Ali Atamer: Dedeciğim bize kendini tanıtır mısın?
S.D: Adım Sadık Davulcu. Dedelerimiz davulculuk mesleğiyle uğraştığı için soyadımız Davulcu oldu.
Babamın 2 hanımı vardı. ilk eşinden 3, annemden ise 6 çocuğu vardı toplam 9 kardeşiz. Biz çobancılıkla uğraşırdık, rençberlik yapardım ama en fazla askerlik yaptım. 6 sene askerlik, 5 sene de gizli teşkilatta
Görev aldım. Anlayacağın be evlat ömrüm askerde geçti.
Ali Atamer: Radiye nene sende bize kendinden bahseder misin?
R.D: Ben Radiya Davulcu. Biz 8 kardeştik ve burnumuz kanamadan büyüdük, yürüdük ve dürüdük. Ama Rumlar 1 kardeşimi vurdu ve şimdi sakattır. Ne ilginçtir ki benim de 8 çocuğum var. Hepsini Allahın izniyle evlendirdim hatta torunlarımı da evlendirdim şimdi onların da çocukları var.
Ali Atamer: Neneciğim senin gençlik yıllarından aklında kalanları bizimle paylaşır mısın?
R.D: Bekarken evde çocuk bakardım annemde davara giderdi. Ailem beni okula göndermedi ve öyle geçti yıllar.
Ali Atamer: Sadık dedeciğim, Rabiye nenemle nasıl tanıştığınızı bize anlatır mısınız?
S.D: Biz haliyle o zamanlar çobancılık yapardık. Bir tohum zamanı, her sabah olduğu gibi davarımızı otlatmak için ovaya gittik ama çok geçmeden babam hastalandı ve onu doktora götürdük. Doktor, babamı ertesi gün eve yolladı ve babam bize hastalığının ne olduğunu söylemedi. Sabahtan beni yanına alarak tarlaya tohum saçmaya gittik ve bana orda dedi ki: Seninle Yeniceköy’e gidelim ve sana bir kız isteyelim” dedi. Babamın ölmeden önceki son arzusu beni istediği kızla evlendirmekti. Babam Yeniceköy’e gidip kızı isteyerek son arzusunu gerçekleştirdi. Kısmetti kızı verdiler.
R.D: Beni 13 yaşında nişanladılar. Sadık dedeni evlenince gördüydüm.
S.D: Ben radiyeyi ablamın evinde, sırtında çocuk taşıyan, sümüklü bir kız çocuğu olarak bilirdim. Ama Kısmette o sümüklü kız çocuğu ile evlenmek varmış.

Ali Atamer: Nene hiç tanımadığın, görmediğin biriyle evlendirilmek nasıl bir duyguydu?
R.D: Çocuk olduğumdan dolayı evlenmek istemezdim. Arkadaşlarım mahallede oynarken beni 13 yaşımda nişanladılar, 16 yaşında nikahı kıydılar.
Ali Atamer: İstemeden mi evlendiniz?
R.D: Büyükler istedi ve beni verdiler. Bana, Kalavaç köyünde nişanlın var dediler ve bende iyi dedim. Besleme kuzu gibi derler ya attılar beni o köye.
Ali Atamer: Sadık dedemi gördükten sonra evlilik konusunda düşüncelerin değişti mi?
R.D: İlk görüşmemiz evlendikten sonra oldu. E… Dedeni gördüm güzel, yakışıklı adam tüm fikirlerim duygularım değişti. O da beni beğendiydi herhalde ki 56 senedir beraberiz ve bu evliliği yürüttük.
Ali Atamer: Dünürcülük gecesi neler yaşandı?
R.D: Bizim eve kaynanamla eltim geldiydi. Dünürcülüğü onlar yaptılardı. Nişan yüzüğümü ise kapısının arkasından taktılardı parmağıma adettir diye. Bana, bakla ve nohut kavırıp getirdilerdi tez zamanda büyüyeyim, birde entari getirdilerdi giyeyim diye.
S.D: Şekerleri, yemişleri de getirdilerdi onları da söyle Rabiya Hanım.
Ali Atamer: Radiye neneciğim nişanı taktıktan hemen sonra düğün hazırlıklarına mı başladınız?
R.D: Evet oğlum düğün bizim evde de olduydu. Eskiden atla gezerdi gelinler ama ben arabayla gezmek istediydim ve şoför dayının o sekiz kişilik otomobiliyle geldiydim düğün yerine. Misafirler ise öküz arabasıyla geldilerdi. Düğün gecesi ise çok güzel şeyler yaşanmıştı… Eskiden, gelinleri sabaha kadar süren eğlenceleri görsün diye yüksek bir yere minder kurarlardı ve gelinleri oraya oturdurlardı. Adetlerimiz öyle olduğundan dolayı bende sabaha kadar yenen yemekleri içilen içkileri çalınan çalgıları sadece seyrettiydim.4 gün 4 gece düğünüm olduydu. Kazanlar dolusu pilavlar-makarınalar yapıldıydı. Erkekler ve kadınlar ayrı eğlenirdi. Kadınların ayrı erkeklerin ayrı çalgıcısı vardı
Ali Atamer: Neden kadın ve erkek farklı yerlerde yer içer eğlenirdi?
S.D: O zaman öyleydi
R.D: Tam hatırlamam ama ya günahıdı ya da ayıbıdı?
S.D: Kına gecesinde bile gelini göremediydim. İçerde eğlenen kadınları görmeyelim diye kapıda adamlar dururdu. Evvelden “yenge” denen kadınlar vardı. Bu kadınlar damada ve geline düğün öncesi her türlü yardımda bulunurdu. Bu kadını kapıdan dışarıya yemiş dağıtmak için bile bırakmadılardı çünkü dışarıya çıkarsa beni kına evine soksun diye ondan yardım isteyeceğimi bilirlerdi.

Ali Atamer: Sadık dede düğün günüyle ilgili bize anlatmak istediğin şeyler var mı?
S.D: 1942’de Alman harbı çıktıydı ve tam 3 sene sürdüydü. Bu 3 senenin içinde İngiliz hükümeti tüm köylere kumaş verdiydi. O zaman para olmadığından istediklerimizi bezirgandan alamadığımızdan
Bizde bu kumaştan almak için Beyköy’de hüda adında bir imamdan aldıydık. Damatlığımı 4 arşın kumaştan (torba gibi beze benzerdi) diktilerdi. Ve o kumaştan diktirdiğim damatlığı uzun seneler giydiydim.
Ali Atamer: Nenem seni o damatlığın içinde görünce ne düşünmüştü?
S.D: Düğün günü yenge denen kadın elime bir çicek verdiydi ve bende gelinin örtüsünü kaldırarak çiçeği Rabiye nenene verdiydim. Bir çiçekle kandırdıydın kendini.
Ali Atamer: Ekonomik durumunuz nasıldı, geçiminizi nasıl sağlardınız?
S.D: Biz, evimizin bahçesinde veya tarlamızda yetiştirdiğimiz meyve ve sebzeleri satarak geçimimizi bu yollardan sağlardık. Mesela yetiştirdiğimiz bamya ve patlıcan gibi sebzeleri un- buğday karşılığında değiş tokuş yaparak kendi ev ekonomimize yön verirdik.
R.D: Kocam 1953’te ufak bir suçtan bir buçuk sene hapis yattı. Hapiste berberlik yapardı ve Rumları tıraş ederdi. Sadık hapisteyken çok zorluk çektik. Kaynanam ve görümcem çocuklara bakardı ben ise her gün davara giderdim. Çok fakirlik gördük be oğlum. Ne bulursak yedik, yemek bulamadığımızda aç yattığımızı hatırlarım. Çok zor günlerdi çok…
Ali Atamer: Kavgalar, tartışmalar ve kıskançlıklar… Evliliklerin tuzu-biberidir derler…
S.D: Herhangi bir konuda ne tartıştık ne kavga ettik…
R.D: Ne de birbirimizi kıskandık.
S.D: Kıskançlık olsaydı ayrılırdık herhalde
R.D: Sadık dedenin çapkınlığı bile yoktu. Ama Çapkın olduğunu duysaydım boşardım kendini.
S.D: Çok şükür öyle şeyler yapmadım.
Ali Atamer: Bir yastığa 56 yıl baş koydunuz… Acısıyla -tatlısıyla, hüzünleriyle-sevinçleriyle geçen koskoca bir ömür… Bu mutlu evliliğin sırrı nerde saklı sadık dede?
S.D: Bir erkeğin eşi çicektir. O çiçeği atarsan kurur kaybolur gider. Evlendiğin kadını bir süre sonra boşarsan aldatırsan enayisin demektir. Onu tımar edecen ki bir ömür seninle olsun ben böyle bilir böyle yaşarım.
R.D: Birbirimize hala daha sevgimiz-saygımız var.
S.D: Sevgi- saygı olmazsa hiçbir şey yürümez. Saygıyı yitirirsen ipler kopar ve bütün ilişki biter.
































