaşın çok çekinden bir öğrenciydi. 19 yaşından ilk kitabının yayınlanmasına rağmen bu çekingenliği üzerinden atamayan yaşın buna rağmen birçok televizyon programına çağrıldı.

“Ülkemin hangi yarısını seveyim”
Yurtseverliği ve savaş karşıtlığı şiirlerinden de rahatlıkla anlaşılan Neşe Yaşın tıpkı şiirindeki “Yurdunu sevmeliymiş insan… Öyle diyor babam… Benim yurdum ikiye bölünmüş ortasından… Hangi yarsını sevmeli insan” sözleri gibi Kıbrıs’ın bölünmüşlüğüne karşı çıktı. Yaşın kendisine yapılan baskıları adanın Güney’ine taşınarak protesto etti.

“Üç uçak değiştirip Güney’e gittim”
“Baban sana baskı yaparsa evden kaçarsın, kocan sana baskı yaparsa ayrılırsın ve devlet senin özgürlüğüne engel olursa onun sınırını geçersin” diyen Yaşın, adanın Güney’ine taşınmaya karar vermesini şu ifadelerle anlattı:

“Ben Kuzey’de yaşarken Güney’e arada geçebiliyordum. Ancak çok zordu. Bende barış gruplarında çalışıyordum. Kuzeyde de durumum çok kötüydü. Hem politik anlamda hem baskılar hem de ekonomik yönden. Burada yapamayacağım başka bir yere gideyim diye düşünüyordum. Dedim ki neden Kıbrıs’tan kaçayım. Ancak burada birçok barış projesinde çalışıyordum. Bu nedenle Güney’e gitmeye karar verdim. Üç uçak değiştirerek Güney’e gittim. Bir süre kalır dönerim demiştim. Gittiğimde şartlar değişti. Orada okullara televizyon programlarına çağrıldım. Baktım ki işe yarıyorum, kaçmamaya karar verdim.”

“Beni yadırgayanlar şimdi benim fikrimde”
1997 yılında adanın kuzey’inden İstanbul’a, İstanbul’dan Atina’ya ve Atina’dan da adanın Güney’ine geçebildiğini kaydeden Yaşın o dönemde hiç ummadığı insanların bile kendisine karşı çıktığını belirtti. Yaşın yıllar sonra 2003’te kapılarında açılmasının ardından karşı çıkan insanların kendi görüşünü savunmaya başladığını belirtti.
Biraz çılgınlık…
Her şairin biraz deli olduğunu söyleyen Yaşın kendisinin de adanın Güney’ine taşınmadan önce birçok kez Güney’e kaçak olarak geçtiğini ve illegal olarak geçerken de yakalanmak istediğini söyledi. Yakalanması durumunda cezasının 2 hafta hapis olacağından söz eden Neşe Yaşın cezaevinde kaldığı süre boyunca oradaki mahkumları tanıyacağını ve şiirlerini yazmaya da devam edeceğini hedeflediğini belirtti.  Yaşın ancak tüm bu düşüncelerine rağmen yakalanmadığını söyledi.
“Seçmem zorlandıysa seçmiyorum”
Baskılara karşı her zaman karşı duran Yaşın bu tavrını adanın Kuzey’i ya da Güney’i arasında seçim yapmaya zorlandığı yıllarda da gösterdi. Yaşın yazılı bir kural olmadığını ancak Kıbrıslı Türk ise adanın Kuzey’in de Kıbrıslı Rum ise adanın Güney’inde yaşanmaya zorlandığını ifade etti. Yaşın, “Kalbimin beni götürdüğü yere gittim. Bunun için bedel ödeyeceksem ödedim” dedi.

***
 

***
Gizli bir cinsiyetçilik var”

İzmir’de ÖDP, KKTC’de YKP ve Güney Kıbrıs’ta da Birleşik Demokratlar’dan milletvekilliği için aday olan Yaşın, Kıbrıs’ın çatışmalar yaşanan bir ülke olduğu için politikanın hep erkek işi olarak görüldüğünü söyledi. Partilerin erkek kulübüne döndüğünü ifade eden Yaşın şu şekilde konuştu:
Yıllarca dinler ve devletler hep kadınlar korktu. Siyasete girmeye çalışan kadınlar küçük görüldü ya da politikanın dilinden dolayı kadınlar uzak durdu. Milliyetçilikte ve cinsiyetçilikte yaşanan olay ayni. Bazıları açık açık görüşünün ne olduğunu söylüyor. Ancak bazıları görüşünün be olduğunun farkında değil. kadını erkeğe emanet görüyor.

***
“Şiir bir iletişim şekli”

“Şiir benim için insanlarla, dünyayla kurduğum iletişim” diyen Yaşın kurduğu iki dizenin çoğalarak ve büyüyerek insanlara ulaştığını anlattı. Bazen bir şiirin bir makaleyi kapsayacak kadar geniş anlamlar taşıdığından söz eden Yaşın, bu nedenle şiirin büyülü bir şey olduğunu söyledi. Neşe Yaşın şu şekilde konuştu:

“Şiir benim için insanlarla, dünyayla kurduğum iletişim… Bu çok özel bir iletişim. Ben iki dize söylüyorum iki dize o kadar çoğalıyor o kadar büyüyor ki insanlara gittiği zaman onlarca makaleyi kapsayacak bir şey söylemiş oluyorum. O yüzden şiirin çok büyülü çok özel bir şey olduğunu düşünüyorum. Şiir düşüncenin sınırını genişleten bir şey… Şiirin söyleyeceği sınırsız… Söylenen şey başkasına gittiğinde  çoğalmaya başlıyor. Tüm bunların dışında ritim estetik daha da heyecan katıyor.”